15.10.2017 18:06:37
Okunma: 1273
1 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
KÜRESEL KAPİTALİZMLE MÜCADELE-5


(SOSYALİSTLER NE YAPMALI)
 
Bilimsel sosyalizm tarihi, üretim güçlerinin gelişmesi ile üretim ilişkileri arasındaki çelişkilerin büyümesi ve çözümlenmesi ile açıklamaktadır. Kapitalist toplumda üretim toplumsal olarak kolektif bir emeğin çabası olarak yapılır. Bu çaba sonucu üretilen ürünlerin mülkiyeti ise üretenlere ait olmayıp, üretim araçlarının mülkiyetini elinde tutan burjuvazinin malıdır.
 
Çağımızda, üretim sürecinin yönetiminin de ücretli yöneticiler tarafından yapıldığını düşünürsek, bu çelişkiyi çözmenin tek ve yararlı olan yolunun hiçbir işlevi kalmayan kapitalist sınıfı ortadan kaldırmak olduğu açıkça gözükür. Bunun bilinen tek yolu da, üretim araçlarının özel mülkiyetini ortadan kaldırarak sosyalist sitemi kurmaktır.
 
Önceki yazılarımda belirttiğim gibi, 20. YY başlarından itibaren birçok ülkede sosyalist sistem kuruldu ise de, tarihin akışına ters olarak ve kapitalizmin küreselleşmesine paralel olarak bu sistemler yıkılmış ve eskiye dönülmüştür. Bu sistem dünyada sömürüyü, haksızlıkları, savaşları, terörü, gericiliği, çevre felaketlerini ve tüm kötülükleri katlanarak arttırmıştır. Bizi üzse de sistemi tek değiştirebilecek güç olan sosyalist hareketlerin bu gün birçok ülkede gündemde bile olamayacak kadar güç kaybettiği ise üzücü bir gerçektir. Ülkemizde de özellikle 1980’ler den sonra durum böyledir. Ancak sosyalist partiler açısından en üzücü durum ise,40 yılı aşkın zamandır. Genelde aynı yöneticilerle hiç sorun yokmuş gibi çözüm arayışı içinde olmamalıdır.
 
Yapılması gereken en önemli şey ise küresel sermayenin elinde her gün daha gelişen teknoloji ve iletişim koşullarında, emekçi kitlelerle ve ekonomik örgütleri ile her gün artan baskılarda dikkate alınarak, nasıl ilişki kurulabileceğidir. Bunu yapabilmenin yolu da, klasik emperyalizmden de farklı olarak, sınırlı sayıda büyük şirketin devletleri ve dünyayı yönettiği bu günkü sistemde, sınıf yapı ve çelişkilerinde, dengelerinde oluşan değişikliklerin tartışmaya açılıp çözümlenmesidir.
Özellikle, bu güne kadar çok eksik kalınan yaşanılan dünya, ülke, şehir ve beldenin sorunları ile ilgilenmenin, somut çözümler üretmenin kitlelerle ve STK’larla ilişki kurmanın en etkili yolu olduğu hatırlanmalıdır. Özellikle de yerel seçimler ve öncesi ilerici meslek odası ve STK’larla çevre örgütleriyle dayanışmaya girmek son derece önemlidir.
 
Hepsinden de önemlisi, çöken sosyalist ülkelerdeki yönetimlerin hataları, niçin çöktükleri geniş ve katılımcı araştırılmalı ve tartışılmalıdır. Sosyalizmin toplumu ve bireyi mutlu edebilecek, insanlığın tüm sorunlarını çözebilecek tek sistem olduğu konusunda kitleleri yeniden ikna etmenin tek yolunun bu olduğu unutulmamalıdır.
 
Tabii ki bunları ve yazmadığım daha da birçok gerekli şeyi yapabilmenin tek yolunun çelik gibi disiplinli ve eğitimli bir parti oluşumundan geçtiği unutulmamalıdır. Burada özellikle vurgulamak istediğim ve partilerimizde eksik olduğunu düşündüğüm şey ise parti ve paralel örgütler içinde diyalektik eğitim ve tartışmanın her şeyden önemli olduğu unutulmamalıdır. Liderin ağzından çıkacak kerametleri beklemek kesinlikle sosyalist bir tavır değildir.
 

Dünyamızı, insanlığı yok etmek üzere olan, milyarlarca insan için hayatı dayanılmaz hale getiren küresel sermayeyi yenmek ve tüm insanları mutlu edebilecek sosyalizmi kurabilmek için sosyalistler göreve! 

Etiketler:

Misafir - 16.10.2017 00:31:00

  • Bir Okuyucu
  • Çok önemli tespitleri olan güzel bir yazı yazmışsınız. Teşekkürler.
  • Yazarın Diğer Yazıları