02.11.2017 15:34:42
Okunma: 1317
0 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
VATANDAŞTAN MÜŞTERİYE!

 

Devlet en basit tanımıyla, bir arada yaşamak ihtiyacında olan insanların, birbirleriyle ve başka insanlarla ilişkilerini düzenlemek ve ortak ihtiyaçlarını karşılamak için kurdukları yasal bir örgüttür. Ancak zamanla sınıfların ortaya çıkmasıyla büyük ölçüde bir sınıfın diğer sınıflar üzerindeki baskı aracı haline dönüşmüştür. Küreselleşmeye paralel olarak da bu dönüşüm hızlanmıştır.
 
Vatan ise, devletin hâkimiyet alanı ve sınırlarını meydana getiren toprak parçasıdır. Burada yaşayanlara da en genel anlamıyla vatandaş denir. Vatandaşlar, o devletin yasalarına uymak ve yasayla kendilerine verilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdürler. Vatandaştan alınan vergi v.b gelirlerle varlığını sürdüren devlet ise, Anayasa ve yasalarla belirlenen tüm vatandaş haklarını hayata geçirmek ve uygulamak, kamu hizmetlerini de yerine getirmek zorundadır.  Bunların en temellileri ise, sağlık, eğitim, barınma, v.s haklardır.
 
En geniş tanıma göre kamu hizmeti, devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında, genel ve ortak gereksinmeleri karşılamak, kamu yararı ya da çıkarını sağlamak için yapılan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinliklerdir. Bu hizmetler zamana ve mekâna göre de farklı olup devamlı gelişmekte ve çoğalmaktadır. Kamu hizmeti tanımından da anlaşılacağı üzere demokratik ülkelerde,kamu hizmetlerinin amacının gelir sağlamak olamayacağı açıkça görülmektedir
 
İşte, küreselleşen kapitalizmin, özelleştirme, taşeronlaştırma gibi, hemen el attığı konulardan biri de kamu hizmeti kavramıdır. Kapitalistler için tek hizmet vardır! o da sermayenin güvenliğidir. Vatandaş hakları ise en başta sosyal haklar olmak üzere istemeden, mecbur kaldıkları için verdikleri haklardır.
 
2000’li yaşlarından itibaren her gün yenisini uydurdukları,yönetişim-bilişim gibi kavramlardan biri de pek bilinmeyen TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ dır..Defterdar olduğum dönemde bunun eğitimin almak için beni de diğer meslektaşlarımla  beraber Düzce’deki   o meşhur enstitüye götürüp bol bol oyunlarda oynatarak beni de eğittiler!
 
Temeldeki olay ise, artık vatandaş kavramının yerine müşteri kavramını getirerek, kamu hizmetlerine kalite getirmekti? Böylece, çaycı, odacı gibi hizmetliler kaldırılacak, az kişiyle çok iş yapılacaktı. Bir de memurların gözü önündeki ŞİKÂYET KUTULARI çok önemliydi. Böylece, verimli! Özel sektördeki ‘kar! Kavramı hizmet kavramının yerine geçirilerek,  HANTAL DEVLET! Yok edilecekti? Ellerimize de birer kitap tutuşturarak orta kademe amirleri eğitmemiz ve uygulamaya başlamamız istendi. Doğal olarak da ben vatandaş kavramını kaldırmayan bir TOPLAM KALİTE kitabını teksir şeklinde yazıp, müdürlerime dağıttım!
 
İşte, 12 Mart ve Eylül,28 Şubat falan derken AKP’nin ülkemizde iktidara getirilişinin nedenlerinden en önemlisi de bu politikalardır. Kamu kuruluşlarına temel hizmetleri için kadro vermeyip bu hizmetleri taşeronlara gördürmek de bu politikaların başka bir yazıda inceleyeceğimiz bu özel sektörcü politikalardan biridir.
 
O günlerden bu yana kamu hizmetlerinin kalitesinin ne kadar arttığı sizlerin takdirindedir. Kaldı ki bırakın kamu hizmetlerinin kalitesini, örnek alınan özel sektörün dev işletmeler haline gelirken benzer politikalarla kamu hizmetlerinden çok daha fazla bürokrasiye boğulduğu ve kalitesi azalırken müşterilerine! Attığı kazıkların çoğaldığı tartışılması gereken konuların başlıcasıdır.

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları