13.03.2018 17:24:31
Okunma: 608
0 Yorum

Dr.Mustafa Yuluğ
HALKLARIN AYAKTA UYUTULMASI

 
 
28 Kasım 2016 günlü gazeteler, izmir için 'havamız sos verdi' gibi bir haber verdiler. Mevzuat gereği en fazla 90 olması gereken metreküp başına hava kirletici partikül madde miktarı, Güzelyalı'da 263, Bayraklı'da 261'e yükselmiş. 
 
TBMOB çevre mühendisleri odası başkanı, Aliağa’daki ağır sanayi tesislerinden kaynaklı hava kirliliğinin yıl boyunca sürdüğünü, buna, kışın, ısınma (ve araç) kaynaklı kirlenmenin eklendiğini, plansız yapılaşma ve kat yükseltmelerin de, hava akımların keserek, sorunu daha da ciddileştirdiğini vurgulamış.
 
Bilindiği gibi, hava kirliliği her yerde artıyor. Bir araştırmaya göre, dünya halklarının yalnızca yüzde 2'si temiz hava soluyabiliyormuş. Ayrıca, kirli havanın kanser'den başlayarak özellikle akciğer hastalıklarının tetikleyicisi olduğu biliniyor. Çocuklar büyüklerden çok çok daha fazla etkileniyorlar.
 
Peki, neden halkımızdan, anne babalardan bir 'yetti be' sesi yükselemiyor...
 
Başka bir konu... CNN televizyonu gösterdi. NATO, Norveç’te, arktik bölgede Rus sınırı boyunca ellerinde silahlarla gençleri koşturup duruyor.
 
Bilindiği gibi, NATO, dünyanın bir numaralı silah pazarlama örgütü. Silah lojistiği, pazar ülkelerde, derin devlet hücrelerinin oluşturulması ve böylece halkların, yönetenleriyle birlikte, egemenlik adına 'zapturapt'  altında tutulmasını daha bir mümkün kılıyor. Haydi, bu kez Eisenhower’ı rahat bırakalım. Gerçi, vaktiyle, ülkemizin doğusuna epey bir nükleer başlıklı füze yerleştirilmiş olduğunu da ancak Küba krizi dolayısıyla öğrenebilmiştik.
 
Norveç halkının yaşam hakkını güçlendirmekten çok 'riske atan' bu girişimlere karşı neden herkes suspus...
 
Bir bilim insanı cep telefonu kullanmanın çocuklara büyük zararlar verebileceğini, bu yüzden, çok gerekli ise, miniklerin konuşmalarını günde 10 dakikayla sınırlandırmasını öngörmüş.
 
Anne babalardan bilmem ilgilenen çıkacak mı…
 
İlgisizliklerin nedenini açıklayalım... Küresel egemenlik (büyük küresel şirketler, küresel ve yerel derin devletler, mafya babaları federasyonu), bütün sömürüsünü üretim devinimleri üzerinden gerçekleştiriyor.
 
Dolayısıyla, üretim işlevini (rantsal, avantasal, yağmasal yatırım, inşaat, kentleşme, silah tacirliği, elektronik ürün pazarlama, dolandırıcılık içerikli bütün ürünler, ) olumsuz etkileyebilecek eylem ve tartışmalara izin verilmiyor. Bunun dışında, halka bir damla yararı olmayan konularda ise yüce egemenlik, medya (sosyal'i dahil), siyasi partiler, eğitim/öğretim ve öteki kurumlardaki adamları ile 'zırva esaslı' tartışmaları ateşliyor. Hemen herkes de bu oltayı yutuyor.
 
Kısacası, egemenlik, anaokulu çocukları 'Misillu' halkları yönlendiriyor, birikmiş gazlarını gerektiğince alıyor.
 
MUSTAFA YULUĞ 

02 Aralık 2016 

Etiketler: