13.02.2018 19:56:55
Okunma: 821
0 Yorum

Dr.Mustafa Yuluğ
KURULTAY

 
Bütün eğitim/öğretim ve iletişim düzenekleri yönetici adaylarını üretim cahiline dönüştürmek için kullanıldı.
 
(CHP Kurultay Bildirgesi dolayısıyla)
 
Sermaye partilerinin yön sorunu yok sanki. 
 
Onlar esasta sermaye ulularının talimatlarına göre deviniyorlar (talimatların iletilmesi ve algılanması, eşgüdüme tabi olmayan sermaye bölümleri arasında görüş farkları ortaya çıkması (örneğin silahçılar ile enerjiciler ve mafya arasında çelişkiler doğabilir) inanç örgütleri, cemaat, tarikat gibi ek örgütler (en önemlisi evangelistler) sermaye talimatlarındaki ani değişiklikler, derin devletin girişimleri… 
 
Önemli sorunlar yaratabiliyor. bir de 'libero' yöneticiler 'meselesi' var. saakaşvili en iyi örnek...
 
Ana muhalefet partimiz emperyalizme karşı savaşın devamı niteliği taşıyor ise de, soğuk savaş ile birlikte, ülke olarak, sömürgecilerin hüküm ve tasarrufu altına büyük ölçüde girilmiş oldu.
 
İlk kez mallarını yitirme tehdidiyle karşılaşan (avantacıların canını al malına alma) sömürgeciler, tehlikede olan 'ötekileri' de örgütleyerek bir çit içinde topladılar. 
 
Böylece, çit kapsamındaki bütün koruma ve yöneticilere, yöreden yöreye, yönetimden yönetime değişen ölçülerde, ‘manipüle edilebilir’ statüsü kazandırıldı.
 
Oktay Sinanoğlu beyin ayarlama etkinliğini çok güzel özetledi: 'en gelişmiş toplum mühendisliği yöntemleriyle ABD'de dünyanın en cahil halkını yarattılar'. Amerikan halkını uyutanlar için gelişmemiş halklarla ilgilenmek, kuşkusuz, daha da kolay oldu...
 
Üretim denen olayın üç temel ögesi var: 
 
1)Üretilecek mal ve hizmetlerin insana yararlı olanlar arasından seçilmesi (tersinden hareketle, silah, uyuşturucu, kalpazanlık, sahte bilim, sahte ilaç, zararlı besin, sahte tarım girdisi, sahte yapı, sahte konut, sahte kent, yararsız tıp ve eğitim, sahte planlama, sahte ulaşım, sahte iletişim... değil) 
 
2)Üretimin, bilim ve teknolojinin en gelişmişi ile yüzde yüz ahlak ve dürüstlük ilkelerine dayandırılması 
 
3)Üretim ve dağılımının kapsayıcı ve emredici iktisadi, sosyal ve kültürel planlama ile yönlendirilmesi 
 
4)Üretimden yararlanmada yoksullara mutlak öncelik tanınması...
 
Bu konuların sislenmesi yoluyla, sermaye egemenliği, tam planlama ile hareket eden şirketleri karşısında, yoksul ülkelerin sömürge olanakları dışına fazla taşamamasını sağlamış oldu (bu açıdan Hindistan ve Çin’i karşılaştırmak aydınlatıcı… Güney Kore, Japonya, Almanya gibi küresel şirketleşmeyi başaran ülkeler, egemenlik içinde yer tutarak, bu olumsuzluktan kısmen kurtulmuş oldular).
 
Bildirgenin yalnızca bir yerinde planlamaya değiniliyor: 'Tarımsal üretim planlanacak'. Gerisi 'ne desen olur' cinsinden soyut ve bir makro planın parçası olarak öngörülmemiş değinmelerden ibaret.

Örnek: ‘kadınlara ve gençlere hayatın her alanında eşitlik sağlanacak, yüksek katma değerli kapsayıcı büyüme hedeflenecek, eğitim ve sağlık parasız, kaliteli ve ulaşılabilir olacak’… Tam kapsamlı ve emredici planlama yapılmadan, bu hedeflere ulaşılması nasıl olası olabilecek acaba… 
 
İşte bütün sorun da bu...
 
Mustafa Yuluğ
 
Not: Sömürgeciler plan’ın, Sovyetler Birliği’nin özeli gibi göstererek üstünü çizdiler. Oysa Hitler Almanya’sı, Franko İspanyası (köyden kente göçü planlamışlar)… Ve küresel şirketler faaliyetlerini en ayrıntılı planlara dayandırdılar
 

 

Etiketler: