1.9.2018 17:57:29
Okunma: 1078
0 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
CHP'NİN BEKLENEN ÇÖKÜŞÜ?

 
CHP Atatürk’ün kurduğu ve cumhuriyeti kuran parti! Kurucuları genelde değişik guruplardan da olsa eski ittihatçılar! Ekonomik sistem için kapitalizm tercih edildiğinden mi bilinmez. Sol dışlanmış! Çok değerli sosyalist aydınlar, sanatçılar katledilmiş, sürülmüş, hapislerde çürütülmüş!
 
Bu parti, Osmanlı’nın yıkıntılarından kapitalist de olsa bir devlet, cumhuriyet oluşturmaya çalışmış! Bunun içinde üst yapıda kimilerinin devrim dediği birçok reform yapmış! Demokratik devrimin bir kısmı tamamlanmış! Ama Köy Enstitüleri bile 1940’larda akıllarına gelebilmiş ama 6 yıl sonra işlevsiz hale getirilmeye başlanmış.
 
Osmanlı’dan kalan, Sanayi devriminden falan bihaber çöküntü halindeki ekonomi de, devlet eliyle sermaye birikimi yaratılıp ve burjuva yaratılmaya çalışılmış! Doğal olarak da, bu devleti ve kurmanın tüm maliyeti halkın sırtına yüklenmiş. Buna 2. Dünya savaşının sıkıntıları, karaborsacılık, tefecilik, servetlerin el değiştirmesiyle katlanan sıkıntılar da eklenmiş. Sonuç olarak da zaten reformları benimseyemeyen geri kalmış halk, bu partiyi ömür boyu muhalefete mahkûm etmiş. Atatürk’ün kendi kontrolünde kurdurduğu Terakki Perver Cumhuriyet ve Serbest Cumhuriyet Partisi adındaki 2 muhalefet partisi bile kısa zamanda gericilerin eline geçip kapatılmak zorunda kalmış.
 
İzlenen ekonomik ve sosyal politikaların sonucu olarak, sanayicisi olmayan ülkede, devlet eliyle BESLEME BURJUVAZİ yaratılmış. Gelişmiş, sanayi devrimi geçirmiş ülkelerde, reform, Rönesans yapan feodalizme karşı mücadele vererek iktidara gelen burjuvazinin aksine bizimkiler en gerici sınıflarla ittifaka girerek 1950 de iktidara gelmişlerdir. 16 yıldır ise en gerici kesim başa geçmiştir.
 
CHP 35 yıla yakın bir zaman kanımca çok önemli karizmatik bir devlet adamı ve denge unsuru olan kurtuluş savaşı kahramanı İsmet Paşa tarafından yönetilmiş ve bir devlet partisi olarak kalmıştır! 1961 de Çalışma Bakanı olan Ecevit’le beraber önemli işçi haklarına imza atmış, 1965’lerden sonra, TİP e giden oyları geri almak için ortanın solu politikasını benimsemiş ama hiçbir ilkesini hayata geçirememiştir. 
 
Özellikle de 1977’lerde,’’toprak işleyenin, su kullananın’’sloganlarıyla iktidara gelen Ecevit, halkla bütünleşmek yerine 12 tane sağcı-şaibeli vekili transfer ederek, ülke ve halkımız açısından çok önemli bir fırsatı harcamıştır. Bütün bu dönemlerde en önemli muhalifi ise eşi olmuştur? Belki de en önemli hatası ise, 1968’lerde SBF de doçent olan Deniz Baykal’ı partiye davet etmek olmuştur. Bu tarihten sonra partide hizipçilik hızla yükselmiş, Baykal ülkenin en sevilmeyen başkanlarından biri haline gelmiştir. SODEP-SHP Örneklerini bir tarafa bırakırsak, bu durum Ecevit’i 1985 de ayrı parti (DSP) kurmaya kadar götürmüştür.
 
Uzun süre etkisiz kalan CHP ise Bahçeli’nin ayak oyunlarıyla koalisyonun bozulması, ANAP-DYP’nin yok edilme operasyonlarından sonra 2 partili mecliste ana muhalefet partisi olarak yerini almıştır! Yasaklı RTE’nin vekil olmasında Baykal’ın payı ise bilinmektedir. AKP’nin sivil askeri bürokrasiyi dolayısıyla devleti ele geçirme operasyonları, Ergenekonlar falan hep bu dönem olmuştur. Tam da bu sırada 2002 de yıllarca sağ partilerin yönetici-bürokratlığını yapmış, 1979 d Ecevit’in vekil yapmadığı Kılıçdaroğlu CHP den vekil olmuştur. 
 
Araştırdığımda gençliği dâhil kendisinin sol veya sosyal demokrasi ile hiçbir ilişkisini bulamadığım K.Kılıçdaroğlu 2 tane açık oturumla parlatılıp, niyesi bilinmeyen bir şekilde genel başkanlık koltuğuna oturtulmuştur. 
 
Bunca kıdemli hizipçilerden Önder Sav’ın gayretleriyle başkan olan K.Kılıçdaroğlu hepsine parmak ısırtacak şekilde Sav’ı da 6 ayda harcamıştır. Bazıları itiraz etse de CHP parti içi politikasında çok önemli olup, yıllardır istismar edilen Kürt-Alevi kimliğinin bunda önemi varımıdır bilinmez?
 
İşte bundan sonra AKP’nin tüm yaptıklarını açıkça aklama dönemi başlamıştır. Devletten sonra, yargının ele geçirilişi, ayakkabı kutuları, 15 Temmuz, meclisin yok edilişi hep bu dönemdedir. En son tüm hileleri aklayan seçim kanunuyla seçime girmeyi reddedenlere karşı, Kılıçdaroğlu’nun ‘BİZ BU SEÇİMİ KAZANACAĞIZ’ deyip, seçim gecesi, CB adayıyla beraber ortadan kaybolması işin tuzu biberi olmuştur.
 
Vekilliği ve sonrasına başkanlığı kaybetmemek için CB adayı bile olamayan K.Kılıçdaroğlu bu dönemde partisini gericileştirme operasyonlarında da çok başarılı olmuştur. Şimdi ise pek de farklı olmayan C.B adayıyla kayıkçı kavgası yürüterek ekonomik felaketi saklamaya çalışmaktadırlar?
 
CHP’nin sırf AKP ye gitmesin diye verilen oylarla kazandığı yerel yönetimlerde ise durum felakettir!
 
Halktan kopuk, gerici, çoğu hırsız olduğu iddia edilen yerel yöneticilerin yandaş firmalarla gerekli ilişkiyi kuramayanları görevden alınırken, diğerleri Başta İzmir ve ilçeleri yerel yönetimleri yandaş firmalara peş keş çekip, tüm kamu hizmetlerini özelleştirmektedirler. Soygun düzeninin saklanacak hali kalmamışken, bunları atayan Ankara merkezdeki ortaklarının kim olduğu ise merak konusudur.
 
Tabanlarına da yayılan bütün bu rezilliklerden sonra bu partinin artık toparlanamayacağı açıkça görülmektedir. Kanımca, CUMHURİYETİ KURAN PARTİ CUMHURİYETLE BERABER ÇÖKMÜŞTÜR. Hep söylediğim gibi, Artık bu partiden medet beklemek yanlışların en büyüğüdür. 
 
Yeni bir parti ise acil ihtiyaçtır.
 

 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları