22.03.2017 08:36:14
Okunma: 1561
0 Yorum

Defne Gönenç
Ormansızlaşma ve mutsuzluk

 
Bana mutlu musun diye sorduklarında genelde şöyle yanıtlamak geliyor içimden: “Mutluyum ama bir şey eksik.” Uzun zaman düşündüm o eksiğin ne olduğunu. Sonra bir gün Çeşme’ye beni ziyarete gelen arkadaşım Ürdünlü arkadaşım uyandırdı beni: “Defne, siz çölde yaşıyorsunuz!” Çölleşmesiyle meşhur Ortadoğu coğrafyasından gelen bir arkadaşımdan böyle bir cümle duymak beni sarsmıştı. 
 
Sonra baktım çevreme, gerçekten de çöl denebilecek kadar kahverengiydi etraf. O gün anladım neyin eksik olduğunu. Şimdi başka bir ülkedeyim. Ama yine şehirde, yine kahverengilikler içindeyim. Ve ne zaman bana birisi sorsa “Defne mutlu musun diye” aklıma Ürdünlü arkadaşımın cümlesini duyduktan sonraki hissim geliyor. Bir şey eksik sanki. Ağaç.
 
Ben apartmanda büyüdüm. Apartman çocuğuyum. Çok kısa bir dönem hariç de hep apartmanda yaşadım. Doğadan kopuk. Yazları hariç. O sebeple yazın hep en sevdiğim mevsim olmuştur. Ayağımı toprağa basabildiğim, sabahları karga sesi yerine kuş cıvıltısıyla uyanabildiğim, az da olsa yeşili, ağacı görebildiğim bir mevsim.
 
Gerçekten de ağacın ve ormanların psikolojik dengemiz ve mutluluğumuz üstünde ciddi etkisi var. Sevgili Anne Frank da korkmuş, yalnız ve mutsuz insanlara hep dışarıya çıkmalarını ve doğanın güzelliği ile baş başa kalmalarını öğütlemiş anı defterinde. Demiş ki doğa en iyi avutanmış.  Acaba günümüzde yaşıyor olsa yine aynı cümleleri yazabilir miydi anı defterine?
 
Orman ve ağaç beni mutlu ediyor, avutuyor, dert ve tasalarımı unutturuyor. Ama yararları sadece bu kadar ile sınırlı da değil. Ormanlar yeryüzünde biyo-çeşitliliğin ana kaynağı, ilaçlarımızın temel maddelerini üretiyor, ekolojik dengeyi sürdürüyor, su gereksinimini sağlıyor, yağışları tutuyor ve yeraltı sularına aktarıyor, erozyona karşı toprağı koruyor, toprağın verimsizleşmesini önlüyor, rüzgârın kurutucu etkisini dengeleyerek ısının ve nemin oranlarını dengede tutuyor, karbonu tutarak iklim değişikliğine karşı bizi koruyor ve daha birçok şey… Orman bizleri koruyor. Ve de en önemlisi kendimi ormanda güvende hissediyorum. 
 
Ormanda aldığım huzur duyduğum güvenden geliyor. Şehirde böyle hissetmiyorum. Çünkü şehirleşmeye, endüstrileşmeye ve kapitalizme güvenmiyorum. Beni orman gibi korumuyor. Riski bireye yüklüyor. Kendimi çıplak ve korunmasız hissediyorum. Endişeleniyorum. Kalp atışlarım hızlanıyor. Ormanda öyle mi? Orman yürüyüşüne gidince yanaklarım pembe pembe oluyor. Kendimi daha güzel hissediyorum makyajım aksa da. Sonra gülümsüyorum da. Kapitalizm bana gülümsemeyi de unutturmuş şehirlerde, fark ediyorum.
 
Literatüre baktım. Ormansızlaşma ile ilgili birçok çok güzel çalışma, araştırma mevcut. Hatta Maryland Üniversitesi araştırmacıları, 2000-2014 arasındaki ormansızlaşmayı çok net olarak gösteren bir dünya haritası da yayınlamışlar, bakmanızı öneririm. 
 
Ormansızlaşmanın sebepleri bölgeden bölgeye değişmekle beraber, ormansızlaşmanın temel nedenleri literatürde ticari tarım amacıyla ormanların tarım arazisine dönüştürülmesi, 2B yasası, İstanbul’a 3. köprü gibi yanlış politik kararlar, orman yangınları, yol yapımı ve betonlaşma, madencilik faaliyetleri ve endüstriyel hayvancılığın beraberinde getirdiği aşırı otlatma olarak gösterilmiş. Bu nedenleri tersine çevirmek için savaşmaya hazırım. Nefes almak istiyorum. Mutlu olmaya hazırım. Tamamlanmam lazım. Ağaç lazım. 
 
Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix

1211 Genève 21 - Switzerland 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları