31.07.2016 19:52:57
Okunma: 1408
0 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
ADIMIZ TEMİZ İZMİR

                                                 
           Yaşadığımız çağda ve özellikle de ülkemizde, bu dernek ve yayın organı etrafında toplanan bir avuç duyarlı insan şehrimiz sorunlarından çıkarak,  çevresel olarak ve etik olarak TEMİZ TOPLUM özlemi için mücadele vermektedirler. Bu yazımda bu ve yakından ilgili olduğu yolsuzluk kavramını biraz açmak istiyorum.
 
            Bilindiği gibi, insanlar var oluşlarından itibaren önce bedenleri ile ve sonrasında geliştirdikleri aletlerle kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır. İşte bu çaba içinde gelişen aletlerin sonucu giderek daha insani, demokratik olması özlemiyle topluluklar-devletler kurarak yaşamaya başlamışlardır.
 
           Ancak, üzülerek görülmektedir ki bu böyle olmamış, bu süreçte zenginleşen bir gurup hemen her toplumda iktidarı ele geçirmişlerdir. Tüm insanların yararına olması gereken ve birlikte yaşamın kurallarını belirleyen yasaları kendi çıkarlarına yaparken, mevcut yasaları da kendi veya yakınlarının çıkarları için çiğnemeye başlamışlardır.  Rüşvet, zimmet, ihaleye fesat karıştırma v.b şeklinde ortaya çıkan ve toplumu derinden sarsan bu duruma da biz YOLSUZLUK diyoruz.
 
           Yolsuzluk olgusu tüm dünya da küreselleşme ile katlanarak artmıştır. Ülkemizde de 1980 den sonra artıp, namus şeref gibi kavramların eskitilmesiyle çığ gibi büyümüş son yıllarda ise yöneticilerin en başından başlayarak sıradan hale gelmiştir. Yolsuzluklarla mücadele etmesi gereken tüm kuruluşlar ise ya kapatılmış ya da ‘YANDAŞ KURULUŞ’A dönüştürülmüştür. Muhalefet partilerinin de büyük ölçüde bu furyadan pay kapmaya çalışan insanların eline geçmesi, soldaki partilerin toplumun güncel sorunlarından çok uzak olması nedeni ile TEMİZ TOPLUM MÜCADELESİ nin bu yönü gerçekten de çok küçük cesur ve şerefli bir azınlık tarafından yürütülmeye başlamıştır.
 
            Savaşımızın diğer konusu ise temiz bir çevre savaşıdır. Bilindiği gibi insanların ihtiyaçlarının karşılanmasında, her türlü üretimde, en önemli kaynak çevre yanı doğadır. İnsanlar bu ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yaparken medeniyet ve dolayısıyla teknoloji ilerledikçe artarak çoğalan şekilde doğayı kötü kullanmış, yok etmiş ve kirletmişlerdir.
 
              Bu süreç doğanın gereğinden fazla kullanılması, hava, su ve karanın kirletilmesi, doğal olmayan yöntemlerle üretimin çoğaltılması v.b şeklinde oluşmuştur. Günümüzde yok edilip, kirletilen çevrenin insanlığa verdiği zarar çok önemli boyutlara önlem alınmadığı takdirde insanlığı yok etme aşamasına gelmiştir.  İşte duyarlı insanlar gerekli bilince varmalarından itibaren doğayı korumak için mücadele etmek zorunda kalmışlardır.
 
            Benim ve kızım Defnenin sütunlarında daha sonra anlatılacağı gibi bilinçli halkın mücadeleleriyle çevre hakkı temel insan hakları olarak kabul edilmişse de bu gün yaşadığımız doğa felaketleri çevre kirliliği küresel ısınma her gün artmakta ve daha etkili önlemler alma gereğini ortaya çıkarmaktadır.
 
              Ülkemizde en ufak yönetim birimlerine seçilmek için harcanan paraları düşündüğümüzde şerefli ve duyarlı insanların bir yerlere seçilmesi mümkün görülmemektedir. Yolsuzluğa batmış, çıkarları için her gün yeni bir çevre felaketi için başlangıçlar yapan merkezi ve yerel yönetimler her zaman karşılarında bir avuç insan da olsak bizleri bulacaktır. Tüm duyarlı ve namuslu insanların ‘BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN ‘DİYEN iğrenç güya atasözümüzü yalancı çıkarmaları ve bu mücadele etrafında toplanması ise bizleri zafere ulaştıracak tek dileğimizdir.
 
NOT-Cenevre Üniversitesi Graduite Enstitus de, ÇEVRE VE İNSAN HAKLARI konusunda doktora ve asistanlık yapan kızım DEFNE GÖNENÇ de yakında, özelliklede konusuyla ilgili gaze-temiz’de yazmaya başlayacaktır. Saygılarımla.
 

 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları