Soruşturma İzni Verilmeyen

2 Şubat 2020 Pazar , 23:49
Okunma: 2550
0 Yorum

Karara itirazımız!!!


T.C

Danıştay Birinci Dairesi’ne 



İçişleri Bakanlığı Mül.Tef.Ku.Bşk. 2019/156

Karar tarihi; 23 Ağustos 2019

Hakkında Ön İnceleme Yapılanlar;

1- Aziz KOCAOĞLU; Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı

2- Dr Buğra Gökçe; Genel Sekreter

3- Pervin Şenel Genç; Eski Genel Sekreter 

4- A. Suphi ŞAHİN; Genel Sekreter Yardımcısı

5- B.Fügen Selvitopu; Eski genel Sekreter Yardımcısı

6- F.Perihan UTAN; İmar Dairesi Başkanı

7- Zeliha Demirel; İmar Şehircilik Daire Başkanı


İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na 30.07.2018 tarihinde, vermiş olduğum suç duyuruma istinaden, içişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulundan gelen müfettişe ifademi verdikten sonra başlatılan incelemede yer alan, İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İzmir Valiliği, Narlıdere Kaymakamlığı, Narlıdere Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri hakkında, eksik ve şikayete konu ilgili kurumları açık ve net korumaya yönelik olduğundan, İçişleri Bakanı imzalı 23 Ağustos 2019 tarih 2019/156 sayılı karara itirazımdır.


AÇIKLAMALARIM; 

   1-   İncelemeyi yapan, Sayın Müfettişin raporunda,


“İzmir Valiliği idare ve Denetim Müdürlüğü Denetim Görevlisi Hayri LALEDAGI ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde görevli Mimar Meltem DÜZTAŞ TAHÎNCİOGLU tarafından düzenlenen 14.06.2019 tarihli Bilirkişi Raporunda; İzmir ili, Narlıdere İlçesi, Sahilevleri Mahallesi, Kale Sokak, 9 Ada, 182 Parselde bulunan yapılara ilişkin imara aykırılıklarından dolayı 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 11. maddesinde yer alan görevlerin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yetkilileri tarafından tam olarak yerine getirilmemiş olduğu sonuç ve kanaatinin yer aldığı.,” 

İfadesi başlı başına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yetkililerinin görevlerini yerine getirmediği ortada iken SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEMESİ kararı YASA ve Yönetmeliklere AYKIRIDIR.

   2-   Kararın 2. Sayfası 3. Paragrafında yer alan,


“Ön incelemeye konu şikayetten, ancak 10/12/2015 tarihli dilekçe ile haberdar olan İzmir Büyükşehir Belediyesinin, (Narlıdere Belediye Başkanı ve diğer görevliler hakkında idari yargılamanın tamamlanmış olması nedeniyle) 5216 sayılı Kanun’un 11. maddesi çerçevesinde büyükşehir belediyelerine verilmiş bulunan denetim yetkisinin, tespit edilen aykırılık ve eksikliklerin giderilmesi konusunda ilçe belediyesine üç aylık bir süre verilerek gereğinin yapılmasını içerdiği, ancak bu sürenin dahi kullanılmasının mümkün olmadığı bir aşamada İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerinden idari yargılamaları nihayete eren bir konuda 3194 sayılı imar Kanunu’nun 32 ve 42. maddeleri doğrultusunda işlem yapılmasının ve aykırılığın giderilmesinin mümkün olmadığı.,”


Sayın müfettiş raporunda yer alan, (Narlıdere Belediye Başkanı ve diğer görevliler hakkında idari yargılamanın tamamlanmış olması nedeniyle) hangi idari yargılamadan bahsedildiği hiç anlaşılmamakla birlikte, Sayın müfettiş Ankara’dan gelmeden evrakları isteyerek de karar verebilirdi, tarafımdan yapılan suç duyurumda, yer alan dört sayfada ifade ettiğim tüm açıklamalarımda yapılan incelemelerin eksik olduğunu hemen hemen her sayfada ifade etmiş olmama karşın ve yerinde inceleme istememe karşın masa başında incelemeler yapılmış olduğu ortadadır. Kararda yer alan 4 sayfada yerinde yapılan tespitlere ilişkin tek bir ifade yer almamıştır.


   3- Karada yer alan 2. sayfanın 4.paragrafında yer alan,

“Dolayısıyla birincil yetki ve sorumluluğa sahip Narlıdere Belediye Başkanı ve diğer görevliler hakkında soruşturma izni verilmemesi ile sonuçlanan konuda ikincil yetki sahibi olan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve diğer yetkililer hakkında soruşturma izni verilerek bir yargılamaya tabi tutulmasının hakkaniyet ilkelerine uygun olmadığı, ayrıca kesinleşen idari yargılamalara muhalif bir işlem olacağından nihai bir çözüm ortaya koymayacağı.,”


Ortada, imar planına aykırı, plan notlarına aykırı bir tesis var iken hangi HAKKANİYET İLKERİNDEN söz edilebilmekte? Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, yasalar karşısında herkes eşittir. Yasalar karşısında HAKKANİYET İLKELERİNDEN söz edilemez.


Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.


“Hakkaniyet, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olup hâkime takdir yetkisi tanınan durumlarda, hâkimin bu takdir yetkisini somut olayın özelliklerine uygun olarak ve adalet ilkelerini gözeterek kullanmasını ifade etmektedir. Hakkaniyet kavramı, hukukun genel bir ilkesi olduğundan, Anayasa yargısında da dikkate alınmalıdır. Kanun koyucu da tıpkı mahkemeler gibi takdir yetkisi kullanırken hakkaniyeti gözetmekle yükümlüdür.”

“Ancak kanun koyucunun, kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yaran ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.”


Sayın müfettiş hangi HAKKANİYET İLKESİNDEN söz etmektedir?

 Soruşturma konusu olan yeri incelemek yerine, HAKKANİYET İLKESİNDEN söz edip, şikayete konu yerin kamu yararına bir tesis olduğunu mu ifade etmeye çalışmaktadır?

 

   4- İnceleme raporunun 5.paragrafında ise,


“Öte yandan; Müşteki, Şüpheliler İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Narlıdere Kaymakamlığı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Narlıdere Belediyesi; suç biçimi “görevi kötüye kullanma” olan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/92131 Soruşturma, 2018/55637 Karar numaralı 09.11.2018 tarihli kararında, içlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesinin de bulunduğu şüphelilerin üzerine atılı “görevi kötüye kullanmak” suçuyla ilgili olarak “inceleme yapılmasına yer olmadığı” kararının bulunduğu”


Sayın müfettiş sürekli daha önce inceleme yapıldığından yola çıkakarak, tüm detayları beyhude bir caba ile sıralamış ancak şikayete konu yerde bir inceleme yaptırdım ve elde edilen veriler ışığında, plan notlarına ve imar planlarına aykırı hiçbir unsur bulamadım, diyememiştir.


   5- İnceleme raporunun 6. Paragrafında ise,


“Müşteki tarafından elektronik posta yoluyla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına yapılan 18/05/2016 tarihli başvuru üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 'Narlıdere Belediye Başkanlığından şikayet konusu taşınmaz ile ilgili bilgi ve belgeler, yazışmalar ile temin edilerek yerinde inceleme yapıldığı, İzmir Büyükşehir Belediye Narlıdere Belediye Başkanlığına gönderilen 03/06/2016 tarihli ve 74630 sayılı yazıda “ Söz konusu parselde 362 m2 dubleks mesken (bağ evi, çiftlik ve köy evi) için 22.01.2015 tarih ve 5241 sayı ile yapı ruhsatı, 15.10.2015 tarih ve 3584 sayı ile de yapı kullanma izin belgesi düzenlendiği, Yapı ruhsat eki mimari projede ise, toplam inşaat alanı 362 m2 olan bodrum + zemin + 1 katlı betonarme bina (dubleks mesken) haricinde sökülüp takılabilen prefabrik yapı olarak nitelendirilmiş 800 m2 ve 385 m2 inşaat alanına sahip iki adet yapının daha parselde mevcut olduğu, ancak bu yapılara ait yapı ruhsatlarının bulunmadığı,”

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, Narlıdere Belediyesine yollanan 03.06.2016 tarihli ve 74630 sayılı yazıda şikayete konu yerin tüm aykırılıkları sırasıyla yazılmıştır. Sayın müfettiş bu aykırılıkları görmeyip, hangi HAKKANİYET İLKESİNDEN söz edebilmektedir. Şikayete konu yerlerin YAPI RUHSATLARININ bulunmaması HAKKANİYET İLKESİMİDİR?


   6- İnceleme raporunun 3. Sayfasının 2. paragrafında,

“Konu ile ilgili olarak daha önce 18.08.2015 tarihinde mahallinde yapılan incelemede, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi bulunan dubleks meskenle birlikte parselde çelik konstrüksiyon yapılar da bulunduğu görülmüş olup, İmar Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında yapı tanımına giren her türlü imalatın Kanunun 21. maddesi gereğince yapı ruhsatı düzenlenmek suretiyle imal edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, 361 m2 inşaat alanına sahip dubleks meskenin yanı sıra söz konusu parselde bulunan 800 m2 ve 385 m2 inşaat alanına sahip iki adet yapı ile birlikte, yukarıda belirtilen Plan Notlarının 6. maddesi kapsamında tarımsal niteliği korunacak alanda bulunan parsellere tanınan inşaat alanı hakkının oldukça aşıldığı, yapıların parsel sathının %5 'inden fazla yer işgal ettiği anlaşılmıştır.”


Sayın müfettiş yerinde inceleme yapmasa bile tarafıma yollanan,İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı, imzalı  yazıda tüm aykırılıklar, madde madde yer alırken, her nedense müfettiş bu aykırılıkları yerinde incelemediği gibi tüm aykırılıkları her nedense YOK SAYMIŞTIR.


   7- İnceleme raporunun 3. Sayfasının 3. paragrafında,


“Bu kapsamda. Narlıdere İlçesi, Sahilevleri Mahallesi, 9 ada 182 parseldeki yapılara ilişkin olarak yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işlem tesis edilmesi gerektiği, aksi taktirde hukuka ve mevzuata aykırı uygulamalar sonucunda ilgililerin uğrayacağı maddi ve manevi zararların sorumlusunun Belediyeniz olacağı, bu nedenle Belediye Başkanlığınızca yürütülen iş ve işlemlerde gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi hususunda bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim. “ denilerek Narlıdere Belediye Başkanlığının ikaz edildiği, bu yazışmalar ile ilgili olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına Genel Sekreter Yardımcısı A. Suphi ŞAHİN tarafından imzalanarak Müştekiye gönderilen 26/07/2016 tarihli ve 95490 sayılı yazıda; İzmir Valisi tarafından verilen 20/08/2015 tarihli ve 43528 sayılı görev emri ile ön araştırma yapmak için görevlendirilen Yüksek Mimar Ali BOL tarafından düzenlenen 18/09/2015 tarihli ön araştırma raporu ve Barış AYKUL isimli vatandaşın 10/12/2015 tarihli şikayeti üzerine, İzmir Valisi tarafından yapılan 21/12/2015 tarihli ve E.81583 sayılı görevlendirme sonucunda İmar ve Şehircilik İl Müdürlüğünde görevli Mimar Gülşan YILMAZ tarafından düzenlenen 26/02/2016 tarihli ön araştırma raporundan bahsedilerek 5216 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılacak bir işlem bulunmadığının belirtildiği”


Sayın müfettiş İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan tüm tespitlere itibar etmeyip, İzmir Valiliği Yüksek Mimar Ali BOL tarafından düzenlenen 18/09/2015 tarihli ön araştırma raporunu güvenilir bulmuştur.

Ortada birbirinden, taban tabana zıt iki rapor bulunmaktadır. Müfettiş bu raporların hangisini doğru olup olmadığını incelemek yerine, şikayete konu kişileri kurtarmak adına mı, hareket etmiştir?


   8- İnceleme raporunun 3. Sayfasının son paragrafında

 
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kast” başlıklı 21. maddesinde; "(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanunî tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir....” hükmünün bulunduğu ve “Görevi Kötüye Kullanma” başlıklı 257. maddesinde ayrıca kanunda suç olarak tanımlanan haller dışında ve irtikap suçunu oluşturmadığı takdirde her üç fıkrasında da suçun manevi unsurunun “Genel Kast” olduğu, genel kastın ise “yaptığını ve sonucunu bilme ve bu sonucu isteme” olarak tanımlandırılabileceği”


Sayın müfettişin ifadesinden yola çıkarsak, “Görevi Kötüye Kullanma” sucu sadece irtikap hallerinde mi olmakta sorusunu akılara getirmekte, İmar yolsuzluğuna göz yummak başlı başına bir suçtur ve ortada kamu yararına bir tesis yoktur. Bahse konu tesis özeldir ve kamunun faydasına hizmet vermediği gibi tarım alanında plan notlarına aykırı bir tesis bulunmaktadır. 


Sonuç;


Ortada gerçeğe aykırı beyan veren kamu kurumları vardır. Bu konuda tüm delilleri İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na ilettim. Yukarıda maddeler halinde açıklandığı üzere şikayet edilenler hakkında “SORUŞTURMA İZNİ VERİLMESİ KARARININ KALDIRILMASINI talep ederken, ortada tüm deliller mevcut iken şikayete konu yer ile eksik inceleme yapan müfettiş ve muhakkik hakkında resen işlem başlatılmasını talep etmekteyim.Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, yasalar karşısında herkes eşittir. 


Nivent Kurtuluş


EKLER;

1-İzmir Cumhuriyet Savcılığına verdiğim suç duyuru

2-Plan Notları

3-İlgili kurumlar ile yazışmalar ve gelen cevaplar

4-Şikayete konu tesisin resimleri
 

 

 

 


Kaynak: