x
     
20.1.2023 21:51:03
Okunma: 4295
0 Yorum

H.Emre Özer
SEVGİLİ NİVENT

 

"Bir yerde bir zulüm varsa ve tek tükürük hakkım olsaydı Zulmü yapana değil zulme sessiz kalanın yüzüne tükürürdüm."

Ernesto Che Guevara

Bende Nivent dostuma yapılan alçaklık karşısında sessiz kalamadım.

Sahte olduğu aşikar bir hesaptan Alevi canlar için çok iğrenç paylaşımlar yapılmış.

Paylaşımı yapanlar kimlerdir, amaçları nedir şimdilik muamma.
Lakin gerçeklerin er yada geç ortaya çıkmak gibi bir huyları olduğunu biliyoruz.

Savcılık ve siber suçlarla mücadele polisleri konuyu ele almışlar.
İletişim dünyasının eşkıyalarında şeytanlık ve ahlaksızlığın ne boyutlarda olduğuna her gün tanık oluyoruz, maalesef.

Nivent hanımı sevmeyebilirsiniz, hatta nefret bile edebilirsiniz, yazılarından hoşlanmayabilirsiniz.

Lakin düşmanlığın bile bir şerefi vardır.

Paylaşımları hiç araştırmadan, soruşturmadan kişiye hakaret etmek, hedef göstermek kanunen suç, ahlaken sefilliktir, DÜŞKÜNLÜKTÜR.

İnsanları; dini inançlarına, etnik kökenlerine, ırkına göre ayırmak ve değerlendirmek FAŞİSTLİKTİR.

Hiç utanmadan fırsat bu fırsat diye karalama kampanyası başlatanlar, insanları kışkırtanlar neden bu kadar hevesliler acaba?
 
Bir şeylerin rövanşımı alınmak isteniyor?

Vicdanlarınız kurudu mu?

Peki aklınız?

Niye bir insan durduk yerde Alevi canlara böyle bir hakarette bulunsun?

Bunun sonucunda eli ne geçer?

Ama karalayanların bu iftira kampanyasından bir çıkarları olduğu anlamı çıkıyor.

Umarım o hevesiniz kursaklarınızda kalır ve hesap verirsiniz.

Fetö taktiklerinden medet ummak ,suçluluğun telaşından mıdır?

Bu paylaşımı Nivent hanımın yapmadığını biliyorsunuz da bunu bildiğinizi biliyor, bu alçaklığı bilerek ve isteyerek yapanlardan iki cihanda hesap sorulacağını da  biz biliyoruz.

Ben, iftiranın ne zalimce olduğu iyi bilirim.

Uzun yıllar önce annemin yakın memleketi olan Çorum’a gitmiştik rahmetli babam ve annemle.

İğrenç bir iftira ve kışkırtmayla öldürülmüş Alevi canların kanları öbek öbek yerlerdeydi.

Dehşete kapılmıştım.

Annem yüzümü kapatmak istedi, istemsizce kusmaya başlamıştım.
 
Babamın ‘Allahsızlar’ dediğini hatırlıyorum.

Babamın tayini Malatya’ya çıktı.

Turan Emeksiz Lisesinde okul  yaşamıma başladım.

Yine o karanlık ve uğursuz günlerle karşılaştık, kaderin acımasız cilvesiyle.

Hiç değişmeyen iftira ve kışkırtmalar Malatya’da devreye sokuldu.
 
Ellerinde sopalar ve silahlar olan faşist çeteler peydahlandı.

Alevilerin evleri, işyerleri tek tek işaretlendi, tekbirler  getirilerek can almaya yeminler edildi ve ardından saldırılar.

Fakat bir mucize oldu.

Bir asker, bir Alay Komutanı ‘HAYIR” dedi.

Hem kendi hem askerlerinin hem de ailesinin canı pahasına KATLİAM yaptırmayacağım dedi.

Ayaklarının üstünde sertçe durdu.

Ben ve askerlerim ölmedikçe izin vermeyeceğim dedi ve izin vermedi.

Bedelini de emekli olarak, köşesine çekilerek ödedi.

Yaptığından hiç bir pişmanlık duymadığını, düşüncelerinin değişmediği anlattı son günlerinde.

Ben ATATÜRK’ün askeriyim, benim bu milletime ve aziz vatanıma  canım da kanımda feda olsun demişti ,çok nadiren konuştuğu bir sohbetimizde.

O Alay Komutanı kim miydi?

BABAMDI.

Etiketler: