15.07.2018 19:11:21
Okunma: 1580
0 Yorum

Defne Gönenç
Türkiye’yi Organik Tarım ile Dönüştürelim

 

İzmirliyim. Orta sınıf bir aileden geliyorum. Hep devlet okullarında kimi zaman da yurtdışında bursla okudum. Tüm okul hayatım boyunca hem bana hem arkadaşlarıma çok çalışmamız gerektiği, çalışmanın başarıyı getireceği öğütlendi. Kimimiz kurumsal şirketlerde çalışmayı, kimimiz diplomat, bankacı olmayı, bazılarımız ise akademide kalmayı hayal ettik. Ama inanın içimizde çiftçi olmayı hayal eden hiç olmadı. Ben de dahil. Halbuki toplumsal başarı bireylerin tek tek “çok çalışması” ile değil, hep beraber doğru bir plan ve programla çalışmayla kazanılıyor. Neden mi? 
 
Kimyasal gübre, genetiği değiştirilmiş tohumlar ve böcek ilaçlarının tarımda kullanımının kanser vakalarını arttırması üzerine yapılmış birçok çalışma mevcut. Aynı zamanda çiftçiyi, dolayısıyla tarımsal üretimi ve ürünlerin fiyatlarını, bu ürünleri satan küresel şirketlerin kontrol etmesine zemin hazırlıyor. Tarımı daha az emek yoğun hale getirip köyden kente göçü, daha doğrusu gecekondulaşmayı hızlandırıyor. Aynı zamanda kullanılan kimyasallar topraktaki diğer canlı organizmaları öldürüp ekolojik dengeye zarar veriyor. Bu kimyasal ürünlerin tarımda su kullanımını arttırması ve ürün başına düşen karbon üretiminde organik şekilde üretilen ürünlere göre daha fazla karbon üretmesi, yani iklim değişikliğini hızlandırması da cabası. O zaman ne yapabiliriz?
 
Organik tarıma, yani kimyasal gübre, böcek ilacı ve genetiği değiştirilmiş tohum kullanılmayan tarıma geçiş sürecini en kısa zamanda hızlandırmak gerekiyor. Küresel firmaların ne sık kullandıkları argümanı, dünyadaki nüfus artış hızı sebebiyle artan nüfusu ancak kimyasal ürün kullanılan tarım ile doyurabileceğimiz. Halbuki dünyadaki açlığın sebebi yeterli gıda üretemiyor olmamız değil. Ürettiğimiz gıdaları adil şekilde paylaşmıyor olmamız ve de çok fazla gıda israfı yapmamız. Ayrıca organik tarım yaparak endüstriyel tarıma oranla daha az ürün elde edileceği de sadece bir mit. Bunu kanıtlayan bazı çalışmalar mevcut. 
 
Türkiye’deki tarım alanlarının sadece % 2-3’ünde organik tarım yapılıyor. Organik tarım ile uğraşan çiftçilerin desteklenmesi, sertifikalaşma sürecinin kolaylaştırılması ve organik tarım alanlarının arttırılması gerek.
 
En önemlilerinden biri de gençlerin organik tarım ile uğraşmaya özendirilmesi. Ülkemizde organik tarımla uğraşan çiftçiler yaşlanıyor. Kimse de çiftçi olmak istemiyor. Halbuki bu hepimizin sağlığını ve geleceğini ilgilendiren bir konu. Ne kadar doktora ve mühendise ihtiyacımız varsa organik tarımla uğraşan çiftçiye de o kadar ihtiyacımız var. Ayrıca organik tarım ile uğraşmak beyaz yakalı bir çalışan olarak tüm gün bir plazaya tıkılmaktan çok daha doğa ile iç içe ve dinamik bir hayat şansı sunuyor. Avrupa’daki zenginler şehirden ziyade kırsal alanda yaşamayı tercih ediyorlar. Neden olduğu aşikar. Gürültüsü, hava kirliliği, güvensizliği,  ve stresi ile şehirde yaşamak aslında birçoğumuzu mutlu etmiyor. Daha farklı “hayatlar” hayal etmenin, yaratmanın ve bunu desteklemenin zamanı geldi. 

 

 Kaynakça

 

Sivil Sayfalar (2017) Alıntı Yapılan Sayfa http://www.sivilsayfalar.org/2017/01/30/organik-tarim-turkiyeyi-besler/

 

Yeşilgazete (2018). Alıntı Yapılan Sayfa https://yesilgazete.org/blog/2018/03/12/bugday-dernegi-organik-tarim-dunya-nufusunu-besler/

 

Yıldırım, Ali Ekber (2013) Avrupa ve Türkiye’de Organik Tarım. Dünya. Alıntı Yapılan Sayfa https://www.dunya.com/kose-yazisi/avrupa-ve-turkiye039de-organik-tarim/18010

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları