10.01.2017 18:41:04
Okunma: 1417
0 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
İzmir Düşerken (3)

 
Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu, Emevi ve kısmen İslam ülkesi Moğol devletinden sonra dünyanın 3. Büyük İslam devletidir. İşte 624 yıl süren Osmanlı devleti yaklaşık son 400 yılı, önceden aldığı toprakları kaybetmiş, sonunda da batılı ülkelerin işgaline uğramıştır. İşte son iki Y.Y da yetişen çoğunluğu batıcı ve Türkçü kadrolar ülkeyi işgalden kurtarmış ve cumhuriyeti kurarak bu devlete son vermişlerdir. Bu gün dünyadaki nüfusun dörtte birini barındıran 63 İslam ülkesi vardır. Bu ülkelerden hiç birisi demokrasi veya ekonomi açısından gelişmiş değildir. Bunu düşündüğümüzde sanırım Osmanlının çöküş nedenini de çok fazla aramaya gerek bulunmamaktadır.
   
Atatürk’ün liderliğindeki bu kadrolar, Cumhuriyet’i kurup, hilafeti kaldırarak bu İslam Devletini sona erdirmişlerdir. 1923 de kurulan Cumhuriyet’in kadroları ilk ve son defa, tam anlamıyla Atatürk ve İnönü’nün liderliğinde 23 yıl iktidarda kalabilmiştir. Bu dönemin öncesinden de başlayarak içlerinden dünyanın sayılı sanatçıları da yetişen sol kadrolar, öldürülerek, sürülerek ve hapse atılarak dışlanmış ve DP’nin çekirdek kadrosu da içinde olmak üzere cumhuriyet sağ kadrolarla kurulmaya çalışılmıştır.
 
Osmanlı’dan başta ekonomik olmak üzere her yönden bir enkaz devralan yönetim, ekonomide kapitalist yöntemin seçildiğini ilan ederek işe koyulmuştur.  23 yıllık dönemde bu sistemin gereği devlet eliyle sermaye birikimi sonrasında sermayedar yaratma politikası izlenerek, başarılı bir şekilde 100 erce sanayi, kuruluşu yaratılmış ve yeni bir devlet kurulmuştur. Alt yapısı zaten olmayan, harpten çıkmış, kaynaklarının büyük bölümünü, yetişmiş insan yapısının çoğunu yitirmiş, üstelik de dünya ekonomik krizi ve 2.Dünya savaşı koşullarında bu başarının külfeti fazlasıyla fakir halka yüklenmiştir. İşte CHP’nin hiç seçim kazanamamış olmasının sebeplerinden biri budur.
 
 Ancak bu olay, durumu izah etmekte tek başına yetersiz kalmaktadır. Öncesine döndüğümüzde, bizzat Atatürk tarafından kurdurulan Terakkiperver Halk Fıkrası (1924) ve (Serbest Halk Fıkrası) adlı muhalefet partileri kısa zamanda gericilerin eline geçmiş ve hatta başta bu günün ilerici! İzmirimiz de olmak üzere ayaklanmalara neden olmuş, CHP iktidarını tehlikeye sokmuştur. Tüm bunlara rağmen iktidar sadece üst yapı reformlarıyla toplumu medenileştirmeye çalışmış, gericiliği sona erdirecek esaslı bir politika izleyememiştir. Halkı kendi içinden yetişecek kadrolarla eğitmek şeklinde özetlenebilecek tek doğru proje KÖY ENİSTİTÜLERİ 1940 yılında başlatılabilmiştir. 
    
Bilindiği gibi bu proje, rahmetle andığımız MEB Hasan Ali Yücel (Can Yücelin babası)ve İsmail hakkı Tonguç tarafından başlatılmış ve uygulanmış bazılarını tanıma şansı bulduğum çok değerli insanlar yetiştirilmiştir. 1946 da ise H.A.Yücel istifa ettikten sonra içi boşaltılarak,1954 de sona erdirilmiştir.1946 da ABD de Truman’ın dışa açılma politikası çerçevesinde 6.filo ziyaretiyle başlayan yakın ilişkilerin bu süreçte ne kadar etkin olduğu ise önemli bir sorudur.
 
Doğal olarak da 1950 de yapılan ilk demokratik seçimlerde CHP’nin yarattığı yeni yetme burjuvazinin partisi seçimi kazanmış ve iktidara gelmiştir. Sanayi devrimini geçirmiş batılı ülkelerin feodal düzene, unsurlarına karşı mücadele sürecinde yetişmiş burjuvasına karşı bizim besleme burjuvamızın partisi DP parti, feodal, en gerici unsurlarla ittifak halinde iktidarı gelmiştir. Bilindiği gibi ise bu ittifak son döneme kadar devam etmiş son 15 yılda ise, bizzat gericilerin liderliğinde devam etmektedir.
      
On yılda bu güne benzer şekilde ülkeyi kamplara ayırıp, insanları birbirine düşüren, gerici uygulamaları geri getirmeye çalışan, ekonomiyi çökerten DP iktidarına, tam da halkın gözünden düşmek üzere iken 27 Mayıs 1960 da askerler tarafından son verilmiştir. Başta Anayasa ihlali, çeşitli yolsuzluklar olmak üzere ciddi suçlar işlemiş bu DP yöneticilerinin, çoğu komik suçlarla yargılanıp asılmaları ise başta yeni CHP’nin başkanı olmak üzere özelliklede gerici kesimin gönüllerine yerleşmesine neden olmuştur. Bu gün görüldüğü gibi bunların isimlerini birçok cadde v.s de görmek mümkün bulunmaktadır.
 
Ancak 27 Mayıs kadrosunun ülkeye yaptığı en büyük iyilik ise daha sonra incelemeye çalışacağımız, bilim adamları ve aydınlardan oluşturulan Kurucu Meclis tarafından hazırlanan dünyanın en ilerilerinden olmak üzere 1962 anayasasıdır.
 
DEVAM EDECEK
     
 

 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları