9.03.2021 20:07:45
Okunma: 9523
0 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
YANLIŞ BİLİYORMUŞUZ!!!

 

Bugün sizlerle sağlıklı diye aldığımız ürünlerin,
 
Nasıl bizleri zehirlediğini, sizlerle paylaşmak istiyorum,
 
Hemen hemen her birimiz, odun ateşinde pişen,
 
Pekmez, Nar Ekşisi, Salça vb ürünleri şifa kaynağı diye tüketmekteyiz,
 
Fabrikasyon değil diye, bu ürünleri bulduğumuzda,
 
Beşer, onar almaktayız,
 
Misafirlerimize ikram ederken, “şekerim natürel doğal ürün” diye hava atmaktayız,
 
Oysaki bizim natürel dediğimiz ürünlerde,
 
HMF varmış,
 
HMF nedir derseniz?
 
“HMF(Hidroksimetil Furfural), asitli ortamda hekzosun parçalanması ile veya Maillard reaksiyonu esnasında ortaya çıkan bir ara üründür. Daha basitiyle, şekerli gıdaların, uygun olmayan sıcaklıklarda saklanması ve üretimleri sırasında uygulanan ısıl işlemden dolayı meydana gelmektedir. HMF ürünlerde kalite kriteri olarak da görülmektedir.
Pekmez: Geleneksel besin maddelerinden olan pekmezin yapımında HMF oluşumuna dikkat etmen gerekiyor. Bu konuda Türk Gıda Kodeksi Üzüm Pekmezi Tebliği’nde sıvı pekmezde en fazla 75 mg/kg, katı pekmezde ise 100 mg/kg’a kadar HMF miktarına izin verilmektedir."
 
Peki, açık kazanlarda yapılan pekmezlerde ne kadar HMF oluşuyor dersiniz? 
 
Yapılan çalışmalarda, vakum altında üretilen%76 suda çözünür kuru madde içerikli pekmezde 35,25 mg/kg HMF oluşurken, açık kazan yöntemine göre 681,40 mg/kg HMF değeri oluşmaktadır. Bu yüzden açık kazanlarda geleneksel yöntemlerle yapılan pekmezler yerine güvenilir markaların vakum altında düşük sıcaklıkta ürettikleri pekmezleri tercih etmen daha sağlıklı olacaktır.”
 
Krom tanklarda buhar sistemi ile pişirilen pekmez vb ürünlerde HMF oranı 35,5 civarında oluyor,
 
Peki, bizlerin kapış kapış aldığımız odun ateşinde pişen pekmezlerde oran 20 kat artmakta,
 
Tadı elbette farklı, bizlerin şifa kaynağı dediğimiz ürünlerde, KANSEROJEN var,

Bir de bu odun ateşinde kaynayan ürünleri, evlerimizde kek vb ürünlere karıştırıp,
 
Pekmezli ya da ballı  kek diye midemize indiriyoruz,
 
Kimse farkında değil ikinci ışıl işleme maruz kalan yiyeceklerimizde HMF Oranı 40 kat daha arttırmaktayız,

HMF’nin zararları nelerdir?
 
“Yapılan araştırmalar HMF’nin yüksek dozda alınmasıyla, üst solunum, göz, deri ve mukozayı tahriş edebileceğini söylemektedir. Bunun dışında genotoksik etkisi olan bu bileşen, DNA üzerinde baz ve şeker modifikasyonu, tek çift zincir kırıkları, DNA protein çapraz bağlanması gibi lezyonlara sebep olup hasara yol açmaktadır. HMF üzerine yapılan başka bir çalışmada da, fazla miktarda tüketimle beraber tümör oluşum riskini arttırdığı gözlenmiştir.”

Bu konuda yüzlerce metin okudum, dostlarımı uyardığımda,

“Aman eskiden kanser mi vardı? Hep odun ateşiyle pişen salçaları, pekmezleri, nar ekşisi tükettik”

Evet, eskiden kanser vakaları daha azdı. Lakin kanser bilinmiyordu.

Biri öldüğünde vadesi geldi öldü derlerdi, değil mi?

Beni okuyanlar, “hoppala bu yazıda neyin nesi” dediğinizi duyar gibi oluyorum,

Dört seneye yakın kendim çiftliğimde yaşıyorum,

Üretimin Türkiye’nin kurtuluşu olduğuna inananlardanım,

Ve bildiğiniz üzere her konuyu incelerim,

Uzun zamandır kendi adıma doğal ürünler üretmek istiyordum,

Corano olan dostlarım benden Çam Kozalağı Pekmezi istedi,

Çam Kozalağı pekmezini araştırdım,

Odun ateşinde yapılanların zararlı olduğunu öğrendim,

Çam Kozalağı pekmezini krom tanklarda yapan bir firma bulamadım,

Ve neden ben bu tesisi kurmuyorum dedim,

Böylelikle yola çıktım,

Bilirsiniz her şey ilk adımla başlar,

Ben ilk adımı attım.

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları