03.04.2016 20:12:36
Okunma: 3162
6 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
TÜCCAR KOMUTAN MASALI (2)

 

Masalımıza devam ederken nerede kaldığımızı hatırlamak için, son dizelerimizi gözden geçirmekte yarar var.

Bir zaman sonra başkomutan ölmüş, komutanlar kendi aralarından birini rahmetli başkomutanın yerine geçirmek için toplanmışlar.
 
Her bir komutan kendini rahmetlinin yerine yakıştırmış.
 
Bir kişi hariç, o da tüccar komutanmış.
 
Zaten komutanlığı daha benimseyememiş, başkomutanlığı rüyasında görse inanmaz, üstünün açık kaldığına yorarmış. 
 
Etrafında olan biteni sessiz sedasız izlemeye koyulmuş.
 
Diğer komutanlar şimdiden başkomutanlığın ince hesaplarını yaparmış.

Masalın devamı ise;
 
Her komutan ince hesabını yaparken, bizim sessiz yere bakan ama yürek yakmayan komutan etrafında olup bitenleri izlerken,  kentin ileri gelenleri sık sık bir araya gelmeye başlamışlar.
 
Her komutanı masaya yatırmışlar, “şu olursa bizim işimizi yapmaz.
Bu olursa, söz dinlemez” derken akıllarına, Tüccar Komutan gelmiş.
 
İlk önce kendileri de “Olmaz, başkomutanlığı beceremez. Yaptığı elle tutular hiçbir iş yok” diye kendi aralarında tartışmışlar.
 
En sonunda, “Beceriksiz olması iyi. Biz söyleriz, o yapar.
Ya diğerleri bizim sözümüzü dinlemez, sonra işlerimiz bozulursa” diye tüccar komutanda karar kılmışlar.
 
Ve kararı uygulamak için harekete geçmişler.
 
Tuhaftır ki kimse karşı çıkmamış. Çünkü herkeste aynı düşünce hâsıl olmuş.
 
Beklenen olmuş, oylamada bizim Tüccar Komutan seçilmiş..
 
Kimse şaşkın değilmiş, beraber aldıkları kararı uygulamışlar.
 
Ama Tüccar Komutan çok şaşırmış bu işe. İçinden “Allah’ım sen nelere kadirsin. Rüyamda görsem inanamayacağım komutanlığı bana bahşettin. Yetmezmiş gibi şimdi de başkomutanlık verdin.” diye şaşkın şaşkın ortalıkta dolaşıyormuş.
Bu şaşkınlık birkaç ay sürmüş.
 
Önceleri diğer komutanların işlerini soru dahi sormaksızın hemen yapmaya başlamış.
 
Bölgenin ileri gelenlerinin işlerini derhal çözmüş.
 
Rahmetli eski başkomutandan kalan kadroya başta hiç dokunmamış.
 
Tüccar Komutanı seçenler, mutlu mesut günlerini geçirmeye başlamışlar.
 
Tüccar Komutan, komutanlık binasına girerken herkesin yerlere kadar eğilmeleri karşında adeta mahcup oluyormuş. Çünkü kendisi çok mütevazıymış ilk zamaanlar.
 
Sonrasında bizim Tüccar Komutan “Vay be, ben ne adammışım” diye ufaktan ufağa değişim göstermeye başlamış!!!
 
İlk önceleri bu durumu kimse fark edememiş.
 
Tüccar Komutan ne yapsa herkes karşısında yerlere kadar eğilmeye devam ettikçe, “galiba küçük dünyaları ben yarattım” zannetmeye başlamış!
 
Bir zamanlar herkesin karşısında eğilen Tüccar Komutanın, seçimi kazanmasından sonra, yürüyüşü değişmiş, desturu değişmiş, bakışları değişmiş. O mütevazı adam gitmiş, yerine adeta bir kurt adam gelmiş.
 
Sanki içine sığdıramadığı bir dev varmış edasıyla dolaşmaya başlamış.
 
İlk başlarda pek dokunmadığı kadroyu başlamış değiştirmeye.
 
Boşalan yerlere öncelikle okul arkadaşlarını almaya başlamış.  Böylece onlar da akıllarına gelmeyecek mevkileri birer birer gelmeye başlamışlar.
 
Tüccar Komutan için iş bilmek ya da bilmemek önemli değilmiş. Çünkü içinden hep “Ben ki hiç bir şey bilmeden bu mevkilere geldiysem, herkes de bir yerlere gelebilir” der dururmuş.
 
Başkan olduktan sonra en büyük zorluğu ve rahatsızlığı, rahmetli eski başkomutanı unutturma konusunda yaşamış. Çünkü eski başkomutan açık sözlülüğüyle, duruşuyla, karizmasıyla halkın gönlünde taht kurmuş bir komutanmış. Rahmetli olduktan sonra da, kentin her yerinde, hatta komutanlığın her odasında posterleri asılıymış.
 
Bu durum Tüccar Komutanı deliye çeviriyormuş.
 
Rahmetlinin sağlığında devam eden işleri tamamlamak zorunda kalmak ziyadesi ile Tüccar Komutanı rahatsız ederken, Rahmetli ile geceleri rüyasında bile kavga eder hale gelmiş.
 
Rahmetliden kalan kadroyu kendisi için tehlike unsuru sayıyor, onları görmeye bile dayanamıyormuş.
 
Rahmetli komutanın zamanından kalan yöneticiler de farkındaymış bu durumun. Bu yüzden Tüccar Komutan ile bir araya geldiklerinde, rahmetliyi yerden yere vurup işlerini kaybetmemeye çalışıyorlarmış.
 
Bizim saf Tüccar Komutan inanırmış bu duruma. 
 
Kendini dev aynasında gören Tüccar Komutan bundan sonra ne mi yapmış? 
 
Gelecek yazımda devamı. 
 

Etiketler:

Misafir - 06.04.2016 08:44:03

  • Cesamin Özkan
  • Nivent Kurtuluş bu güzel işleri yaparken farkında olmadan ikinci çok daha önemli bir iş daha yapıyor. Bu Aziz Kocaoğlu sayesinde İzmir'in AKP tarafından alınma tehlikesi her geçen gün artıyor. İşte Temiz İzmir Derneği bağımsız bir parti gibi çalışarak İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanlığına Nivent Hanımın adaylığı ile bu tehlikeyi gidermiş olacak. İzmire gerçek anlamda sahip çıkacak, bilgi ve donanımı ile kültürlü kişiliği ile bu ilede zaten Nivent Kurtuluş yakışır. Nivent Kurtuluş belkide İzmir için kurtuluşun adresi olacak.
  • Misafir - 05.04.2016 22:52:45

  • pınar şeyhzadeoğlu
  • devlet memurluğu maaşı ile, karı koca kendilerini paralasalar bile, çeşmede yazlığı, izmirde kışlığı, ıldır'da tarlası olması olasılığı, gezegenlerin gökte tek sıra halinde hazır ol da dizilmesi olasılığı kadar ütopik bir olasılıktır. kim diyorsa ki çalmadım, yalan söyler!günümüz ekonomik koşulları ve enflasyon karşısında, mal mülk sahibi olmak hayaldir.bir memur çıkar ebeveyn ailesi hariç karı koca, birikimleri ile, kuruşu kuruşuna mal varlığını açıkça deklere edebilirse alnını karışlarım. demek ki ya çalmış, ya da rüşveti yemiş!ne yazık ki, bir dönem boyu, "benim memurum işini bilir" zihniyeti hakim oldu ...ve o zihniyet halen aramızda!!! siz biliyorsunuz! bizler de öyle!bürokrasinin her adımında, hızlı şekilde hedefe varabilmenin formülü, ne yazık ki belli standartlara bağlı!!! öyle değil diyen çıksın anlatsın!....devlet güçlü ise, önce, yapabilirse, bürokratın gözünü doyursun! memura, yargıca, hakime,en ufak rütbeden en büyük rütbeye, çalmayacağı, tenezzül etmeyeceği ortam sağlasın.... ve sonra denetlesin onları... hala çalan, rüşvet yiyen varsa ibret için gözünü oysun! bakalım bu düzen böyle gider mi?
  • Misafir - 05.04.2016 22:43:27

  • muhittin demirdöver
  • ben almanya tarihini çok okurum, earnest Röhm ss lerin başıdır.ilk başta lağvedilmiş birliğin başı olan röhm'ü ele geçirir.sonra diğer fırsatçıları kullanarak, zaaflarından istifade ederek yükselir... sonra ne mi yapar? ilk ayıkladığı Röhm olmuştur. diğer fırsatçıları tek tek ayıklar, onları kendi tuzaklarına düşürür. bu nedenle Adolf ile başlayan tarihi iyi bilmek çok önemlidir. faşist biri kominist işçi partisinin yoz teşkilatını nasıl ele geçirmiş, nasıl kullanmış, nasıl kendi emelleri için maskara etmiştir. buna çok spesifik bir örnektir. sermayenin liboşların adamları, aç gözlü hırslı kompleksli faşistler, kardeşlik eşitlik türkülerinin büyüsü ardına toplaşan kitleleri başka nasıl ele geçirebilirdi ki! 1. ve 2. dünya savaşını çok iyi bilmek, neden ve sonuçlarını çok iyi analiz etmek gerekir. versay antlaşması ve sonrasındaki almanyayı iyi okumak lazımdır. şimdi ne alaka dediğinizi duyar gibiyim! okuyun, araştırın göreceksiniz...svg.syg.
  • Misafir - 04.04.2016 19:11:41

  • ömer faruk
  • aslında iyi olmuş, neden mi? çapsız tipsiz şahsiyetsiz ve de içten pazarlıklı bir sürü adamın ortalarda dolandığının bir göstergesiymiş bu süreç.kendileri perde arkasındaki "kurnazları" oynayacaklar, ön planda, "vur kafasına,al ağzından lokmasını"saydıkları tüccarı kullanacaklarmış.o adamın başkomutanlık mertebesine çıkması bu işin özetidir.oraya gelmek isteyen ve cesareti olmayan nicelerinin,birbirine güvenmeyen çakallar arenasından sıyrılıp yükselişidir.en büyük erdem!ne olduğunu ne olmadığını bilmektir.bu komutan ne olmadığını biliyormuş.elbet ki her kafadan bir ses çıkmıştır.herkes akıl öğretmiş yol göstermiştir amma o yollar hep çakışmıştır.er yada geç başkomutan güdülmekten bıkacak,trafiği yönetemeyecekti!en güzeli hatta daha iyisi,yerini sağlamlatacak düzenlemeler yapmak, yalnızca ona tapanlardan bir kurmay ordusu kurmaktı.bu kendini bilmektir.hiçkimse herkezi aynı anda memnun edemez.ki bu başkomutan da edemeyeceğini biliyormuş!ve en başından bundan vazgeçmiş.tüm bu hikaye "yoz" bir ortamın nihai tecellisi.diğer emsal komutanları ve müteveffanın kurmaylarını,amellerini, özel yaşamını iyi irdeleyen araştırmacı bir gözlemci, işlerin nereye evrileceğini görebilirdi.kendini çok akıllı zannedenler için ne büyük şok olmuştur oysa!?o orduların savunduğu topraklar baştan kaybedilmiş.ortalık kimlere kalmış.?.tüccara o kadar da gücenmemek lazım.her zaman hitleri örnek olarak inceleyebilirsiniz.sıradan vasıfsız bir onbaşı.imparatorluk kuracak,dünya savaşı çıkarak,milyonların ölümüne neden olacak gücü nereden buldu?damarlarındaki asil?kanda mı?ortamın çok kötü olduğu zamanlar,sıradışı çirkinlikte karakterlerin tarih yazdığı ortamlar yaratır!çapsız tipsiz sinsi akılsız düşüncesiz nicelerini kullanıp yükselemeseydi,avrupayı ve insanlığı felakete sürükleyebilir miydi?
  • Misafir - 04.04.2016 16:21:17

  • Cesamin Özkan
  • Yani Nivent hanım burada başkan, komutan, lider gibi kavramları kendisine yakıştıran, ancak sadece bu kavramların bozuntusundan başka bir şey olamayan birazda ukala, çapsız hatta toplumun başına bela olarak musallat olmuşlardan bahsediyor. Bu yaratıkların gerekli yerlere def edilmesinin bir an önce başarılmasının sağlanması adına görev yapan neferler selamlar.
  • Misafir - 04.04.2016 10:29:37

  • Cesamin Özkan
  • Çok güzel mükemmel. Devamını bekliyoruz. Bu kadar güzel anlatım gerçekten tat veriyor.
  • Yazarın Diğer Yazıları