18.8.2018 18:06:23
Okunma: 754
0 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
BENCE DE ÇOK DOĞRU?

 

 ABD’NİN GERÇEK DOSTU BİZİZ) DIŞ İŞLERİ BAKANIMIZ!

 
Sn. Çavuşoğlu, devlet büyüklerimizin EYY ABD, EYY TRUMP çıkışlarını, restleşmelerini duymuyor olacak ki! Bu ülkeye dostluk mesajları gönderip duruyor. AKP politikalarını, BOP EŞ BAŞKANLIĞINI falan unutsak bile özellikle de son 16 yıllık ekonomik göstergelerimiz SN Bakanımızı doğruluyor?
 
Bilindiği gibi, TRUMP’la beraber, aralarında ciddi sorunlar başlasa da, ABD hala, dünyayı kıyamete götüren küresel egemenlerin lideri konumunda! Biz ise, 12 MART ve EYLÜL faşist darbelerinden beri bunlara yamanmaya çalışan çok milliyetçi bir ülkeyiz. AKP’nin 16 yıllık tek başına iktidarında ise bu yolda çok önemli adımlar atıldı?
 
Örneğin, sanayimiz ve ihracatımız tamamen dışa bağımlı hale geldi! Yapılan üretimin %80 den fazlası hammadde ve ara malı ihracatından oluşuyor! Yani yaptığımız üretimden doğan katma değerin önemli kısmı bu sömürgen! Ülkelere, küresel patronlara gidiyor?
 
 En son, Cumhurbaşkanı RTE imzalı 15 Ağustos günlü kararla, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ne, SIFIR GÜMRÜKLE, 750 bin ton buğday ve mahlut, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır ve 100 bin ton pirinç ithal edebilme yetkisi verildi.
Peki en güçlü tarım ülkelerinden biri iken ne oldu  bize?Niçin eti bile ithal ediyor ,dünyanın en pahalı etini yitiyoruz dersiniz?
 
AKP’li yılların başında yüzde 22’lerdeki tarımsal nüfus 2017’de yüzde 8’lere kadar geriledi, köyden kente göç arttı. Son 15 yılda kayıtlı çiftçi sayısının yüzde 23 oranında azaldı, kayıtlı tarım arazisi miktarının ise 16,7 milyon hektardan 13,9 milyon hektara düştü ve bu süreç aynen devam ediyor!
 
2002 de 3,9995 milyar dolar olan tarım ürünleri ithalatımız 12.7 milyar dolar çıktı. Zamanında, İZMİR, AYDIN, MANİSA gibi şehirlerimizin ekonomisi son derece hareketli yerleşim birimlerini düşünürsek, bölgemiz açısından da çok önemli, dünyada da değerli tarım ürünlerinin başında gelen tütün üretimine bakarsak, Dışişleri bakanımızın ne kadar doğru söylediğini iyice anlarız!
 
DSP-ANAP-MHP koalisyonu zamanında 2002 de çıkarılan 4733 Sayılı Kanun Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Yasasından, sonra AKP 2008 de TEKEL’İ de özelleştirmiş ve kanun gereklerini yerine getirmiştir. Aradan geçen 14 yılda ülke tütüncülüğü; büyük bir tasfiye süreci yaşamıştır. 2002 yılında 405.882 olan tütün üreticisi sayısı 2015 ürün yılı itibarıyla %86,2 azalarak 56.000 a gerilemiş, tütün üretimi ise  2002 yılında 159.521 ton iken  %61,1 azalarak 2015 ürün yılında yaklaşık  62.000  ton  civarına gerilemiştir.
 
Genç nesil tütün tarımının zorluğu ve gelirinin azlığı nedeniyle tütüncülükten uzaklaşmış, Ege Bölgesi`nde tütün üreticilerinin yaş ortalaması 45 yaş civarına yükselmiştir. Tütün üreticilerinin kişi başına ortalama aylık geliri,  2014 yılı ürünü TAPDK kayıtlarına göre 1.042 TL`dir. Bu rakam, ortalama 4 kişilik bir aile için aylık 260,5 TL`ye karşılık gelmekte olup bu bedel asgari ücret seviyesinin çok altındadır.
 
Bu süreçte, Türkiye sigara pazarının tamamına yakınına sahip olan çokuluslu sigara şirketleri, sigara harmanlarında giderek artan miktar ve oranlarda ithal tütün çeşitlerini (özellikle fonun sıfırlandığı homojenize, şişirilmiş tütün damarı ve şişirilmiş tütün) kullanarak maliyetlerini düşürmüşler, arttırılan vergilere rağmen kârlılıklarını artırmışlardır.
 
Ülke topraklarında yetişen (yerli) tütünlerin sigaralarda kullanımı 2003 yılında %42,07 oranındayken, bu süreç sonucunda,  2015 yılı itibarıyla %13,24`e  düşmüştür. Özellikle 2010 yılından buyana "net ithalatçı" olan ülkemize ithal edilen  ülkemizde,TÜİK 2013 verilerine göre, tütün ürünleri imalatının %89,3 yabancıların kontrolüne geçmiştir. Bir başka ifadeyle, ülkemizde yabancı kontrolünün en yüksek olduğu imalat sektörü tütün ürünleri sanayi olmuştur.
 
Ne dersiniz, TRUMP anlamazlıktan gelse de, Dışişleri bakanımız doğru söylüyor değil mi?
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları