14.06.2013 00:22:45
Okunma: 4436
0 Yorum

Nivent Kurtuluş nivents@yahoo.com
3. havalimanının düşündürdükleri

 

İstanbul’un 3. Havalimanı yapılıyor.  Mayıs 2013’de sonuçlandırılmış yap-işlet-devret modeli ile yapım ihalesini izledim. Sonrasında ve öncesinde konu ile ilgili yazılanları okudum. Benzer konularda daha önce medyaya yansıyanlar, konuşulanlar, aklımda kalanlar ve araştırmalarım neticesinde karşıma ilginç bilgiler çıktı.

Bir kısmı kesin olmayan bazı bilgilere dayalı olarak yapacağım değerlendirmeleri sizlerle paylaşmak istedim. Elbette ben mühendis ya da şehir plancısı değilim, ancak ülkesini seven, doğa katliamına karşı birisiyim. 
 
3. Boğaz Köprüsü’nün yapılacak olması,  yıllar önce ilk köprünün de yapımı öncesi çok sözü edilen “Köprüler Tuzağı”nın gerçekleşmekte olduğunu gösteriyor. 
 
Sayın Erdoğan’ın Belediye Başkanı olduğunda 3. köprü ile ilgili söyledikleri ama bugün unuttuğu görülen, “İstanbul’a 3. Köprüyü yapmak bir cinayettir” sözünün de  “köprüler tuzağı” tabiriyle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.   
 
Görünen odur ki, yeni köprünün kuzeyinde İstanbul’un dörtte birine yakın büyüklükte bir kentsel alan oluşturulacaktır. Tam da Köprüler tuzağı tanımına uygun bir gelişme olarak. New York’ta, kentsel alanın deniz ya da akarsular ile bölündüğü büyük kentlerde kentin merkezi yapısı korunarak gelişimine izin veriliyor. Yoksa gelişen kentsel alanlar ile iki taraf arasındaki taşınım talebi (trafik)  artacak, bu da giderek peş peşe yeni köprü gereksinimlerini getirecektir. Bu durumda çözüm, iki yaka arasındaki ulaşımın kolaylaştırılmaması, dolayısıyla kentsel gelişim talebinin doğru planlamalar ile önüne geçilebilmesidir.
 
Konuyla ilgili vahim görünen başka olasılıklar da bulunmaktadır. Bunlardan birisi, yeni havalimanının konumunun son ana kadar gizli tutulması, hatta birkaç yıl önce Silivri’ye yeni havalimanı yapılacağı yönünde haberler çıkmış olmasıdır. Yeni havalimanının ve 3. köprünün yerleri ile kentsel gelişim planlamalarına dayalı olarak değeri çok artacak olan geniş alanların mülkiyetlerinin el değiştirmesi,  dolayısıyla bazı kesimlerin çok büyük bir kentsel rant elde edecek olmalarıdır.  
Diğer bir vahim olasılık, hem havalimanı yapımı sırasında hem de yeni kentsel alanların oluşturulmasında çok sayında ağacın kesilecek, orman arazilerinin tahrip edilecek olmasıdır.
 
Son günlerin toplumumuzda ortaya çıktığı görünen dayanışma ve direnç ruhuna karşı devlet güçlerinin gösterdiği ölçüsüz tepkiler ile kıyaslanmak üzere ilginç bir bilgi de aşağıdadır. Frankfurt havalimanının 1900’lerin sonlarında planladığı gelişim, çevresel kaygılar ile Frankfurtlular tarafından kabul edilmedi. Halkın gösterdiği tepkiler sonuç verdi ve havaalanı gelişim yatırımları uzunca bir süre gerçekleşemedi. Yeni bir pist ve terminal binası ile tamamlayıcı yatırımlardan oluşan gelişim ancak 2007 yılında kabul edildi. 
 
Kısa bir bölümü aşağıya alınmış olduğu gibi kentsel planlama ofisinin web sitesinde kentte yaşayanların planlama önerileri üzerine görüş belirtmeye davet edilmeleri, özellikle teşvik edilmeleri dikkat çekicidir. 
Aşağıda, sizlere bu linki veriyorum, demokratik toplumlarda demokratik çözüme bir örnektir. 
 
http://www.stadtplanungsamt-frankfurt.de/start_1152.html?langfront=en&psid=0f2007d3583305fc9a0f6666ff153586  
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları