13.11.2016 21:57:37
Okunma: 3144
7 Yorum

Defne Gönenç
Rüzgar Tribünlerine Dikkat!

 

 

Çocukluğumdan beri rüzgar tribünlerini hep çok sevmişimdir. Bana tribünleri sevdiren Çeşme Altın Yunus’taki tribündür. Zaten o zamanlar çevrede başka da rüzgar tribünü yoktu. O tek tribünün işlevini kavrayamazdım ama şekli hoşuma giderdi. Tribünü büyükler için oyuncağa benzetirdim. Annem tribünlerin görevinin önemli olduğunu söylerdi. 

Ben büyüdükçe Çeşme’deki rüzgar tribünlerinin sayısı da büyüdü. Önceleri tribünler yenilenebilir enerji dönüşümünü destekledikleri için hepimiz çok sevindik. Fakat sayıları gün geçtikçe çoğalan tribünlerin artışındaki hız ve buna bağlı ortaya çıkan olumsuzluklar, bana rüzgar tribünlerine olan sevgimi tekrar sorgulattı. 
 
Sürdürülebilir kalkınma için çok hızlı bir enerji dönüşümü şart. Bu dönüşümde de en temel rolü oynayacak yenilenebilir enerji kaynaklarının başında da güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi geliyor. Fakat sürdürülebilir kalkınma, sadece enerjinin güneş ve rüzgardan elde edilmesi demek değildir. Aynı zamanda, enerji yatırımlarının karar alma sürecinin katılımcı ve demokratik  olması da gerekir. Hepsinden önemlisi de enerji yatırımlarının – söz konusu yatırımlar rüzgar ve güneş enerjisi bile olsa - insan sağlığına ve çevreye zarar vermediğine emin olmak gerekir. Zaten kömür ve gazın enerji üretiminde kullanılmaması için yapılan çağrıların sebebi bu enerjilerin sağlığa ve çevreye verdikleri zarardır. Eğer sonuç aynı olacaksa ne yapalım rüzgar enerjisini?
 
Tabi ki rüzgar enerjisinin kömüre kıyasla sağlığa ve çevreye verdiği zarar çok az. Fakat rüzgar tribününün nereye ve hangi sayıda yapılacağına bölgenin özelliklerine uygun karar verebilmek önemlidir. Rüzgar enerjisinin planlamasında dikkate alınması gereken olumsuz etkileri ise şunlardır:
 
 
-       Yanlış yere konumlandırılan rüzgar tribünleri kuşların, arıların, yarasaların yaşamlarını tehdit ediyor. Kuş yollarının değişmesine sebep oluyor.
 
-       Rüzgar tribünlerinden çıkan uzun süreli ve düşük frekanslı sesler çeşitli kalp ve damar hastalıklarına sebep olabiliyor. Ayrıca uyku bozukluğuna, baş ağrısına, konsantrasyon güçlüğüne, bulantıya, kulak çınlamasına ve kaygı bozukluğuna yol açıyor.
 
-       “RES Sendromu” olarak bilinen bir sinir sistemi hastalığı ortaya çıkmıştır. 
 
-       Rüzgar tribünleri fazla miktarda aynı bölgeye yapılırsa rüzgarın yönü değişebilir. Bu da bölgenin mikroiklim yapısını değiştirir ve bölgenin iklimsel özellikleri kaybolur. Örneğin Çeşme’ye neredeyse her yere dikilmiş olan rüzgar tribünleri bölgedeki sakız, kavun ve üzün yetiştiriciliğini uzun sürede de olsa tehdit etmektedir.
 
-       Rüzgar tribünleri doğal sit alanı bölgelere, koruma gerektiren bölgelere yapılmamalıdır. Bu alanlara zarar verirler. 
 
Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland
 
 
 

Etiketler:

Misafir - 18.11.2016 10:07:34

  • Çeşme'de bilimsel çalışma eksikliği
  • Merhaba Defne Hanım, Katkınız sebebiyle teşekkür ederim. Ancak bu kadar hassas ve yıllardır tartışılan bir alanda, bilim insanlarının, bilimsel çalışma veya atıflarını sunmalarını bekliyorum. Diğer ülkelerden örnekler fikir vermek açısından faydalı olacaktır ancak rüzgâr enerjisi gibi teknik, çevresel ve sosyal etkilerin saha özelinde değiştiği bir uzmanlık alanında, Çeşme özelinde bilimsel çalışmaların yapılması ve/veya yapılan çalışmalara bu tarz makalelerde ve platformlarda yer verilmesi önemlidir. Birkaç yıldır farklı ortamlarda tecrübe edildiği üzere bu tarz bilimsel kaynak olmayan paylaşımlar, bilgi kirliliği yaratmakta ve yanlış yönlendirmelere sebep olmaktadır. Bu sebeple makalenizi destekleyici nitelikte bilimsel çalışmalara atıf yapmanızı, varsa Çeşme özelinde çalışmaları paylaşmanızı hatta bu tarz çalışmalara öncülük etmenizi dilerim. Öngördüğünüz, öncülük etmek istediğiniz araştırmalarda iş birliklerine açık olduğumuzu belirtir, Ekim 2017'de 4.sü düzenlenecek İzmir Rüzgâr Sempozyumu (http://www.ruzgarsempozyumu.org/) bünyesinde bu çalışmalarınızla katkı sağlamanızı bekleriz. Görkem Teneler gorkemteneler@gmail.com
  • Misafir - 15.11.2016 00:50:53

  • Rüzgar türbinleri ile ilgili başka parametreler - Aydın Özbey
  • rüzgar türbini yapımı esnasında atmosfere salınan zararlı gazlara da değinmek lazım. O devasa aletler doğal olarak metalden yapılıyor. O boyutta bir metalin işlenmesi esnasında döküm işlemi bir şekilde yapılıyor ve döküm için gerekli ısı enerjisinde hangi kaynağın kullanıldığı önemli. İşin içinde bir şekilde kömür varsa mesela sırf o nedenle oluşacak emisyonu amorti etmesi bir rüzgar santralinin seneler alıyor. Eklemek istedim. Buyurunuz bu da konu ile alakalı bir bağlantı. Ortalarda maddeler var uzunca. İkinci maddede önemine değiniliyor açıkcası. http://journalistsresource.org/studies/environment/energy/lifecycle-greenhouse-gas-emissions-solar-wind-energy
  • Misafir - 14.11.2016 19:57:48

  • METE GÖNENÇ
  • Kızım Defnenin yazıları ile ilgili yorum ve eleştirilere mümkün olduğunca ben cevap vermek istemiyorum.Sanırım o kendi de cevap verecektir.Ama bazı yorumlarda o kadar çok yanlış var ki onun da bilemeyeceği bazı konularda mecburen ben de yorum yapacağım. 1-Çeşmenin doğasını mahvedenler, yakanlar kesinlikle kaçan Rumlar değildir.Tam tersine muhacir olarak yerleştirilip tütün dikmek için yakan çoğu Kavalalı Türklerdir.Kaldı ki Yunanistan’a gittiyseniz Çeşmedekinin aksine denizin kenarında ,hatta içinde tek bir bina ,ortak yerleşim merkezlerine yapılmış AVM ,şehir içinde RES daha da bir çok yasalara aykırı uygulama göremezsiniz?Çevreyi yok etmek,yasalara aykırı davranışlarla çıkar sağlamak Çeşmelilere ve onların seçtiği siyasilere uyan bir davranıştır.Üzülsek de ülkemizin bir çok yeri böyledir.Göçebelik ve yağmacılık ise bir türlü atamadığımız kötü tarihsel mirasımızdır. 2-Çevre denince sadece yeşillikler ağaçlar ve çevresi anlaşılmaz. Bilimsel olarak çevrenin tanımı, insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Çevreden yana olanlar tümüne sahip çıkmalıdır. 3-Kültürpark’ı1990 dan bu yana ilk katletmeye başlayanlar ,’yeşilleştireceğiz’ mazeretiyle (aslında gaye ticari)o güzelim tarihi yabancı ve yerli pavyonlarını,eğlence yerlerini,sanat merkezlerini yıkmışlardır.Yerini geçici olacak diyerek o çirkin bunaltıcı hangarları yapmışlardır.İzmirliler için ayrıcalıklı bir yaşam biçimi arz eden fuarımızı bir cazibe merkezi olmaktan çıkarıp çirkin bir panayıra dönüştürmüşlerdir.Güya Kültürparka Dokunma diyen grup ise,yine, yeşil olacak diyerek bu dönemin Çakmurla beraber baş sorumlusu Fuar MD.ve İZFAŞ ın ilk genel müdürünü konuşmacı yapmışlardır.Eleştirenlere ise ,başta ben olmak üzere çirkin saldırılarla konuşma hakkı verilmemiştir.Sonuçta ben fuarımızın bize sunduğu ayrıcalıklı yaşam biçimini geri istiyorum Ayrıca belirtmeliyim ki sadece yeşille sınırlı çevrecilik anlayışı bazen böyle çevre karşıtlığına dönüşebiliyor? Yazıda eleştirilen ise RES ler değil şehrin içine yapılmalıdır.Yazılandan fazla sorun olabileceği ise FAC de yapılan aşağıdaki katkılardan da görülebilir.? Aydın Özbey Artı bir rüzgar türbini yapımı esnasında atmosfere salınan zararlı gazlara da değinmek lazım. O devasa aletler doğal olarak metalden yapılıyor. O boyutta bir metalin işlenmesi esnasında döküm işlemi bir şekilde yapılıyor ve döküm için gerekli ısı enerjisinde hangi kaynağın kullanıldığı önemli. İşin içinde bir şekilde kömür varsa mesela sırf o nedenle oluşacak emisyonu amorti etmesi bir rüzgar santralinin seneler alıyor. Eklemek istedim Bayram Seyman Defne, Türkiye'de bir şirket rüzgar tribünü diktiği zaman 5 yıl sonra verimsiz diyerek başka bir alana yönelebiliyor mu? Bilgin varsa sevinirim. adeleine Staaf Kura Tecrubeli bati ulkeleri de baska bir problem yasiyor...bu turbinler sokmek gunu geldigi zaman....kim odyecek..onu kimse planlamadi ve hesaplamadi....bu RES sektoru coook sorunlar var...hep "oldu bitti" diye...kimse anlamasin...
  • Misafir - 14.11.2016 15:31:39

  • Okuyuculara yanitlarim - Defne Gonenc (yazar)
  • Tum degerlendirmeler icin tesekkur ederim. Ilk yorum icin ayrica tesekkurler. "Tribun mu turbin mi" konusuna dikkat ceken yorumcu cok onemli bir konunun altini cizmis. Gercekten de turbin kelimesini kullanmam gerektigini bilmiyordum. Muammer Bey ve Figen Hanim`a yorum yapip tartisma ortamina katkida bulunduklari icin tesekkurler. Onemli konulara deginmisler. Tabi ki Cesme`deki carpik yapilasmanin tek sorumlusu RES`ler degil. Asil sorumlu rant icin yapilan carpik sehirlesme ve kisin bombos duran yazliklar. Birer olu yatirim. Fakat sorunun ana kaynagi degil diye RES konusunu da goz ardi edemeyiz. Ben RES`lere karsi degilim. Fakat RES`lerin nereye yapilacagina iyi karar vermek gerekiyor. Ne de olsa "agacsiz alan" diyerek yuzlerce RES`i ayni bolgeye koymanin da dogaya verdigi zararlar var yazimda belirttigim gibi. Ruzgarin yonu degisebiliyor. Bu da sakiz, uzum ve kavun yetistiriciligini etkilecek. Ayrica kus yollarina da dikkat etmek gerekiyor. Yani RES`in "fazlasi" zarar. RES`leri iyi bir planlama ile bolgelere dagitmak lazim. Turkiye`de de Ege`de de ruzgar alan tek yer Cesme degil. Boylece hem agac kesilmez hem de mikroiklimler icin bir tehlike olusmaz.
  • Misafir - 13.11.2016 23:50:08

  • Bir okuyucu
  • Sayın Gönenç, Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Bu haftaki yazınız için de sizi kutlarım. Ancak şunu güzel Türkçemizi doğru kullanmak adına belirtmek isterim ki, rüzgar "tribünü" yanlış bir ifadedir. Zira tribün, seyircilerin oturduğu yer anlamına gelmektedir. Oysaki burada kast ettiğiniz şeyin rüzgar "türbini" olduğunu düşünüyorum. Sizin gibi Cenevre'de yaşayan bir kişinin Fransızca'dan Türkçemize geçen bu gibi kelimelerin kullanımına daha aşina olacağını düşünürüm. Bu durumu size hatırlatmak istedim. Saygılarımla
  • Misafir - 13.11.2016 22:46:07

  • muammer üstün
  • çeşme'nin ismi nereden geliyor? çeşmelerinden! peki bu çeşmelerden ne zaman beri su akmıyor? hemen hemen 100 yıldır... neden akmıyor? çeşmedeki üst yapı, bitki örtüsü o vakte tekamül eden zamanda değiştiği için. mübadele sırasında göçen en son yunanların bağ ve zeytinlikleri, sakız ağaçlarını yaktıkları söylenir. sonuçta elde çorak araziler kalmıştı. bölgeye yerleştirilen göçmenler tütünden başka bir şey ekip biçmediler. fakirlik vardı. bodrum gibi zeytin mandalin çam ağaçları yoktu. son 100 yıllık zamanda bitki örtüsü değişen çeşmenin iklim ve yağış oranları da değişti. yer altı suları azaldı. tarihi çeşme yıkıntıları her bir köşe başında öylece durur, hemen hiçbirinden su akmaz. halin düzeltilmesi için ağaç seferberliği de yapılmamıştır. şimdi kabahatli pervaneler mi olmuştur
  • Misafir - 13.11.2016 22:39:45

  • figen ateşalp
  • Sayın Defne hanım, yazılarınızı her zaman takip ediyorum, sizi çok başarılı buluyorum. Çeşmedeki resleri bilimsel olarak eleştirdiğiniz bu yazı hakkında sormak istediklerim var. biz karaburunda ağaç kesilen alanlar adına reslere karşıyız. çeşmede bunlar ağaç kesilerek yapılmadı. çeşm, urla ve karaburuna kıyasla çok daha ağaçsız br alan. binlerce yazlık konut var ve ağaç kesilerek çeşmede sürekli daha fazla yazlık konut imal ediliyor. bahsettiğiniz, zararları açığa çıkaran yapılaşma, inşaat sektörü, sürekli konut imal edilmesi, yazlıklar için ağaç keilmesi, plansız şehirleşme olamaz mı? tüm bu durumun mümessili olarak RES demeye yetecek kadar bilimsel veriye sahip misiniz? umarım daha aydınlatıcı bir araştırma ile bizleri de bilgilendirirsiniz. sevgi ve saygılar
  • Yazarın Diğer Yazıları