30.03.2018 21:49:37
Okunma: 610
1 Yorum

Dr.Mustafa Yuluğ
ÖLÜMCÜL CEHALET SALGINI

 

Ekranlara, gazetelere, dergilere, sosyal medyaya şöyle bir göz atınca hep Oktay Sinanoğlu'nun dediği aklıma geliyor: 'En ileri toplum mühendisliği yöntemleriyle ABD'de dünyanın en cahil halkını yarattılar'.
 
Bu bağlamda, bizim kuşağın (yani yetmişlikler, seksenlikler) ve dolayısıyla izleyenlerin süper cahilleştirilmesi, dünya egemenleri için, çocuk oyuncağı gibisinden olmuştur. Üniversiteler, siyaset, sinema, roman, medya, yönetimler, yargı, sivil toplum, istihbarat gibi örgütler toplumsal cehaleti salgın haline getirmede başarıyla kullanıldı. Örnek: ABD'de soğuk savaş dönemi içinde bütün sol dergilerin FBI tarafından çıkarıldığının ileri sürülebilmesi, sinemanın aydın senaristlerden, üniversitelerin ilerici hocalardan arındırılması, Kennedy'nin kim vurduya götürülmesi ile kulelere uçakların çarptırılma trajedisinin gerçek nedenlerinin hala saklı tutulabilmesi gibi. 
 
Bir karikatürcümüz (1) şöyle diyor: ‘Eskiden bir bilene sorardık, şimdi bir bilmeyene soruyoruz’. Gerçi, kısa özgürlük dönemleri dışında durum hep böyle oldu.
 
Bu nedenle, Polonya'yı füzelerle donatmanın gerek dünya, gerek ülkemiz ve gerekse bu ülke açısından taşıdığı önemi değerlendirmekten şimdilik vazgeçtim. Bir futbol gerçeğini küresel egemenlik katında ele almak yerine, ancak özel seçilmiş kulüp yöneticileri ile emekçi oyuncular üzerinden tartışabilme düzeyimizi yükseltemez isek, bize biçilen kadere de razı olmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok. Tek dinamik unsur niteliği taşıyan genç kuşakları cahilleştirme açısından her türlü çabayı ortaya koymaktayız da üstelik
 
Bir de şu haberden bilgilenelim: Suudi Arabistan Prensi Selman, bir gazeteciyle yaptığı söyleşide şöyle diyor: ‘Batılı müttefiklerimizin talebi üzerine İslam dünyasında Kuran okulları ve camilerin açılması ile Vahabiliğin yayılması yönünde yatırım yaptık… Bu operasyonun amacı Sovyetler Birliği’nin İslam dünyasındaki etkisini engellemek, komünizmin önüne baraj çekmek idi’. 
 
Bizim bulunduğumuz bölgede özellikle dinsel örgütlerin egemenlik adına yönlendirilmesinin İsrail uzmanlarının yaptığı planlamalara göre biçimlendirildiği kesin sanki.
 
Bölgede bulunmak yanında çok esaslı araştırmacı ve planlamacılardan yararlanmak gibi bir avantajı var İsrail’in. 
 
Bütün bunlardan dolayı, egemenlik ‘muhipleri’ ile beslemeleri, gençleri daha daha cahilleştirme yönündeki ‘onurlu’ çabalarında asla vites küçültmemeliler. Onlar kutsal sermaye ve kapitalizm inancına hizmet sunuyorlar çünkü…
 
Fransız taşeronları da bölgeye taşıma girişimleri var.

Mustafa Yuluğ
 

Etiketler: