28.01.2016 19:22:29
Okunma: 1729
2 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
YAZIK OLUYOR İZMİR'E?

 
İzmir’de doğmuş, çocukluğunun, gençliğinin önemli bir bölümünü bu kentte geçirmiş,
 
1976’dan beri sürekli İzmir’de yaşamış, 1997-2003 yılları arasında bu kentin tüm maliye teşkilatını yönetmiş, son seçimde Çeşme’den Belediye Başkan adayı olmuş, eşi ve kızı da İzmirli olan biri olarak, ben de hakkında çok şey söylenen bu kentimizle ilgili düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim.
 
Benim çocukluğumda İzmir, “denizi kız, kızı deniz kokan” bir kentti. 1962’lere kadar, Güzelyalı’da, Göztepe Kulübü’nün hemen yanında, Amerikalıların oturduğu bir apartman ve yerini tam hatırlayamadığım Karşıyaka Sahili’ndeki bir apartmanın dışında, Üçkuyular’dan Bostanlı’ya kadar tek bir apartman yoktu ve Üçkuyular kadar troleybüs işlerdi.
 
Şehirde sıralanmış sakız biçimi evlerin bahçesinden ve boşluklardan denize girilirdi. 
 
Üçkuyular sahilleri parasız, İnciraltı paralı plajlarla doluydu. Babamın iş dönüşü, şimdiki Alsancak Limanı’nın oradan tutup getirdiği porsiyonluk çipuraların tadı hâlâ damağımdadır.
 
Ara sokaklardaki evlerin bahçelerinden yayılan yasemin, hanımeli kokuları ve görüntüsü kente ayrı bir güzellik verirdi. Gezmekten büyük keyif aldığımız Kemeraltı ve Tepecik, “üç film” oynatan sinemalarla doluydu. Her tarafı yeşillik olan kentimizde, insanlar dost ve arkadaş idiler. Kadınlar hep birlikte çayırlardan yemeklik ot, çocuklar ise erik ve çağla toplardı.
 
Betonlaşma olmayan İzmir’de, iklim de bir başkaydı. Öğleyin ısınan İzmir, denizden karaya başlayan “eşşek imbatı” ile serinlerdi. Şubat’ta filizlenen bahar, her tarafı yemyeşil yapardı. O dönem zaten olmayan klimaya, hiç gerek kalmazdı.
 
Birinci ligde oynayan beş takımı olan şehrimizde, şampiyon Göztepe’nin, bırakın maçlarını, tek bir antrenmanını kaçırmazdık. Yemyeşil fuarımız, özellikle bir ay boyunca şehre ayrı bir canlılık verir, Basmane’deki otellerde bile yer kalmazdı, tüm büyük sanatçılar fuara akın ederdi.
 
Çeşme, Foça gibi, bugün birçoğumuzun özellikle de yazın günübirlik gidip geldiği sahillerimizin yolunu dahi bilmezdik. Çünkü ülkemizin üçüncü büyük kenti olan İzmir, bir sayfiye kentinin tüm özelliklerini yansıtırdı. Emeklilik hayali kuranlar İzmir’de yaşamayı düşlerdi.
 
Belki de dünyanın en güzel kentlerinden biri olmaya aday, ihracat merkezi, ekonomisi son derece canlı kentimiz, bugün ne yazık ki bu konumundan son derece uzaktır.
 
Bugün, ihracat merkezi olma özelliğini, canlı ekonomisini, yaşanabilir kent olma özelliğini, canlılığını kaybeden, yeşili yok edilmiş, gecekondularla çevrilmiş, trafiği yürümeyen, denizine küs, beton yığını kentimizin halini düşünürsek en azından 50 seneyi aşkın bir zamandır, bu kentin kötü yönetildiğini söylemek, sanırım yanlış olmayacaktır.
 
1960’larda, DP’li Belediye Başkanı Osman Kibar’ın başlattığı, deniz kenarına apartman yapma modası, diğerleri tarafından da aynen devam ettirilmiş, birilerinin cebi dolarken, şehrin merkezi ve deniz kenarlarımız çirkin bir beton yığını haline gelmiştir. Bu durum trafik ve otopark sorununu çözümsüz hale getirmekle kalmamış, şehrin iklimini de değiştirerek “eşşek imbatı”mızı yok etmiştir. Zorunlu olarak kullanılan klimaları da eklediğinizde, İzmir yazları artık cehennem gibi sıcak bir hale gelmiştir.
 
Günümüzde bu sorunların çözümünü aramak yerine, Alsancak’ta Bayraklı da belki de Basmanede, bir metrekare bile yeşillik kazanmadan yaptırılan gökdelenler modası başlamıştır. Neredeyse bir tanesi, bir kasaba nüfusunu barındıran gökdelenler de İzmiri bir kez daha .bitirirken   trafiğin nasıl yüryeceği ayrı bir merak konusudur.
 
Şehrimizin güzelliğini, iklimini, rahatlığını yok eden bütün bu uygulamalardan, dar bir kesimin ise büyük rantlar sağlandığını söylemeye ise sanırım gerek yoktur!.
 
O güzelim fuarımız, 1990’larda başlayan çabalarla yok edilmiş, yıkılan güzelim şirin binaların yerine hangarlar yapılmıştır. Kasaba panayırına dönüştürülen Fuar’ı ziyaret etmeye birçok İzmirlinin yüreği dayanmamaktadır. 
 
Peki İzmir, İran, Irak, Libya, Mısır, Suriye gibi müslüman ülkelere karşı ABD ve İsrail başkanlığında sürdürülen Haçlı Seferlerinin öncülüğünü yapan, İslamcı ve kinci başbakanımızın dediği gibi gavur mudur? Solcu mudur? Hep muhalif midir? Neden İzmir bu haldedir dersiniz?
 
İzmir, Rumu, Musevisi, Sabetayı, Türkü, Kürdü, Lazıyla zengin mozaiğe sahip bir şehirdir. Muhalif veya solcu ise hiç değildir. Özellikle DP ve ANAP ilk patlamalarını İzmir’de yaptığı gibi, 1950’den bu yana CHP, SHP, DSP’li belediye başkanlarının görev yaptığı süre yaklaşık 21 yıldır. Hatta 1930’larda, CHP’ye muhalif olsun diye Atatürk tarafından kurdurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın bile ilk örgütlendiği yer İzmir’dir.
 
Son 12 yıldır İzmir’i solla uzaktan yakından alakası bulunmayan CHP’li adayların yönettiği bir gerçek olsa da, Eskişehir’i Paris gibi yapan Yılmaz Büyükerşen düşünüldüğünde, başarısızlık nedeni olarak gösterdikleri “muhalefet olmanın”, yeterli bir gerekçe olmadığı çok açıktır.
 
Genelde rahatına, yaşam tarzına düşkün İzmirlilerin, bu konuda güven vermeyen AKP’ye, Kürt ve Türk milliyetçilerine oy vermemek için, son dönemlerde CHP’ye oy verdiklerini söylemek ise yanlış olmayacaktır diye düşünüyorum. Bu durumun   ne kadar süreceği ise ayrı bir konudur.(SÜRECEK)
 

 

Etiketler:

Misafir - 31.01.2016 14:38:02

  • TUNCER SAKALLI
  • ÇOK AYIP OLUYOR/SADECE YAZIK OLMUYOR. RANT dışında konuşulan bir mevzuat yok! tüm birimleri ile kamu ve özel teşebbüs RANT müşterek çatısı altında İŞBİRLİĞİ ve GÜÇBİRLİĞİ içerisinde. DENETİM MEKANİZMASI SIFIRA İNDİRGENMİŞ BİR ANARŞİ ORTAMI. kimin bu aymazlığa son vereceğini merak ediyorum. tek tesellim; NİHAYET BİR TAKIM İNTERNET GAZETELERİN MÜNFERİDEN DE OLSA BİRKAÇ SİVİL TOPLUM KURULUŞUNDAN hukuki ortamda çözüm arayışları başlamış görünüyor. AKAP SEÇMENİ HAKKINDA KOYUN DENİR. İzmirin tamamı uyuşturulmuş!..GÖZÜ ÖNÜNDE ÇİLE ÜZERİNE ÇİLE DAYATILAN YEREL YÖNETİMLERİ ELEŞTİRMEKTEN KORKUYOR. eleştiri yapan her kim ise, AKAP lısın damgası yiyor. RANT organizatörleri KAMU VE ÖZEL TEŞEBBÜS iş birliği içinde bu algıyı çok başarılı kurguladı. BASIN ellerinde. DERNEKLER yardım beklentisi içinde. HALK susturulmuş, pıstırılmış. ELİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK.! . İZMİRİ KARIŞ KARIŞ HARCADILAR, çağ dışı bir köy, hepsi okumuş çağdaş aydın, İZMİRLİLER. algıda yitim yoksa emin olun KASİT VAR! bilerek ve bilmeyerek herkes suçlu. ETİKETİ CAYEPE OLUNCA TABAĞIN İÇİNDEKİ TEZEK OLSA YENİR Mİ?
  • Misafir - 30.01.2016 23:26:35

  • kabahat kimin
  • demir böyle olurdiklerin doğru da orta asyalardan kopup gelen oturup kalkacağı yeri bilmyen asil ve necip millein hiç kabahati yok mu. mübadele olmasaydı izmir böyle olur muydu. şimdi bile biraz gayri müslim unsur gelse izmir silkinmez mi
  • Yazarın Diğer Yazıları