20.03.2016 20:45:39
Okunma: 1945
4 Yorum

Mete Gönenç gonencmete@yahoo.com
ÇEŞMENİN İSTANBULLULARI!-2 (ALAÇATI MODASI!)

 

2 gün içinde yazmayı düşündüğüm yazı, ülkeyi yangın yerine döndüren 14 yıllık AKP iktidarında ülkemizin acınası hali ve insanlık düşmanı terör, mülteciler üzerinden yapılan insan pazarlıkları nedeniyle isteksizlikten gecikti. Ülkemizin bu durumundan ise cılız muhalefet anlayışı ve başta İzmir ve ilçeleri birçok yerel yönetimde, özellikle de yolsuzlukta AKP işbirlikçisi CHP’nin de payı vardır. Çeşmemize geldiğimizde ise,

Ülkemiz yeni yüzyılı geriye gitme olarak algılarken, içine ettikleri Bodrumdan göç eden KARA-KIRMIZI-YEŞİL ama hepsi de kolay kazanılan paralı bir güruhun gelmeye başlaması ile şirin ilçemizi bu günkü rezil hale getiren gelişmeler başlamış ve hızla devam etmektedir.
 
Kolay kazanılan dememizin nedeni, ne kadar zengin olursa olsun emeğiyle para kazanan bir insanın böyle kolay para harcamayacağını düşündüğümüzdendir. İşte, üretimi bir tarafa bırakıp paradan para kazanmayı hedef haline getiren yeni küresel liberal ekonomi anlayışına ülkemizdeki, kaçakçılık, yolsuzluk, iş takibi gelirleri de eklenince, bu kesimin lokantaya oturur oturmaz, garsona öncelik kazanmak için 100’lerce lira bahşiş bırakabildiğini, pideci de bile vale hizmeti istediğini v.b ise açıklayabiliriz sanırım.
 
Aslında bu kazançların asıl merkezi Ankara’mız olsa da sanırım İstanbulluların talihsizliği sanırım ülkenin en büyük ve ekonominin merkezi haline gelmiş olmalarındandır. Daha düne kadar ucuz ve taze diye et ve sebze almaya gittiğimiz Alaçatı’mızı bu hale getirenlere, Çeşmedeki bu günkü pahalılığı yaratanlara işte bu nedenle ve haksız da olsa  ‘İstanbullular’ denmektedir.
 
Ancak ve tabii ki, beldemizin bu hale gelmesinde Çeşmedeki korku, çıkar ve’ bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ anlayışı son derece etkili olmuştur. Son zamanlarda Çeşmeyi bile uyutmayan Aya Yorgi deki, sabaha kadar gürültüyü savunan çıkarcı, kalitesiz güya turizm derneği yöneticilerine tek bir Çeşmelinin bile ‘kendi otelleriniz de müşterileriniz rahatsız olmasın diye niçin düğünleri bile 24 de bitiriyorsunuz ?’diye sormaması bunun en son ve tipik örneğidir.
 
Son olarak da Çeşmenin içine düştüğü hali göstermek için kısa 1-2 örnek vermek isterim.5-6 yıl önce eşimle meraktan Şifne’de bir beach e gittiğimizde bom boş otoparkta valeler arabamızı zorla alıp park ettiler. Tabiiki çıkışta da aynı şey oldu. Valeye zorunlu 5 TL bahşiş verdim çok bozuldu ve diğer kapıdaki eşime geri verdi.
 
Yine 5 - 6yıl önce arkadaşlarım müzik çalacak diye gittiğimiz, Alaçatı’da yeni açılan bir lokantada et yemeklerinin 48 TL olduğunu görünce şarap içmek için menüyü görmek istedim. Diyalog şöyle,
 
Garson “menü benim!”  Dedi.
 
Kaç çeşit şarap var?
 
“3 ve..," saydı.(saydığı şaraplar Migros’ta 15 TL’ye satılıyordu.) kaç lira dedim?
 
 “120 lira!, Büyük şişe tabii! “ Bir tek ben içeceğim küçük yok mu veya yarım veremez misiniz? 

 “HAYIR! Sadece kadeh verebilirim.”  Kaç lira? 

 “15 lira!”  Ne kadar koyuyorsun?  “Şu kadar!”
 
Ayıp değil mi?
 
“BURASI ALAÇATI!”
 
Tabiî ki yemeği ve içkiyi iptal edip kalktık.
 
Son olarak da Ankara’dan gelen arkadaşıma gece  Alaçatı’nın o dar, sıcak, leş kokan sokaklarını gezdirirken, "bana göstermediğin yerler mi var" dedi. Hepsi bu dediğimde, “Deniz nerede?” diye sordu. Arabayla gidilebilir dedim.Doğal olarak da "ne var bu Alaçatı’da" dedi. Cevabım belli!
 
MODA! 
 

Etiketler:

Misafir - 23.03.2016 21:34:50

  • Cesamin Özkan
  • Bizdeki parayı bulmuş mal zengini, ancak ahlak kültür ve adap yoksulu sonradan görme bu potadaki kişilik bozukluğu tiplere Alaçatı'da kafalarına göre takılmalarını, rahatça yaşam biçimlerini uygulamamaları adına Alaçatı'lılar gerekeni kendi alanlarında yapabilmelidir. Öncelikle orada müteahhitlik rant alanlarını İstanbul'dan şuradan buradan gelen köşe dönmeci unsurlara bırakmamalıdır. Oradaki restaurant lokanta otel motel gibi işletme alanlarını oraya yoz kültürlerini aşılayacak kişilere bırakmamalarına yönelik örgütlenme içerisinde olmalıdırlar. Tabiki bunu orada sözde belediye başkanı olan kişi bu anlamda görev kuşanmalıdır. Bunun mevcut parti ve siyasal yapı ile olamayacağını görüyorsanız, o zaman o koltuğunu bulunduğu alanı dolduramayan kişiden kaynaklı boşlukları sizlerin zevkle doldurmanız gerekir...Yani beldeyi korumak öncelikle orada yaşayanların örgütlenmeleri çalışmaları ve direnmeleri ile oluyor olabiliyor. İşte Karşıyakada da bir kişi var boy boy fotoğraflarını belediye bilbaordların da sanki artistmiş, film çevirmiş gibi astırıyor. Aslında film çevirdiklerini biliyoruz ama bu filmin içeriğini biz çok iyi biliyoruz ve iyi filmler olmadığınıda bu ilde CHP nin çok ciddi ve yoğun oy güç kaybından anlıyoruz. Birde Avrupa kenti olma saçmalığını kullanmaktadırlar, hangi Avrupa kentinde bu boy boy fotoğraf astırmayı, hangi belediye başkanının yaşam koşulları belli olan halkın yaşam standartları ile alay edercesine devasa lüks araçlara biner ve hangisi halkın içerisine beş on koruma ile çıkabilir. Bindikleri o arabalar ızdırap çekmektedir, imalatını gerçekleştiren tasarım aşamasından işçisine kan ağlamaktadır. Avrupa kentlerinin bu kişileri bazen yaya, bazen kendi araçları ile çoğu kezde toplu ulaşım araçları ile işlerine halkının içinde güle oynaya giderler. Şİmdi bizdeki kişilere bakın ve içinizden ne geliyorsa onu sayınız. Ben saydım sayıyorum saymaya devam edeceğim...
  • Misafir - 21.03.2016 19:54:23

  • Aydın sorumluluğu
  • Üstad; Yazınızı buruk bir zevkle okudum.Dünyanın her yerinde bu zor görevi sizin gibi aydınlar yerine getiriyor.Eskiler, " Gerçek çıplak gezmeyi sever" demişler.Siz yarınlar için uyarı görevinizi yapmışsınız,önlem alması gereken görev başındaki yetkililer.Beyninize ve elinize sağlık.
  • Misafir - 21.03.2016 10:47:26

  • haklısınız
  • Yazdıklaınıza katılıyorum, bu işletmelere bir denetim lazım, paran varsa git. Avrupa'da böyle değil, her vatandaş yararlanıyor
  • Misafir - 21.03.2016 09:16:30

  • migros
  • dükkan kirası, hava parası, işgaliye, kdv, stopaj, gelir vergisi, maaş, sigorta, dekorasyon, tanıtım (pr çalışması), elektrik, su, tabela-reklam vergisi...., şimdilik aklıma gelenler bunlar. - migrostan aldığınız şarabı evinizde içerken bunlardan kaç tanesini ödüyorsunuz? - yazdığınız bu karalama yazılarından sonra alaçatı-çeşme bölgesinde etkilenmesi muhtemel işletmelerde çalışan binlerce insan ve yakınlarının kaybolan gelirlerini ve ödenemeyen sigostalarını migros mu, yoksa siz mi, karşılayacaksınız? - öncelikle ülkemizde, daha sonra dünyada gezdiğiniz ve yemek yeme fırsatı bulduğunuz ve de yemek yerken market fiyatına şarap, soda, su...v.b. içecekler tükettebildiğiniz restoranların sıralı tam listesini yayınlarsanız alaçat-çeşmeden vazgeçirebildiğiniz vatandaşlar oralara yönlensin, - migrostan aldığınız şarabı, yine migrostan aldığınız peynir tabağı ve tekzenden aldığınız taburelere oturarak; fenerburnu, pırlanta plajı, domuz burnu, altınkum, azmak, delikli koy, sakızlıkoy, kocakarıplajı, ayasaranda, tekkeplajı, paşalimanı...v.b. vale ücreti olmayan tamamen ücretsiz ve kısıtsız denize nazır konumdave de plajlarda tüketebilirsiniz. saygılarımla...
  • Yazarın Diğer Yazıları