09.04.2017 19:09:33
Okunma: 1230
0 Yorum

Defne Gönenç
Yenilenebilir Enerji’de Almanya Örneği

 

Almanya, yenilebilir enerji dönüşümü açısından sıkça örnek olarak gösterilen bir ülke. Devlet aracılığıyla, politik ekonomik araçlar kullanılarak enerji ihtiyacının petrol, kömür, gaz ve nükleer yerine yenilebilir enerji kaynaklarından elde edilebilir hale gelebileceğini gösteriyor. O sebeple, özellikle nükleer enerjiyi geleceğin enerjisi olarak taçlandırmadan, rüzgâr ve güneş enerjisini sağladıkları enerji miktarları açısından yerlemeden önce Almanya örneğine göz atmakta fayda var.

 Almanya, 1990’lardan beri enerjide dönüşümü destekliyor. Şu anki amaç 2050 yılına kadar elektriğin %80’nini, toplam enerji ihtiyacının ise %60’ını yenilenebilir enerjiden sağlayabilmek. Şu anda elektrik ihtiyacının %25’ini yenilebilir enerjiden sağlıyor. Bu oran 1994 yılında sadece %4’müş. Ayrıca 2022 yılına kadar nükleer santrallerin tamamının kapatılması hedefleniyor. Almanya’da ilk nükleer santral 1968 yılında yapılmış. Bunu takiben 16 tane daha, yani toplamda 17 adet nükleer santral yapılmış. Özellikle 1970’li yıllardan itibaren nükleer atıkların depolanma sıkıntısı doğmuş bu sebeple ortaya çıkan çevreci tepkiler Yeşiller Partisi’nin parlamentoda temsil edilmesinde büyük rol oynamış. Şu anda 17 nükleer santralden 8 tanesi kapatılmış. Geriye kalanların da kademeli olarak kapatılması hedefleniyor.
 
Japonya’da Mart 2011 yılındaki nükleer faciayı takiben Mayıs 2011 yılında Merkel’in nükleer reaktörleri kapatacağını açıklaması aslında tepki ve kuşkuyla karşılanmıştı. Bu durumun Almanya’da soğuk kışlara sebep olacağı ve enerji güvenliğinin azalıp Almanya’yı Polonya’dan kömür, Fransa’dan nükleer enerji ve Rusya’dan da gaz ithal etmeye bağımlı hale getireceği savlanmıştı. Özellikle Almanya’nın büyük dört enerji şirketleri, RWE, E.ON, EnBW ve Vatenfall bu enerji dönüşümüne şiddetle karşı çıkmıştı. Fakat hükümet bu tepkilere rağmen kararlı davrandı. Öyle ki yenilebilir enerjinin toplam enerji tüketimindeki payı 20215 yılında %12.6’ya çıktı. 1990 yılında bu rakam sadece % 0.13’tü. Diğer Avrupa ülkeleri karşılaştırılabilmesi açısında şu rakamlara da bir göz atmakta fayda var: Almanya’nın 2016 yılında güneş enerjisinden elektrik üretme kapasitesi http://yesilekonomi.com/yenilenebilir-enerji/almanya-guneste-413-gwa-ulasti
 
Almanya, 1990’larda başlayan bu enerji dönüşümü özellikle evlerin çatılarına kurduğu güneş panellerine ve yenilebilir enerji kanununa borçlu. Çatılara güneş paneli kurulmasını amaçlayan ilk önemli proje 1990 yılında hayata geçirilen ve “1000 Çatı Programı” adı verilen 2550 binanın çatısına fotovoltaik güneş pili paneli yerleştiren projeydi. 2000 yılında ise benzer bir program “100,000 Çatı” adı altında devre sokuldu ve evinin çatısına güneş paneli taktırana düşük faizli devlet destekli kredi verildi.
 
1991 yılında “Elektrik Enerjisi Tedariki Yasası” kabul edildi. Bu yasa çerçevesinde büyük enerji dağıtım şirketleri yenilebilir enerji kaynaklarından elde edilen enerjiyi önceden belirlenmiş fiyatlarla alabildiler. Bu yasa, yeşil enerjinin enerji ağına katılabilmesini kolaylaştırdı. 2000 yılında kabul edilen Yenilebilir Enerji Yasası ise yenilebilir enerji tedarikçilerine sabit ücretle elektriği satın alma güvencesi getirdi. Tedarikçilerin işlemeye başlamasından itibaren 20 yıllığına kazandığı bu taban fiyat sübvansiyonu bu yasayla daha net belirlenmiş oldu. 2014 yılında yasa gözden geçirildi ve yenilebilir enerji santrallerinin çok artması sebebiyle ekolojik elektriğin yüksek maliyetini tüketiciye dağıtan yenilenebilir enerji katkı payı attırıldı. Bu katkı payı 2015 düşürülmüş ve başarısı sebebiyle, Almanya’nın yenilebilir enerji yasası dünyanın başka birçok ülkesi tarafından örnek alınmış olsa da bu yasa, tüketiciler için maliyeti attırması sebebiyle de halen eleştirilere maruz kalıyor.  
 
Yenilebilir Enerji Yasası hem çevreci enerji dönüşümünü hızlandırması hem de yeni iş alanı açması sebebiyle üzerinde ciddi çalışmalar yapılabilecek ve Türkiye için de bir benzeri planlanabilecek bir yasa olduğunu düşünüyorum. Tüketiciye daha yüksek elektrik parası olarak yansıtılan yük, herkesin kendi çatısına enerji paneli koyması için verilecek (düşük faizli kredi bile değil) hibeler ile dengelenebilir. Böylece enerjide dışa bağımlılığı azaltır, merkezi olmayan bir enerji sistemine doğru yola çıkmış oluruz. 
 

Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları