18.09.2016 00:52:08
Okunma: 4802
0 Yorum

Defne Gönenç
TTIP’yi istemiyoruz

 
 
Bugün Almanya’nın birçok kentinde binlerce kişi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) anlaşmasını protesto etmek için sokağa döküldü. Bu TTIP’yi engellemek için yapılan ilk protesto değildi. Görünen o ki son da olmayacak. TTIP görüşmeleri 2013 yılında başladı. 2013 yılından beri ABD ve AB tam 14 kez kapalı kapılar ardında masaya oturdu. Anlaşmanın 15. tur görüşmelerinin ise Ekim başında yapılması planlanmakta. Anlaşma imzalanırsa TTIP’nin geçerli olması için hem AB üye ülkeleri hem de Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gerekmekte.
 
TTIP ana hatlarıyla karşılıklı ekonomik büyümeyi hedefleyen bir ticaret anlaşması. Amaç şirketlerin hem ABD hem de AB piyasalarında daha rahat ve kolay faaliyet gösterebilmesi. İmzalandığı taktirde 850 milyon tüketiciyi etkileyecek olan TTIP dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesini oluşturacak. Her ticaret anlaşmasında olduğu gibi TTIP de yeni birçok iş olanağı vaat ediyor. Buna karşın, TTIP’yi protesto edenlerin ise birçok sebebi var.
 
TTIP aslen ekonomik düzeni yeniden şekillendirmeyi amaçlayan bir anlaşma ve Avrupa halklarını birçok açıdan tehdit ediyor. Mevzuatta yakınlaşmayı hedefleyen TTIP çevre standartlarını ve işçi haklarını Avrupa normlarının çok altına çekecek. Zira Amerikan endüstrisinin standartları Avrupa’nın çok aşağısında. Ayrıca anlaşma getirdiği anti-demokratik yargı sistemiyle şirketlerin karlarında azalma olduğu taktirde devletlerin politikalarını mahkemeye taşımalarına olanak sağlayacak. Yani zaten bir elin parmaklarıyla sayılabilen ve uğrunda senelerce mücadele edilmiş demokratik hakların birçoğunu geri alacak.
 
TTIP Avrupa’da gıda güvenliğini de tehdit ediyor. Şu anda ABD’de marketlerde satılan işlenmiş gıdaların %70 kadar yüksek bir oranında genetiği değiştirilmiş katkı maddeleri ve içerik bulunmakta. Avrupa’da bu sayı yok denecek kadar az. Anlaşma imzalandığı taktirde genetiği değiştirilmiş gıdalar Avrupa marketlerinin de raflarını süsleyecek. Ayrıca ABD’nin tarım ilaçlanmasında kullandığı ürünlerin ve hayvancılıkta kullanılan yemlerin birçoğu kanser yaptığı gerekçesiyle Avrupa’da yasak. Anlaşma bu yasakları kaldırabilecek. Çevresel standartlarda ve toksin maddelerde de durum benzer. Avrupa’da bir şirket herhangi bir maddeyi kullanmadan önce onun güvenli olduğunu kanıtlamak durumda. ABD’de ise durum tam tersi. Bir maddenin güvenli olmadığı ortaya çıkana kadar şirketler o maddeyi kullanmaya devam edebilir. TTIP çevre mevzuatında yakınlaşmayı öngördüğü için Avrupa tüketicisi için bir felaket demek.
 
Anlaşmanın ekonomik büyümeyi destekleyip yeni iş olanakları yaratacağı aslen her ticaret anlaşması öncesi söylenen bir uydurma. Avrupa Birliği, üye ülkelere, anlaşmanın imzalanması durumunda işsizlik artarsa Avrupa fonlarından yararlanabileceklerini söyledi bile. Bu durum başka ticaret anlaşmaları için de benzer. Örneğin NAFTA’nın da çok fazla iş olanağı yaratacağı söylenirdi ama 12 yılda bir milyon kadar Amerikalının işini kaybetmesine sebep olmuştu.
 
TTIP’nin üzerinde en çok tartışılan düzenlemelerinden biri de getireceği yargı sistemi. Yargı sistemi, şirketlerin devletleri yeni yaratılacak özel bir mahkemeye taşıyabilmesini öngörüyor. ABD ayrıca bu özel mahkemelerin aldığı kararların kamu mahkemelerine taşınabilmesini de reddediyor. Yani demokratik biçimde seçilmiş hükümetlerin getirdiği politikalar eğer şirketlerin karlarında azalmaya sebep olursa şirketler bu politikaları mahkemeye götürebilecek. Bu özel mahkemelerce verilen kararlar bir üst mahkemeye bile taşınamayacak.
 
Peki Türkiye bu anlaşmanın neresinde? Şu anda Türkiye TTIP’ye dahil değil fakat olabilmek için büyük çaba sarf ediyor. Bu yönde çalışmalar devam ediyor. Zira anlaşma geçerse ve Türkiye bu anlaşmanın dışında kalırsa bu Türkiye’nin zararına olacak. Bunun en önemli sebeplerinden biri ise Avrupa Birliği ile yapmış olduğumuz Gümrük Birliği anlaşması.
 
Şimdilik Türkiye bu noktada rahat edebilir. Zira anlaşma geçecek gibi durmuyor. Fransa’nın anlaşmaya sürekli itirazı, Almanya’da sokaklara dökülen binlerce insan ve Avrupa’nın her köşesinden yüksek biçimde çıkan itiraz sesleri bunun en önemli sebepleri. Fakat tehlike burada da bitmeyecek. TTIP düşse bile yeni bir anlaşma hazırlanması her zaman çok uluslu küresel şirketlerin hedeflerinden biri olacaktır. Hedeflenmesi gereken şey TTIP’nin engellenmesinin yanı sıra bu şirketlerin hepimizin hayatını tehdit eden gücünün en kısa zamanda kırılmasıdır.
 
 
Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland

 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları