08.08.2016 15:51:59
Okunma: 1452
0 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
KARANLIKTA UYANANLAR

   
1964 Yapımı, Ertem Göreç yönetmenliğindeki fabrika patronu olunca, değişip sisteme uyan Turgut’u canlandıran F.HAKAN ve AYLA-BEKLAN ALGAN’IN oynadığı bu film en beğendiğim Türk filmlerinden biridir. Özetle, işçi mücadelelerini, grevleri anlatır. Son olarak da fabrikayı satın alan ABD lilere karşı, yazımın sonunda kullanacağım, muhteşem sloganı atan işçilerin direnişe devamıyla biter.
 
İzmir'deki Derneğimizin VE GAZE-TEMİZ'İN isminde bulunan TEMİZ ibaresi ise kanımca İzmirlilerin çok düşünmesi ve üzülmesi gereken bir durumdur. Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi bu kavram 2 si birbirinin ayrılmaz bir parçası olan hem çevre mücadelesini i hem de yolsuzluklara, ahlaksızlara karşı mücadeleyi içerir. Çünkü çevre felaketlerine sebep olan çevre suçları genelde yolsuzluk yaparak birilerine rant yaratmak için işlenir. Bunların sorumlularını nitelemeye ise yukarıdaki kavramlar bile az gelir.
 
‘Yazık oluyor İzmir’e’ yazımda, İzmir’imizin muhteşem konumuyla, uygun iklimiyle geçmişten gelen medeni yapısıyla, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olabileceğini anlatmaya çalışmıştım. özellikle de benim İzmir den geçici olarak ayrıldığım 1962’ler den sonra, DP-AP’Lİ, İzmir deki birçok varlıklı ailenin akrabası, yakını Osman Kibar’ın, rant için sahile diktiği apartmanlarla başlamıştır. İçlerindeki tek halkçı başkan diyebileceğimiz ve biraz da olsa ayırabileceğimiz İhsan Alyanak’la beraber bu güne kadar ki başta CHP değişik partilerden 7 başkanla bu süreç devam etmiş ve kısaca anlatmaya çalışacağım bu günkü İzmir ortaya çıkmıştır. Bu başkanların nitelikleri 12 Eylülcülerin yaptığı deniz kenarında yasalara aykırı bir utanç abidesi olarak duran BŞB binasında çalışmaya devamlarından da açıkça anlaşılmaktadır.
 
Uçakla üzerinden geçerken İzmir in yeşili yok edilmiş çirkin görüntüsü birçoğumuzun malumudur. Yeterli mücadele edilmeyen deniz kirliliği, defalarca anlattığım gibi arıtması olmayan fabrikalarından oturduğum Mithat paşa caddesindeki apartmanlardan bile yayılan dumanlarla kışın pencere açtırmayan hava kirliliği bu başkanların yarattığı havası, suyu, denizi kirli şehrimizin bu günkü halinin temel özelliklerdir.
 
Son başkanın, yandaş firmalara diktirdiği ve diktireceği gökdelenlerden sonra ise şehirde trafik yürümemekte, park yeri ise hiç bulunmamaktadır. Yanlış yerleşmeye devam eden şehrin istiab haddi çoktan dolmuştur. Bildik? Firmalara yaptırılan ne idiğü belirsiz tramvay ve yat limanları ise gelecek için birçok soru işaretiyle doludur. 1984 beri önce gerici sonra ticari gerekçelerle güzelim binaları yerine hangarlar yapılarak panayır yerine dönüştürülen, muhtemelen ranta açmaya hazırlanılan fuarımız sanırım sadece eski nesilde kalabilen harika hatıraları yok edemeyecektir.
 
Şehrimiz, Egenin sosyo- ekonomik merkezi iken bu özellikleri yok ettirilerek rant guruplarına çıkar sağlanırken ,bu gün  havaalanından doğru dürüst uçak bile kalkmayan bir şehir yaratılmıştır..1978 yılından başlayarak o zamanki yasalara uygun olarak belediyenin TANZİM SATIŞ MAĞAZALARI için tahsis edilen merkezi ve yerel idarelere ait ortak alanlarda şimdi anlı şanlı AVM ‘LER yükselmektedir.Hepsi de yasalara aykırı konumdaki bu binalar yöneticilerimizi kaynağı belirsiz! bir şekilde zengin ederken son örneği Üçkuyular’da,, tanınan 1 şirkete peş keş çekilen arazilere yapılacak AVM’LER için semt garajımız ve Pazar yerimizin yok edilmesidir.
 
Defterdarlıktan alınma nedenlerimden biri olarak verdiğim mücadeleye rağmen denizimizin üstündeki AVM ile Ege Üniversitemizin bahçesindeki istimlâk amacına aykırı AVM’LER yasal olmayan şekilde faaliyetlerine devam etmektedir. Ege Üniversitesinin öğrencilerine yurt yapmak amaçlı arazisi 1999 da yapılan plan değişikliği ile ticari alana çevrilerek yapılan güya öğrenci tesislerinin müştemilatı kuzeyli mağaza nedeniyle yersiz yurtsuz öğrencilerimiz sefalet çekmeye devam etmektedir.
 
Yazım çok uzadığı için devamını haftaya bırakırken, yaşam tarzlarında düşkün oldukları için şimdilik korkudan CHP ye oy veren İzmirlilere seslenmek istiyorum. Ülkemizin en ücra köşesinde ve fakir olsa da okuma yazma oranı İzmir’den yüksek olan ve pisliklere karşı 25 yıldır halk olarak direnen ARTVİNLİLERİ DE örnek alarak şehrimizi bu hale getiren pisliklerden, şerefsizlerden kurtulmanın zamanı çoktan geldiğini hatırlatmak isterim. Karanlıkta veya aydınlıkta artık  uyanın lütfen!
   
Biz ise her şekilde gücümüz yettiğince şimdilik  bu dernek ve gazete etrafında ve uygun her ortamda mücadeleye devam edeceğiz ve diyoruz ki bu pisliklere, 
 
KARŞINIZDA BİZ VARIZ!
 

 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları