09.02.2020 22:15:33
Okunma: 1772
0 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
Aman Dikkat!!!

 

Yazımıza niye böyle bir başlık attığımızı ilerleyen satırlarda okuyucularımızın takdirine bırakacağız.
 
Şimdilik yazımızı sonuna kadar sabırla okumanız dileğiyle, başlıyoruz.
 
Müfettiş raporlarına yaptığımız itirazlardan sadece biri olan (diğerlerine de sıra geliyor), Güzelbahçe belediye başkan yardımcısının ‘’görevi kötüye kullanma’’  nedeniyle, Danıştay yargılanmasına karar vermişti.
 
Avukatımızın yerinde inceleme isteğinin kabul edilmesi üzerine geçtiğimiz Perşembe günü ‘’Yalı Balık’’da hakim huzurunda dava devam etti.
 
Maalesef yoğunluğum nedeniyle şahsen katılamadım.
 
Detaylar avukatım tarafından anlatıldı.
 
Burada devam eden mahkemeyle ilgili detaylara girmeyeceğim.
 
Sadece ‘’TÜRK ADALETİ’’ne güvendiğimi tekrar etmek isterim.
 
Daha önceki duruşmalarda hem de mahkeme huzurunda tarafıma ve avukatıma tehdit yollu hakaret eden emekli trafik polisi başkan yardımcısı yine avukatıma çok çirkin bir hakarette bulunmuş.
 
Avukatım, yanına çağırdığı bir takım adamlara güvenerek yaptığı boş kabadayılıklara izin vermeyecek kadar deneyimli ve cesurdur.
 
Ziyadesiyle yasal yollardan karşılığını verecektir.
 
Güzelbahçe nasıl bir zihniyet tarafından yönetiliyor anlamakta zorlanıyoruz.
 
Burada adını anmakta bile imtina ettiğim başkan yardımcısı, bizlere hakaret ettiği için uyarıldığında ‘’parası neyse veririz’’ diyen zihniyet.
 
Bir devlet memurunun ne kadar çok parası vardır ki, böylesine rahat ve çirkin bir söylemde bulunabiliyor.
 
Sanki karşınızda devletin memuru değil de, gerisi tamamlamak bile istemiyorum, 
 
Bakar mısınız üsluba.
 
“Neyse parası veririm”, daha da fazlasını yaptırırım  imasında bulunuyor,aklınca,
 
İnsanları, makam ve para gücüyle korkutmaya sindirmeye alışmış bu kafalardan ne korktuk ne de sindik.
 
 
Siz ve adamlarınızdan büyük Türkiye Cumhuriyeti var,
 
O kadar böbürlenmeyin.
 
Soralım o zaman; başkan yardımcısı sizin yasal yollardan kazanılmış çok mu paranız var?
 
Öyle ya, 20 yaşlarının sonunda olan oğlunuz inşaatlar yapıyor, gazetelere kadar çıkıp ballandıra ballandıra reklamını yaptığı  lüks restoranlar işletiyor.
 
Yine sormak isteriz, nereden geliyor bu değirmenin suyu?
 
Neyse günü gelir TC Devletinin ilgili kurumlarına anlatırsınız,
 
Baba oğul sizlerle ilgili o kadar çok şikayet alıyorum ki, anlatılanlardan insanlık adına hicap duydum.
 
Güzelbahçe’de şikayet üzerine götürüldüğü emniyetindeki görevli polis memurlarına küfür eden, yetinmeyip İzmir İl emniyet müdürüne küfür ederken, elleri ceplerinde oğlunu gülerek seyreden babadan ne beklenebilir ki?
 
Üstelik bu insan, yıllarca emniyet teşkilatında çalışmış, devlet tarafından canımızı, malımızı, namusumuzu koruması için eline silah verilmiş emekli bir polis memuru.
 
İnsan kendi kendine soramadan edemiyor. Hiç mi aile terbiyesi, hiç mi mesleğe ve meslektaşa saygı yok.
 
Güzelbahçe belediye başkanı farklı mı?
 
Sayın başkana soruyoruz, bu iddialar doğru mu?
 
Geçtiğimiz hafta, ilçede iş yapan bir müteahhitin oğlu uzun bir süredir imzalanmayan bir evrakı için belediyeye gider. İlgili evrakın belediye başkanında olduğu söylenir, genç adam makama çıkar ve artık imzalanması için ricada bulunur. Başkan tarafından terslenir, itiraz edecek gibi olduğunda, başkanın çağırdığı 3 koruma tarafından ellerinden kollarından tutularak ve son derece galiz küfürlerle makamdan atılır.
 
Eğer iddialar doğru ise,
 
Sahi başkan bey, gücünüz, genç bir insana, sıradan vatandaşa mı yetti?
 
Madem o kadar kudretlisiniz,  sizi hem de eşinizin yanında vuranlardan hesap sorsaydınız ya.
 
Şimdi ‘’aman, dikkat’’ başlığını sanırım anlaşılmıştır.
 
İzmir’imizin şirin ilçesinin, iktidardaki bu zihniyet tarafından sadece betona teslim edilerek çirkinleştirilmemiş, aynı zamanda kendisini yasalar üzerinde gören adeta orta çağ derebeyleri gibi yönetme hevesinde olanlar tarafından yaşanmaz hale getirilmiş olması ayrıca çok üzücü.
 
Buradan belediyedeki ilgili müdürlükleri de uyarmak isteriz, özellikle ‘’imar, destek ve fen işlerini,
 
Görevleriniz yaparken aman çok dikkatli olun, mahkemede bizzat şahit olduk, başkan yardımcısının sıkıştığı an sorumluluğu nasıl üzerinden attığını, 
 
Bizden uyarması,takdir sizin.
 
Bir sözümüzde sayın CHP yöneticilerine.
 
İzmir’in partinize oy veren insanlarına bu zihniyeti mi reva görüyorsunuz?
 
Biz İzmir’de kimi aday göstersek kazanırız mantığı, seçmenlerinize yapılmış en büyük ayıp ve ihanettir.
 
Bu koşullar altında, şahsen partinize ne güvenirim ne de oy atarım.
 
İzmir, reva görüldüğüne değil layık olduğuna oy verir, gerçeğini ilk seçimlerde göreceksiniz.
 
Bizden bir dost uyarısı, gerisi siz sayın CHP yöneticilerine kalmış.
 
Yazılarımızda ne diyorduk; Devletimize ve onun Yüce Adaletine güveniyoruz.
 
Hala güvenmeye devam ediyoruz.
 
Bu da ilahi adaletten;
 
Mazlumun ahı, indirir şahı.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları