30.06.2017 20:49:00
Okunma: 1374
0 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
KÂĞITTAN KAPLAN?

 
Ülkemizde mevcut sol parti yönetici ve teorisyenlerinin yazılarına baktığımız zaman demokrasi ve tartışma özürlü örgütleri içinde, gelişmeleri tam olarak takip etmediklerini görmekteyiz. Onlara göre, Mao’ un 1956 da söylediği gibi hala  ‘emperyalizm kâğıttan kaplandır’.Klasik mücadele yöntemleriyle de çok kısa sürede yenilecektir. Acaba öylemidir?
 
Geçmişten bu güne özellikle de 1975 de Vietnam da alınan yenilgiden sonra beklenmedik bir şekilde emperyalizm kendini yenilemiş ve değişime uğramıştır. Öncelikle sermaye sınıfının yapısında önemli bir niteliksel dönüşüm yaşanmıştır. Sermayenin merkezileşme derecesi artık yirminci yüzyılın ‘tekelci kapitalizm' kavramı tarafından bile açıklanamayacak derecede yüksek seviyelere ulaşmıştır. Toplam sayıları birkaç bini bulan oligarşik sermaye grubu artık ekonomik ve politik gücün tamamına yakınına hükmedebilmektedirler. Fransa, Almanya ve Amerika gibi büyük ülkeler birkaç sermaye grubu tarafından yönetilmektedir. Tüm seçimlerde çoğunlukla bunların dedikleri olmaktadır.
 
Küresel sermayenin gittikçe hâkim konuma gelmesiyle birlikte emperyalist güçler arasındaki eski çatışmalar iyiden iyiye azalmış ve yerini üçlü grubun –Amerika, Avrupa ve Japonya- kolektif  emperyalizmine bırakmıştır. Böylelikle bu emperyalist güçler dünya nüfusunun %85’ini barındıran ve hep karışıklık yarattıkları az gelişmiş ülkeleri ciddi şekilde dolaylı veya dolaysız yönetmeye devam edebilmektedirler. Bunların iddiasının aksine ise sürekli devam eden bu her gün artan sömürü nedeniyle çevre ülkelerin kapitalist sistem içinde ve kapitalizmin araçlarını kullanarak batı dünyasını yakalamasının imkânsıza yakın olduğu açıkça görülmektedir.
 
Üçüncü olarak, küresel sermayenin, çalışanı sömürü biçimi ve yöntemleri son dönemde ciddi dönüşüme uğramıştır.. Artık klasik sanayi döneminin dışında,. çalışanların büyük bir kısmı örneğin artık pantolon ve gömlek gibi ‘şeyler’ üretmemekte, tam tersine pazarlama stratejileri üzerine odaklanarak Armani ve Levis gibi ‘markalar’ yaratmaktadırlar.. Bu nedenle küresel sermaye hem doğrudan çalışanın yarattığı artı değeri hem de dolaylı yoldan, çalışanın şimdiki ve birikmiş yaratıcı aktivitesini sömürmektedir. Bu durum tüm ülke yönetimlerinde önemli değişimlere yol açmıştır.
 
Politik alanda, temsili liberal demokrasinin çalışılanların mücadelesiyle geçmişte kazanılan olumlu değerlerinin nerdeyse tamamı geri alınmıştır. Artık gözde politikalar, kemer sıkma, sermeyenin merkezileşmesi ve özelleştirmedir. Bunun içinde otoriter ve faşist yönetim biçimleri ise giderek çoğalmaktadır. Küresel sermayenin sahip olduğu mutlak güç sağ ve sol partilerin temellerini sarsmış, sendikaları güçsüzleştirmiş ve medyayı kendisinse kul haline getirmiştir. Milliyetçilik ve dincilik her yerde alabildiğine teşvik edilmekte, Behice Boranın 1970 lerde söylediği gibi toplumlar ciddi anlamda geri gitmektedir. Gerici, dinci  ve  milliyetçi partiler giderek çoğalmakta ve güçlenmektedir.
 
Ekonomik alanda ise, tüm ülkelerdeki insanlar hızla yükselen finansallaşma ve metalaşmanın işgaline uğramaktadır. Borçlanma ve talanla fiyatların hızla arttığı konut piyasalarına katılmaya çalışan hane halkının borçlanma oranları inanılmaz derecede artmaktadır. Diğer yandan; özelleştirilen sağlık, eğitim ve su hizmetlerine erişimlerini sürdürebilmek için düşük gelir gruplarındaki insanlar gittikçe artan oranda tüketici kredisi kullanmak zorunda kalmakta ve böylelikle finansal sistemin içine zorla itilmektedirler. 
 
Türkiye’de toplam tüketici kredileri ve kredi kartı borçları 2002 yılında kişi başı kullanılabilir gelirin sadece %4,3 iken  2015 yılında %50 sini geçmiştir. Bunların yanında; insanlığın tüm doğal kaynakları, zenginlikleri hem de bireysel kültürel özellikleri entelektüel enerji ve bilgi birikimi hızla sömürülmekte tüketilmektedir. Yani günümüzde oligarşik sermayenin elde ettiği sonsuz gelir ve zenginlik, hükmedilen çevre ülkelerdeki emeğin farklı biçimlerdeki aşırı sömürüsüne, doğal zenginliklerin yağmalanmasına ve insanlığın evrensel yaratıcı birikimine dayanmaktadır.  
    
İşte tam da bu noktada, solcuyum diyenlerin cevaplaması gereken soru şudur: Pek de kağıttan lığı kalmayan küresel sermayenin kazanımlarının sekteye uğratılması ve uzun dönemde egemen sınıf olarak yenilgiye uğratılması nasıl sağlanacaktır.Marksizm ve Leninizm nasıl geliştirilecektir.
 

 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları