25.10.2017 17:55:52
Okunma: 2603
0 Yorum

Yasemin Başak Arel
Sayın Başkanım,

 
39.000 kişilik yerleşik nüfusun menfaatini düşündüğünüzü söylüyorsunuz,
 
Sayıları 1 milyon 200 binlere dayanmış yazlık konut sahipleri hakkında ne düşünüyorsunuz merak ediyorum. 
 
270 bin kilometre kare alana sahip coğrafyanın 230 bin kilometre karesi hazineye ait şeklinde açıklamanız sürüyor. 
 
Israrla vurgu yaptığınız, 230 bin kilometre karedeki 1.derece arkeolojik sit, doğal sit alanları, RES alanları ve ormana ait araziler kaç kilometrekareye tekâmül ediyor? 
 
Peki ya sadece “turizm imarlı” alanlar ne kadar?
 
Sadece turizm yapılabilir imarlı alanların sürekli olarak konut üretimine kullanılması, 39.000’lik yerel halkın menfaati nedir?
 
12 ay turizm yapılabilir termal kaynaklarımız, 12 ay turizm ekonomisi ve istihdamı yapılabilecek alanlar sürekli olarak konut üretimine, inşaat ve emlak ekonomisi dışında kentimize ne kazandırıyor?
 
Kısa vadede büyük kazanç sağlanan, ancak uzun vadede, kısır bir ekonomi ve çevresel katliamdan öteye gitmeyen bu yapılaşma hakkında, yazlık ihtiyacı vardır, daha çok yazlık konut üretilebilir demektesiniz.
 
Termal kaynaklar ve termal turizmi tesisleri yerine,
 
Ilıcamızda İzmir’imizi katleden “Çin Setti” oluşumu günden güne şekilleniyor. Turizm yatırımı adı altında boyalık sahili adım adım çok katlı konut yapılaşmasına kurban ediliyor.
 
Bunların hepsinin konut olduğunu biliyorsunuz.
 
Tüm yıl boş duran bu çok katlı konutlaşmanın 39.000 nüfusa, kentimiz coğrafyasına ne faydası olduğunu da açıklar mısınız? 
 
Alaçatı’da kaç Alaçatı’lı restore ettiği taş evinde oturuyor? Aniden yükselen emlak fiyatları karşısında, satılan ve yerine konamayan değerlerden, Alaçatı merkezinde hangi planlama dahilinde şehirleşildiğinden bahsedebilir misiniz? Ev yanında disko, bar yanında cami, otel yanında gece kulübünün hangi şehirleşme esaslarına uyduğunu anlatabilir misiniz?
 
Katma-değeri yüksek turizm yatırımları ifadeniz var, fakat içeriği yok. Butik tarzda kaliteli turizm diyorsunuz. Tüm turizm imarlı alanlar konut yapımına kullanılırsa, içeriğini anlayamadığımız turizm yatırımları nerede konumlanacak?
 
TETUSA turizm iştirakinizin yapımına başlanacak Huzurevi yatırımının turizmi geliştireceğini anlatmaya mı çalıştığınızı çözemiyoruz?
 
Huzur Evleri kesinlikle önem verilmesi gereken sosyal tesislerdir. Bu iştirak ile önemli bir “amme hizmeti” açığını kapatmayı hedefleyen hayır işinizi saygıyla karşılıyoruz. Yine de aquapark bahçesindeki huzurevinin turizme katkısını anlayamıyoruz. 
 
TOKİ yanında parsellerimizde dar gelirliye 775 sayılı gecekondu kanunu kapsamında 300 metrekare bahçe içinde 100 metrekare Amerikan mimarisi konutlar yapacağız, 115 bin liradan vereceğiz demişsiniz. Sadece arazi fiyatı mı? Üzerindeki ev ile beraber mi? hesaplıyorsunuz anlayamadık. Yine 775 sayılı gecekondu kanununa istinaden Petek evlerini 10 Bin Lira bedelle dağıtacağınız şeklindeki meclis kararınızı düşünürsek, “Siz isterseniz yaparsınız” demek doğru olur.
 
Yapacağınız Amerikan tarzı konutlardan, otoban kenarlarında ve baraj havzasında çadır kentlerde yaşayan aileler faydalanabilecek mi?
 
Başka bir soru beach club açıklamanız hakkında, hiç gitmediğinizi, ailecek bu işletmeleri kullanmadığınızı söylüyorsunuz. Çeşme’de herkes tek tek aile mensuplarınızın kulüplerle mesafesini biliyor.    Bizler de bu klüplere karşı değiliz! Belirli bir Planlaması olması, ses ve görüntü kirliliği başta olmak kaydıyla çevreyi kirletmemesi ve her adım kumsalın işgal altına girmemesi konusunda ısrar ediyoruz. Akşamları evde salata yaptığınızı ailece hafif yemekleri tercih ettiğinizi belirtmişsiniz. Sağlıklı beslenmeniz hepimizin hayrına olur. Çeşme ve Alaçatı marinalarındaki bazı restoranların artık hepimizin evi sayıldığı ve marul salatalarının muhteşem olduğu konusunda size katılıyorum.
 
Çöp ve moloz konularına hiç girmediğiniz dikkatimi çekti. Önümüzde daha en az iki dönem başkanlık yapma hedefinde olduğunuza göre, ilçe belediyeniz büyükşehirden, yasal, ruhsatlı depolama alanları ve dönüşüm tesisleri talep edecek mi? Gelişigüzel atılan, dökülen, gömülen, yakılan çöpler, budama atıkları ve molozlar hakkında dünya markası kentimize yakışır bir plan düşündünüz mü?
 
1/25.000’lik planlar hakkında çok sayıda itiraz var ve daha fazlası için seferberlik başlatılmış. Sit dereceleri düşürüldükten sonra herkes memnun demiştiniz. Bu itirazlar neden yapılıyor? 
 
“Kendine, eşine, dostuna imar planı yaptı dedirtmem, yok öyle bir şey !” demişsiniz, gerçekten bunu kim söylemişse iftira atıyor!  
 
16 Eylül Mahallesi hangi plana göre şekilleniyor diye sorduğumuzda, “çevresinde olagelmiş duruma göre şekilleniyor” yazılı cevabınızdan planı kavramıştık. Yollara taşmış üst üste bina yığınları daha bugünden şehir yaşamını çileye döndürüyor. Görmezden geldiğiniz bütünüyle negatif şekillenen yaşam kalitesidir.

“Kızımız çok güzel” diye üstüne vurgu yaptığınız, Çeşmemizin güzelliği konusunda da hem fikiriz. Bizim güzel kızımız, “Fatmagül’ün suçu ne?” romanındaki güzel kızın kaderini yaşıyor.
 
Bu arada, metal yorgunluğu nedir? diye sormuşsunuz. Etten kandan üremiş insan evladı için geçerli bir tanım değildir. Siz kesinlikle üzerinize alınmayın. Melih üzerine alınıyor mu? 
 
Ayrıca sizde “Çeşme aşkı” var.
 
Alaçatı Belde Belediyesi Başkanı olduğunuzda, “Alaçatı’ya yatırım yapana sırtımda çimento taşırım” demiştiniz, aynen öyle yaptınız.
 
….. ve devam ediyorsunuz.
 
Çok büyük farkla bir seçim kazanmayı hedeflediğinizi görüyoruz. Kuruş kuruş denk bütçe yapabilen hesaplama zihniyetiniz ile oyları %70 in üstünde öngörmüşsünüz. Bence küçük bir hesap hatası var. 
 
Bila istisna tüm meclis üyeleri sizi desteklediğine, her yatırımcı, bütün iş adamları, sermaye gücü, basın ve halkınız, bi’l-fiil ardınızda olduğuna göre bu öngörünüz az bile.  
 
AKP sizi seviyor, MHP seviyor, CHP’nin göz bebeğisiniz, İçişleri Bakanlığı seviyor, Başbakan seviyor, Yargı seviyor, Bilirkişiler seviyor, Danıştay, Sayıştay seviyor, Oranın en az %99 olması gerekir.
 
Bir başkanın, “görev beni çağırıyor”, “vazifeden kaçmadım”, sözlerini hatırlatmak isterim. Zat-ı muhteremin yanılgılarına düşmemenizi umarım. 
 
o koltuktan inildiği bir gün de gelecek,
 
… ve yolda yürürken kimsenin selam vermediği “O” vazife adamlarını unutmamanızı temenni ediyorum.
 
Saygılarımla
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları