02.10.2017 19:09:12
Okunma: 1238
0 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
KÜRESEL KAPİTALİZMLE MÜCADELE-4

 

(SOL HAREKETİN ACZİ)

Geçen yazımızda, küresel düzenin, varlığını sürdürebilmek için aldığı tedbirleri tartışmaya çalışmıştım. Küresel düzene karşı çıkan başta çevreciler, büyümemeciler gibi birçok gurup varsa da bunların içinde en etkili mücadele bekleneni tabii ki sosyalistlerdir.
 
Ancak,1970 lerden itibaren emperyalizmin küreselleşme sürecine baktığımızda, bu süreç içinde sosyalist partilerin az gelişmişlerden başlayarak neredeyse tüm ülkelerde halktan koptuğunu ve ciddi güç kaybettiğini görmekteyiz! Ülkemizde 1960’lara göre, özelikle de 1980’lerden bu yana solun oylarının iki bin misli civarında düşmüş olması bunun en açık göstergesidir. Aranması gereken cevap ise,20.YY’ ın başından 1970’lere kadar varlığın güçlendirerek sürdürüp, devrimler gerçekleştiren, başarıdan başarıya koşan sosyalist hareketin niçin bu günkü güçsüz hale geldiğidir.
 
Bunun nedenini bulabilmek için, insanlık tarihini, üretim güçlerinin gelişmesiyle açıklayan bilimsel görüşü hatırlamamız gerekecektir. Bilindiği gibi, insanlar var oluşta uzunca bir süre, birlikte üretip (avlanma) paylaşarak  ‘ilkel komünal toplum’ her şeyi paylaşarak dayanışma içinde yaşamışlardır. Üretim güçlerinin gelişmesine paralel olarak ise, üretim araçlarını ellerine geçiren ufak bir azınlığın diğerlerini, artan şekilde sömürdüğü, köleci, feodal ve kapitalist topluma geçmişlerdir.
 
İçinde yaşadığımız kapitalist toplumda, üretim araçları işçi ve emekçiler tarafından toplu halde kullanılıp fabrikalarda üretim yapılırken, üretim araçlarının mülkiyetinin burjuva sınıfının elinde olması bu sistemin eskimesini ve yıkılmasını gerektiren tarihi çelişkidir. Bu çelişkiyi ortadan kaldıracak çözüm ise, üretim araçlarının mülkiyetinin de üretenlerin eline geçmesi yani sosyalizmdir. 24 ülkede bu devrimler gerçekleşmiş, komünizme geçilmesi beklenirken karşı devrimlerle geriye dönülmüştür.
 
Başta SSCB olmak üzere çöken sosyalist ülkelere baktığımızda, üretimi ciddi anlamda arttırdıkları, sanayileşmede, eğitimde, sağlıkta, yaşamın tüm alanında çok büyük başarılar elde ettikleri görülmektedir. Zorunlu olarak sürdürdükleri, silahlanma ve uzay yarışı ise, insan ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik sosyalist sistem içinde ciddi kaynak israfına yol açmıştır.
 
Ancak kanımca sorun bundan ibaret değildir. Kapitalizmin bireyci-tüketici-insan yapısını değiştirmedeki ciddi zorluklar başarıyla aşılamamıştır. Belki de sosyalist devrimlerin gerçekleştiği genelde yarı feodal ülkeler ve dolayısıyla insan yapısı nedeniyle yeni sistemin gerektirdiği, toplumu yönetecek geniş yönetici kitlesi  oluşturulamamıştır.. Yeni bir sistemi kurmak ve benimsetmek konusunda bu nedenle de yeterince başarılı olunamamıştır. Bu kadar büyük ülkelerde, özellikle de ihtiyaçların belirlenmesi, üretim-tüketim başta olmak üzere merkezi planlamanın zorlukları, demokratik merkeziyetçilik içinde katılımcı bir şekilde aşılamamıştır.
 
Başlangıç zorlukları geniş ama disiplinli bir tartışma ortamı içinde çözülecek yere zora başvurulmuştur. Bizzat benim de şahit olduğum gibi, seyahat yasakları, çıkışta insanların ülkeden kaçmaması için alınan önlemlerle, ülke işgalleriyle proletarya diktatörlüğü abartılmıştır. Yanlış uygulanan parti disiplini ve merkeziyetçilik sorunların çözümünde sosyalizmin olmazsa olmazı diyalektik tartışmayı yok etmiştir. Bu gün ülkemizdekiler başta olmak üzere birçok sosyalist partinin aynı anlayışta yönetilmesi ise gerçekten üzücüdür.
 
Buna ek olarak, 1960 ların sonunda, özellikle de heyecanlı, küçük burjuva kökenli öğrenci-gençliğin solda etkin olup sol hareketleri bireyci-milliyetçi çizgiye çekmesi kitlelerden kopuşta son derece etkili olmuştur. Kanımca, bu plan! Kışkırtıcı ajanları da hatırladığımızda, En etkili şekilde ve ilk defa ülkemizde uygulanmıştır.
 
Geçmişten gelen ve bizlerce yeterince tartışılmayan bu sorunlar küresel egemenler için önemli bir propaganda malzemesi olmuştur. Artık sosyalist sistemin   sömürüsüz bir düzende,eşit ve özgür olarak ,insanın insan olmaktan gelen tüm niteliklerini ortaya çıkaran ve mutluluğunu sağlayan tek sistem olduğu hatırlanmalı  ve hatırlatılmalıdır.

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları