02.04.2017 20:16:20
Okunma: 1198
2 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
İZMİR DÜŞERKEN-11

 
İzmir ve son
 
Bu güne kadarki seri yazılarımda,2002 den bu yana ülkemizde, tüm kurumlarıyla devletin ve demokrasinin yok edildiğini ve İslami bir baskı rejimine geçildiğini anlatmaya çalışmıştım. Son nokta ise içinde yaşadığımız fiili rejimi hukuki hale getirecek 16 Nisandaki referandum ile konulmaya çalışılmaktadır. 1 Kasım seçimlerinden önceki ortam ve katliamlar hatırlanıp, bu süreçte ki antidemokratik baskılar ve muhalefetin her zamanki acizliği de düşünüldüğünde, her geçen gün daha da endişelendiğimiz bu oylama sonucundan çok da umutlu olmadığımı da belirtmek isterim.
 
Son seçimlere göre Ege sahillerine başta İzmir olmak üzere, Trakya ile beraber birkaç il ve ilçede CHP, Güneydoğu Anadolu’nun birkaç ilinde HDP kazanırken ülkenin neredeyse tamamı AKP eline geçmiş bulunmaktadır. AKP bu 15 yılda kendince çok başarılı bir politika izlemiş, liberalleri tatmin edecek kadar demokrat! Yasaklara karşı!, AB’ci ve başkanı, BOP eş başkanı olarak başladığı bu süreçte güçlendikçe gerçek yüzünü gösterip baskıyı arttırarak bu günlere varmıştır. Peki, henüz AKP’nin kazanamadığı,  hep övünülen İzmir niçin böyledir. İzmirliler çok mu ilericidir?
 
İzmir, M.Ö 3000 yıllarında, en yaygın söylenti olarak, hep övündüğümüz ‘deniz kokan!’ kadınlarımıza bakarak benim de inandığım şekilde AMAZONLAR tarafından kurulmuştur. Kent tarih boyunca, İonya, Hitit, Lidya, Pers, Makedonya, Roma, Arap, Selçuklu, Türk, Rodos Şövalyeleri, Aydınoğulları  ve  Cenevizlilerin eline geçmiştir. Cenevizliler 1344’lerde  aşağı kenti kontrollerinde tuttuklarından  GAVUR İZMİR deyimi o dönemden kalmadır.Bu deyim, sanıldığı gibi, insanlarımızın ilericiliğini nitelemek için konmamıştır. İzmir,1426 da Osmanlı hakimiyetine girmiştir.
 
Kent, Osmanlı İmparatorluğunun 1620 yılında yabancılara tanıdığı kapitülasyonlardan sonra giderek İmparatorluğun en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelir. Şehir merkezinde Müslüman-Türkler çoğunlukta iken, önemli ve köklü bir Musevi cemaati mevcuttur. Sabetay Sevi de 17. yüzyılda İzmir Musevi cemaatinin içinden çıkmıştır. Rumlar ise azınlıkta kalmaktadır. Bazı tarihçilerin çok önem verdiği ‘Sabetayizm bence tartışmalı bir konu olsa da, İzmir de, sabetay olduğu söylenen kişilerin hep varlıklı ve biri başkan olarak, kıyılara diktirdiği apartmanlarla şehrin içine eden etkili sülalelerden gelmesi ise düşündürücüdür.
 
Kent,18. yüzyıl ve 19. yüzyıllarda  Fransız, İngiliz, Hollandalı ve İtalyan tüccarların gözdesidir. Bu gelişmeye paralel olarak, eyalet merkezi (Aydın eyaleti) önce 1841'de geçici olarak, sonra da 1850'de temelli İzmir'e aktarılmıştır. İzmir, 18. Yüzyıl ortalarından itibaren transit liman kenti özelliğinden sömürge liman kenti kimliğine çevrilirken toplumsal yapısında da önemli değişiklikler olmuştur. Bu tarihten itibaren ve 19. Yüzyıl boyunca, kentin toplumsal ve kültürel yapısına Almanlar, Ruslar, Belçikalılar, Avusturyalılar, Amerikalılar, İsviçreliler, Araplar ve Acemler de katılmıştır. Kentteki Müslümanlar ise Anadolu’nun diğer yerlerindeki gibi dini eğitim almaktadırlar.
 
İzmir I. Dünya Savaşından sonra 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusu tarafından işgal edilir. İşgal sırasında önemli bir direniş olmamış, düşmana tek kurşunu atan Kahraman gazeteci Hasan Tahsin’imizden başkan kurşun atan, direnen kimse ise olmamıştır. Kentin en önemli gazetesi ise ‘KAHRAMAN YUNAN ORDUSU İZMİRDE’ diye başlık atmıştır. Bu gazete hala, gericilerin yanında kentin en büyük ve tek yaşayabilen gazetesi olarak yayın hayatına devam etmektedir. Çoğu bu gazeteden yetişen gaz tenekeciler ise AKP ve CHP li kent yöneticilerinin iş takipçisi, yalakası olarak ise neredeyse kentin tüm medyasını kontrol etmekte,lokantalar ,at çiftlikleri kurmaktadırlar.. Kentin doğru dürüst bir medyası, süper ligde takımı yoktur.
 
Yine Atatürk’ün 1920 ve 1930’larda kurdurduğu 2 deneme partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası kısa zamanda gericilerin eline geçerken İzmir çok önemli rol oynamıştır. Nasıl yapıldığı tartışmalı olsa da İzmir Suikastını hatırlamak bu konuda yeterli olacaktır sanırım!1930 da kahraman teğmenimiz, Kubilay’ımızın kendini mehdi ilan eden bir pisliğin peşindeki 7 yandaşı tarafından kör asma bıçağı ile başı kesilirken, halkın bir kısmının bu pisliklere katılması diğerinin ise karşı çıkmaması tarihteki yüz karalarımızdandır.
 
Görüldüğü gibi batlılarla iç içe yaşamış insanlarıyla İzmir’ imiz, üzülsek de, 1950 de sera burjuvası+gerici partisi DP ye %57 ye yakın, 1980 sonrası darbe partileri ANAP-MDP ye %62 e yakın oy vermiştir. Bütün bunlar da göstermektedir ki şehrimiz sanıldığı gibi çok da ilerici bir kent değildir. Akademik hayatta ve tüm kültürel konularda diğer büyük şehirlerin gerisinde kalmıştır. İnsanlarımızın temel özelliği ise rahatlarına ve yaşam biçimlerine düşkün olmasıdır. Yine de son seçimde AKP %32 ye yakın oy almıştır.  İldeki 30 belediyeden 6 sı AKP, 2 si MHP’nin eline geçmiştir.
 
 
İZMİR ve SON
 
İzmir 1989 dan beri 5 yıllık bir ara dışında CHP’li başkanlar Y.Çakmur, A.Priştina ve A.Kocaoğlu tarafından yönetilmiştir..Her gün daha kötüye gitmek üzere,vatandaş belediyelerin kapısından rahatça girip işini halledememektedir.Yönetimler halktan kopuktur,şeffaflık ise bir hayaldir.Bu nedenle olacak birkaç yüz lira huzur hakkı alınan meclis üyelikleri için seçim büroları kurulmakta ,ciddi paralar harcanmaktadır
 
CHP bir taraftan AKP’yi özelleştirme-taşeronlaştırma ile suçlamaktadır. Diğer taraftan İBB de, çoğu CHP döneminde kurulmuş olan olmak üzere, İZBETON AŞ, İZFAŞ, ÜNİBEL A.Ş,EGE ŞEHİR PLANLAMA A.Ş, İZDENİZ A.Ş, İZULAŞ, METRO A.Ş, G.PLAZA A.Ş, İZBELCOM A.Ş, İZENERJİ A.Ş’leriyle halka hizmet kavramının içine etmiştir. Neredeyse tüm ortak hizmetlerimizi özelleştirmiş taşeronlaştırmıştır. Belediyenin asli kuruluşlarının sermayesi azaltılıp bu şirketlere aktarılmakta her yıl milyonlarca lira zararları halkın ödediği paralardan oluşan belediye bütçesinden karşılanmaktadır. Şehrin havası, suyu, denizi kirlidir. Yeşili yok edilmiştir. Yandaş firmalara yaptırılan çirkin gökdelenler yanlış ve çıkarcı politikalar nedeniyle şehrin trafiği kilitlenmiştir. Park yeri bulmak ise bir hayaldir. Deniz kenarları, kaldırımlar işgal altındadır. 
 
CHP’nin gedikli! Firmasına yaptırılan arkasında ne idiğü belirsiz yat limanı projeleri olan tramvay yolu inşaatı nedeniyle yollar perişan edilmiştir. Sahil yolunda duraktan kırmızı ışığa hele de yağmurda ve çukurlara düşmeden yürümek için cambaz olmak gerekmektedir. İnsan taşıma eğitim ve denetimi hiç olmadığından şehir otobüslerinde ayakta durabilmek ise gerçekten çok zordur. Şehrimizin yeşil-ortak sahalarının çoğu AVM lere, süpermarketlere peşkeş çekilmiş durumdadır. Çocuklarımız sokak kültürü almadan yetişmektedir.
 
İBB’nin kendi binasını, yandaş firmanın Basmane’de yaptığı 67+48 katlı ucube gökdelenin içine taşıma planları açıkça ortaya çıkmıştır. Böylece fuarımız bu binanın arka bahçesi haline getirilerek, sponsorluktan sonra fuarımız üstündeki hain planın 2.kısmı yürürlüğe girmektedir. Bütün bunlar olurken kendilerine solcu –ilerici denilen vekillerimiz sol toplantılarda gezerken olanları görmezden gelmektedirler. Bir kısmı lümpenleşmiş, çıkar beklentisindeki üyeler ve fanatikler de seslerini çıkarmadıkları gibi başta ben olmak üzere eleştirenleri CHP DÜŞMANI’, ‘EVETÇİ’ falan diyerek suçlamaktadırlar.
 
BÜYÜKERŞEN çapında bir yöneticiye hiç sahip olamamış bu şansız kentte doğmuş biri olarak söyleyecek çok şey varsa da, şimdi soruyorum! İzmir daha kaç seçim dayanır ve CHP’nin elinde kalır?
 

Yoksa diğer şehirler gibi AKP’nin eline geçer mi ne dersiniz? 

Etiketler:

Misafir - 04.04.2017 09:52:15

  • Mehtap Wood
  • Mete Bey, Satır satır katılıyorum. Belediyelerin aymazlığı CHP ye sürekli kan kaybettiriyor. Genel Merkez üç maymunu oynuyor.
  • Misafir - 03.04.2017 11:57:13

  • eski chp li
  • Yeni-chp nin izmir'de geldiği durumu çok güzel ifade etmişsiniz elinize sağlık size Evet'çi diyerek hakaret etmeye çalışan aşağılık sülüklerin kimler olduğunu bizler çok iyi biliriz hiiç endişeniz olmasın bu konuda izmir de kim kimdir bellidir, üstadım saygılar sevgiler...
  • Yazarın Diğer Yazıları