26.07.2013 15:01:17
Okunma: 4160
1 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
Dayatmaya son verin

 

Siyasi partiler seçim atmosferine girdi. Şu sıralar herkes birbirinin açıklarını aramakta. Kimse “yaşadığım kente nasıl hizmet ederim” diye düşünmüyor.

Belediye işçileri haklarını aramak için meydanlara iniyor. Bugün belediyenin önünden derneğimize giderken işçilerin arasından geçtim. Hepsi burnundan soluyor. Tek şey talep ediyorlar: “Eşit işe, eşit maaş.”
 
Bu isteğin görmezden gelinmesi, bırakın demokrasi ihlalini, yaşam hakkı ihlalidir. İşçiler belediye önünde “Çete davasında yargılanan Aziz Başkan için adliyenin önünde nöbet tuttuk, şimdi nerde başkan” diye hep bir ağızdan bağırıyorlardı.
 
Sahi nerede başkan?
 
Çocukluk arkadaşlarını, Bornova ekibini, dostlarının oğlu, kızı, damadı, gelini belediyenin üst kadrolarına yerleştirirken, bu işçilerin suçu günahı nedir?
 
İddialara göre, Büyükşehir Belediyesi Avukatı Canan Mut’un kızı özel kalem kadrosuna alınmış. Böylece KPSS’ye katılmadan devlet memuru olacak. Şimdiye kadar özel kalem kadrosundan kimler geldi kimler geçti?
 
Bunca haksızlık üzerine tesis edilen bir binadan ne hayır gelir? 
 
Tıpkı haksızlık üzerine kurulan gelir kaynağı ranta teslim kentimiz.
 
Siyaset kadroları parasal güce göre oluşan bir Türkiye’de yaşıyoruz. Kentimiz yağmalanıyor, ranta teslim ediliyor. Ne uğruna? Rant uğruna.
 
İşçilerimiz üzerinden bile rant elde etmeye çalışıyoruz.
 
Rantı sadece para ile sınırlamayın. Siyasi rant peşinde koşanlarımız var. Belediyenin beceriksizliğinden siyasi rant kapma hevesinde olanlar var. Hükümetler değişir, yönetimler değişir ama RANT KAVRAMI hep olur. Doymak bilmez bir canavar olarak kalır. 
 
Kent yağmasından pay alan kesimler olduğu sürece, oyuncular değişse de senaryo aynıdır.
 
Şimdi seçim atmosferindeyiz. Seçimden seçime köyler dolaşılır, muhtarlar birer birer ziyaret edilir, elleri sıkılır, dertler dinleniyormuş gibi yapılır. 
 
Muhalefet partilerinin adayları yapılan hizmetleri yerden yere vururken, iktidar partisi adayları, “hükümet engellemeseydi neler yapacaktık neler” diye anlatmaya başlarlar.
 
Bir de partileri ipotek altına alan muhteremler var. Onlar işaret edecekler ki aday olabilesiniz. Bu durumda halkın kendini yönetecek başkanlarını, liderlerini seçme hakkı ipotek altına alınmıyor mu? 
 
Partileri ipotek altına alan bu muhteremler kimlerdir?
 
Siyasi parti liderleri, adaylarını demokratik usullerin yerine, ahbap çavuş ilişkilerine ve mali güçlerine göre değerlendirdikleri sürece adayları halkın adayları olmayacağı açık. Kesenin ağzını açarak bir yerlere gelen başkanlar, elbet harcadıklarının çok üstünde kazanmak için kendilerini ranta teslim edeceklerdir.
 
Bizim onaylamadığımız başkan adaylarını bizlere kabul ettirmeye çalışmaktan çıkılmalıdır.
 
Dayatmalara son verilmelidir.
 
Aç seçmene, “Al sana makarna” diyerek seçim kazanılmaz! 
 
Seçmenin mahrumiyetlerinin geçici telafisiyle de seçim kazanılmaz.
 

Etiketler:

Misafir - 27.07.2013 13:05:17

  • misafir
  • İşçilerimiz üzerinden bile rant elde etmeye çalışıyoruz derken kendinizimi kastettiniz. Genç kızlar soplarla dövülürken gıkı çıkmayan sen onurlu emekçi işçilerin sorunuylamı ilgilenmeye başladı. Hani bunların çoğu tuncelili tokatlı torpillilerdi, aklınca sahipmi çıkıyorsun şimdi. Başka kapıya, geziye tek laf edemeyinenin işçinin yanında yeri yok.
  • Yazarın Diğer Yazıları