19.02.2017 17:40:21
Okunma: 1659
0 Yorum

Defne Gönenç
Sardar Sarovar Kararı Verildi

 
Hindistan Anayasa Mahkemesi, şubat ayının başında Sardar Sarovar Barajı ile ilgili son kararını açıkladı. Karara göre, şimdiye kadar topraklarının karşılığında para almayı kabul etmemiş 681 aileye 2’şer hektar arazileri karşılında 6 milyon rupi (90.000 dolar) vermeyi kabul etti. Aynı zamanda, mahkeme, daha önce topraklarının karşılığında para almayı kabul eden ve bu paranın ilk ödemesini alan 1358 aileye de aile başına 1,5 milyon rupi verilmesine karar verdi. Ailelere verilen miktar daha öncekinin 4 katına çıkarıldığı için bu karara sevinen aileler olmasına rağmen baraj karşıtı örgütlenmeyi yürüten Narmada Bachao Andolan hareketinin üyeleri bu kararı adil bulmuyor. Çünkü 1979’da Sardar Sarovar Barajı hakkında karar vermesi için kurulan ve kendisini takiben verilen tüm Anayasa ve bölgesel Yüksek Mahkemelerin kararları için bağlayıcı olan Narmada Su Anlaşmazlığı Mahkemesi’nin kararına göre Sardar Sarovar Barajı sebebiyle toprağını kaybeden herkese para değil alternatif toprak vermek zorunlu. Ayrıca şubat ayında verilen karar topraksız köylüler ile ilgili bir madde de içermiyor. Yani maalesef Narmada Vadisi’nde adaletin yerini bulduğu söylenemez.
 
Sardar Sarovar Barajı’na ilk çivinin çakılmasından bu yana tam 38 yıl geçti. Hindistan’ın en büyük barajlarından biri olan Sardar Sarovar şimdiye kadar 320,000 kişiden fazlasını yerinden etti. İnşaatı 2006 yılında tamamlanan barajın, Modi’nin son genel seçimleri kazanmasının ardından, 2014 yılında boyu tekrardan yükseltildi ve bu sebeple, barajdan etkilenen kişilerin sayısı da arttı. Şu anda barajın yüksekliği 138.68 m.
 
Sardar Sarovar Barajı’nın 38 yıllık tarihi birçok çetrefilli mücadeleye sahne oldu. Bu mücadele çoğu zaman küresel kalkınma normlarını derinden etkiledi. En önemlisi, baraj karşıtı verilen küresel mücadele sonuncunda, Dünya Bankası barajı desteklemekten çekilmek zorunda kaldı. Ayrıca, Dünya Bankası’nın projelerinin kontrol edilmesi için bağımsız çalışan Dünya Bankası Teftiş Paneli kuruldu. 2000 yılında oluşturulan Dünya Barajlar Komisyonu’nun raporu ise büyük barajların olumsuz etkilerinin değerlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
 
Dünya Bankası’nın projeden çekilmesinden sonra Hindistan Hükümeti kendi olanaklarını kullanarak baraj yapımına devam etmeye karar verdi. Bunun üzerine de Narmada Bachao Andolan, konuyu 1994’te mahkemeye taşıdı. Sardar Sarovar Barajı’na karşı yürütülen küresel mücadeleye rağmen 2000 yılının sonunda Hindistan Anayasa Mahkemesi baraj yapımına devam kararı aldı. Özellikle 2000 yılı sonrasında ise baraj karşıtı mücadele düzlem değiştirerek daha çok hukuki çerçevede devam etti. Barajdan etkilenen insanların yeniden yerleştirilmesi ve rehabilitasyonu sürecinde ise birçok yolsuzluk ve hak ihlali meydana geldi. Önceleri “toprak karşılığında toprak” ilkesi izlenildi. Fakat çiftçilere verilen topraklar genellikle verimsiz, taşlı veya oturdukları bölgeden çok uzak yerlerdeydi. Daha sonra hukuki olarak yasadışı olsa da “toprak karşılığında para” verilmesine karar verildi ve bölgedeki günümüze kadar uzanan sorunların temeli atılmış oldu.
 
Üzerinde önemle durulması gereken nokta ise barajdan en çok kimlerin faydalandığı. Bölgede yaptığım gezi esnasında konuştuğum yerlilerin hepsi suluma yapmak için kullanılacak olan suya erişimde hala sıkıntı yaşadıklarını söylüyorlar. Bu kadar büyük bir barajın bu kadar yakınında ikamet edip de nasıl böyle bir sorunla karşılaşabilirler derseniz? Birinci olarak su taşıyacak kanalların yapılmasında yaşanan gecikmeler suyun bölge halkına dağıtılmasında gecikme ve sıkıntı yaratıyor. İkinci ve aslında barajın kimlere hizmet ettiğini gösteren şey ise baraj sularının ve üretilen enerjinin Gujarat’taki işletmelerce kullanılıyor olması. Gujarat eyaleti işletmeler için ayırdığı su oranında artışa gitti. Bu da demek oluyor Ford Motors, Coca-Cola, Tata Motors gibi işletmeler aslında bu devasa barajdan en çok kar edenler. Hindistan’da gittiğim en ücra köylerdeki bakkallarda bile başka hiçbir şey olmasa bile Coca-Cola’nın olması da bunu kanıtlar nitelikte.
 
Sardar Sarovar Barajı’nın acı hikayesi büyük barajların artı ve eksilerini, kimlere ve neye fayda getirdiğini en açık biçimde ortaya koyuyor. Fakat tüm bunlara rağmen Dünya Bankası büyük barajlara destek vermeye devam ediyor. InternationalRivers.org’tan aldığım bilgilere göre 2011-2016 yılları arasında yenilebilir enerjiye verdiği desteğin başını %61 ile hala barajlar çekiyor. Kamerun’daki Lom Pangar Projesi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki Inga 3 Barajı bu desteklenen projelerden bazıları. Barajların madenler ile de kirli bir ilişkisi mevcut. Lom Pangar Projesi, dünyanın en büyük 2. maden şirketi Rio Tinto’nun alüminyum dökümü esnasındaki enerji ihtiyacını, Inga 3 Barajı ise Kongo’daki maden şirketlerinin enerji ihtiyacını karşılamak için dizayn edilmiş durumdalar. Büyük barajlar “kalkınma” ve “gelişme” söylemlerinin arkasında bazılarını topraklarından ederken bazılarını da çok zengin ediyor. “Büyük” projelerin arkasındaki büyük sermaye hareketlerini ve yolsuzlukları kaçırmamak lazım.

Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları