26.03.2017 21:59:41
Okunma: 1101
0 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
İZMİR DÜŞERKEN-10

 
 ( 15 YILLIK BİLANÇO)
 
7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP %40,9 oy alarak ilk defa seçimi kazanamadı. MHP. nin aslına dönmesi ve CHP. nin güçsüzlüğü sayesinde muhalefet bu durumdan yararlanmadı. Kasımda kararı alınan seçime kadar, Ankara ve Suruç katliamları dâhil sivil, asker, polis, gerilla olmak üzere beş ayda toplam 602 kişi yaşamını yitirdi. AKP ise oyunu %49,89 a çıkarıp iktidarını devam ettirdi. 15 Temmuz 2016 da ise bir garip!darbe teşebbüsü oldu.100 lerce insan öldü,yaralandı.Sonrasında ise bu güne kadar çökertilen ülkedeki rejimi daha da hukuki? Hale getirmek için meclisten kendini de yok edecek referandum kararını çıkardı. Peki, legalleştirilmek istenen durum ve 15 yıllık iktidarın bilançosu nedir dersiniz?
 
2002’de 242,7 milyar TL olan devlet borcu 2016 Aralık’ta 759,6 milyar TL’ye ulaşarak neredeyse 3’e katlandı. 2002’de cari açık 1,5 milyar dolar iken 2016 yılında cari açık 31,61 milyar dolar oldu.  2002’de 80 yıllık dış ticaret açığı 247 milyar dolar iken 888,9 milyar dolara yükseldi
 
 Aralık 2002’de özel sektörün dış borcu 43 milyar dolardan Aralık 2016’da 293,7 milyar dolara ulaştı. 
 
1988-2002 arası ortalama işsizlik yüzde 8 iken, 2016’da işsizlik oranı yüzde 12,1 olarak gerçekleşti. Üniversite mezunları arasında bu oran yüzde 20 ye ulaşıyor. Bu 15 yılda işçiler taşerona teslim edildi. Taşeron işçisi sayısı 387 binden ortalama 2,5 milyona ulaştı.
 
2002’de çiftçilerin 5,1 milyar TL olan banka borcu,  2016’da 14 kattan fazla artarak 73,4 milyar TL oldu. Aynı tarihlerde 1 kilogram ekmeğin fiyatı 1.03 TL iken, 3.5 kat artarak 3.89 TL’ye ulaştı. Bir aile evine giren paranın yarısından fazlasını borcunu ödemek için kullanıyor.
 
Tüketicinin 2002’de 6.6 Milyar TL olan banka borcu, Aralık 2016’da yaklaşık 70 kat artarak 419.6 milyar TL’ye ulaştı. 15 yıl önce aile gelirinin borca oranı yüzde 4,7 iken, 15 yılın sonunda yüzde 57 oldu! ' Ekmeğin fiyatı 3.5 kat arttı’ 
 
2002 büyük krizinde bile 1,41 lira olan dolar 4 liraya dayandı. . İşte dindar, namuslu güvenilir insanların ülkesi ve iyice dindarlaşan! Ülkemizde, 2002’de karşılıksız çek tutarı 2,2 milyar lirayken 2016 yılının aralık ayında karşılıksız çek tutarı 27,7 milyar lira oldu. 15 Yılda altının fiyatı 10, ekmeğin 5,etin 10,benzinin fiyatı 3,5 misli arttı.
 
Yine AKP’li yıllar emekçi için ölüm yılları oldu. Soma ve Ermenek gibi katliamlar dışında neredeyse her gün bir iş cinayetine kurban gitti. AKP iktidarında iş cinayetlerinde ölen emekçi sayısı 18 bine yaklaştı.
 
Hukukun üstünlüğü endeksinde Türkiye, 113 ülke arasında 99. sıraya düştü. Basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke içinde 151. Sıraya geriledi. Son 5 yılda 600 bin çocuk suça sürüklendi. 550 bin çocuk mağdur oldu. Çocukların cinsel istismarı yüzde 434, kadına şiddet yüzde 1400, boşanmalar yüzde 38, fuhuş yüzde 790, tutuklu hükümlü sayısı yüzde 231, uyuşturucu bağımlılığı yüzde 678, adam öldürme yüzde 261, cinsel taciz yüzde 499 arttı. Binlerce sivil, asker, günahsız insanımız terör olaylarında canını kaybetti. Yabancı ülkeler vatandaşlarına Türkiye ye gitmeyin çağrısı yapmaya başladı. Turizm çöktü.
 
AKP’li iktidarlar döneminde şiddete yönelik 14 kat arttı.  2002-2016 arasında 6 bine yakın kadın erkekler tarafından katledildi. Bu rakam BM istatistiklerine göre15 bin civarında. Cinsiyet Eşitliği Raporu’nda, Türkiye, kadın erkek eşitliğinde 142 ülke arasında 125’inci sırada yer alıyor.
 
AKP iktidarının ilk yıllarında ‘açılım ‘adı altında, PKK ile gizli pazarlıklar yapıldı. Yine 7 Haziran seçimlerinden sonrasında ise aralarında seçilmiş yerel yöneticilerin de bulunduğu binlerce kişi cezaevlerine atıldı. Kentler yok edildi. Sokağa çıkma yasağı ve OHAL neredeyse rutin hale geldi. Savaş kırlardan şehirlerin merkezine yine AKP döneminde taşındı. HDP’li vekillerin dokunulmazlıkları kaldırıldı.
 
AKP bu dönemde, kendisine yakın medya ile yetinmedi. Bizzat kendi medyasını yarattı. Bugün ülkede faaliyette bulunan medya kuruluşlarının yüzde 80’nine ya kendisi ya AKP ya da belirlediği isimler sahip. Yine bu süre içerisinde yüzlerce gazeteci cezaevlerinde yıllarını geçirdi. Bugün itibariyle 130 gazeteci cezaevinde. 15 Temmuz sonrası çıta daha da yukarılara çekildi. Artık sadece gazeteciler yargılanmıyor, gazeteler kapatılıyor. Onlarca gazete, dergi ve televizyon kapatıldı. 5 binin üzerinde gazeteci işsiz kaldı.
 
15 yıllık AKP iktidarları boyunca 6 Milli Eğitim Bakanı görev yaptı. Her birinin farklı uygulamaları ve yöntemleri oldu. Ama tek bir ortak noktaları vardı. ‘’Kindar ve dindar’’ bir nesli yetiştirecek gerici eğitim sistemini kalıcılaştırmak. Müfredat tam anlamı ile değiştirildi. Dinci vakıflar, yurtlar ve özel okullar üzerinden eğitime büyük bir ağırlık koydular. Eğitimin teslim edildiği vakıfların yurtlarında yaşananlar ‘’Ensar Vakfı’’ olayında olduğu gibi tüm sarsıcılığı ile gözler önüne serildi.
 
AB hedefi ile iktidara gelen AKP, kısa süre içerisinde BOB Eş Başkanlığına oradan da Yeni Osmanlıcılığa uzanan bir yola girdi. Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin Ortadoğu’nun lideri olma hayali, sonunda Türkiye’yi bir bataklığa sürükledi. ‘’Komşularımızla sıfır sorun’’ diyerek başlatılan politika kendini komşu bir ülkenin toprağında işgalci durumunda buldu.
 
NATO dahil tüm müttefikleri ile sorun yaşayan, ‘’oyun kurucu olacağım’’ derken oyuna bile alınmayan bir ülkeye dönüştü. AKP, ekseni kalmamış, her yeni duruma göre değişen, dün kavga ettikleri ile bugün barışan mezhepçi bir çizgide ilerleyen bir dış politikaya sahip. Altı ay içerisinde Şam’da namaz kılmayı planlayanlar, bugün ülkemizde yaşayan 3 milyon Suriyeli için Batı ile pazarlık halinde.14 yılın sonunda dış politika iki kelime ile özetlenecekse; Fiyasko ve risk.
Peki, tüm bunlar yaşanırken kademeli olarak demokrasi yok edilip, ülke teröre teslim edilirken,tüm dünyaya savaş açılırken muhalefet ne yaptı dersiniz? Sol her zamanki gibi geçmişten ders almayarak bütün iyi niyetine gayretine rağmen cılız ve etkisiz kaldı. MHP, Hira dağını hatırlayıp aslına döndü ve yok olma sürecine girdi. HDP hala tam bilemediğimiz ‘Kürt hakları’ için açılım adı altında AKP ye yaklaştı. APO nun İmralı’sına sıkça gitti geldi. Şimdi ise her türlü haktan mahrum güç kaybetme sürecine girdi. CHP ise AKP ye benzeşmeye çalıştı. Tüm olanlara rağmen türlü bahanelerle ‘başkanlık rejimi’ için Anayasa Mahkemesine bile gitmeyip, fanatik taraftarlarına göre, önemli bir muhalefet yaparak! belediyelerden gelen rant beklentisi içinde meclisteki rahat, ballı koltuklarda oturmaya devam etti.
     

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları