17.03.2017 21:26:45
Okunma: 1209
0 Yorum

Defne Gönenç
Küresel Şirketlerin Toplum Sağlığına Tehdidine Bir Örnek: Glifosat

 

Glifosat yabancı otların öldürülmesi için tarımda kullanılan kimyasalın aktif maddesi. Monsanto şirketi tarafından üretilen Roundup isimli tarım ilacında mevcut. Çiftçiler tarafından sıklıkla kullanılıyor çünkü tarladaki istenmeyen ot ve böceklerin hepsini öldürüyor. Bu yönüyle genetiği değiştirilmiş tohumlar ve glifosat arasında önemli bir ilişki var. Glifosat genetiği değiştirilmiş ürünlere zarar vermiyor. Bu da demek oluyor ki Monsanto’dan satın aldığı genetiği değiştirilmiş soya fasulyesi, mısır veya pamuğu eken çiftçi, yine Monsanto’dan aldığı Roundup’ı kullanarak bu ürünlere zarar vermeden tarlasındaki böcekleri ve istenmeyen otları öldürebiliyor. Toprağın içinde glifosatı ayrıştıran bakteriler var. Bu sebeple, glifosatın sofralarımıza gelmediği iddia ediliyor.
 
Fakat 2015 yılında Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu bu döngüyü bozacak bir rapor yayınladı. Kurumun araştırması glifosatın kansere sebep olabileceğini ortaya koydu. Dünya Sağlık Örgütü tarafından desteklenen bu çalışma sonrasında aslında glifosatın yasaklanması beklenirdi. Fakat maalesef böyle olmadı. Glifosat kullanımı, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkede serbest.
 
Çarşamba günü, Avrupa Kimyasallar Ajansı, glifosat hakkında yaptığı yeni bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı. Çalışmaya göre glifosatın kanserojen özelliği muhtemelen yok. Böylece Avrupa Kimyasallar Ajansı da glifosatı temize çıkaran Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Kurumu ve ABD Çevre Koruma Ajansı gibi kurumların arasına katıldı. Avrupa Kimyasallar Ajansı’nın bu açıklaması üzerine Avrupa Komisyonu’nun glifosat kullanım izninin 10 ila 15 yıl gibi bir süre için daha uzatılması için harekete geçmesi bekleniyor. Fakat böyle bir karar ancak Avrupa Birliği üye devletlerinin oylaması üzerine alınabilecek. Geçtiğimiz haziran ayında benzer bir oylama yapılmış ve gerekli çoğunluk sağlanamamıştı. Bu sebeple Avrupa Komisyonu glifosat kullanım iznini sadece 2017 sonuna kadar uzatabilmişti.
 
Basına sızan bazı şirket içi e-maillere göre ise işin çok farklı bir boyutu daha var. Sızan e-maillerden, Monsanto’nun glifosatı temize çıkarmaları bilim adamları tuttuğu, hatta bu bilim adamlarını daha ucuza getirilmesi için raporların şirket çalışanları tarafından yazıldığı, sözde bilim adamlarının da bu raporları sadece düzenleyip imzaladığı anlaşılıyor. Yine bu e-maillerde Monsanto çalışanlarının Avrupa Çevre Ajansı çalışanlarından bazıları ile kurdukları samimi ilişkiler açıkça gözler önüne seriliyor.
 
Münih Çevre Enstitüsünden araştırmacılar ise glifosat ile ilgili tartışmaya yeni bir boyut kazandırıyor. Onlara göre glifosatın yasaklanması için kanserojen olmasına bile gerek yok. Sadece biyo-çeşitliliğe verdiği zarar bile glifosatın acilen yasaklanması için yeterli. Glifosat ekosistem dengesini bozan bir kimyasal. Kendisine karşı dirençli olan genetiği değiştirilmiş tohumlar dışında doğadaki her şeyi öldürüyor. Toprakta çözülmesine rağmen beton kaldırımlarda (örneğin parklarda temizlik için) kullanılması durumunda çözülmüyor ve yer altı sularına karışabiliyor.
 
Glifosat üzerinden dönen tartışma küresel şirketlerin AB kurumlarını ne yöntemlerle etkilediklerini kolayca gözler önüne seren örneklerden sadece bir tanesi. Şu durumda AB vatandaşlarının AB kurumlarına gittikçe azalan güvenine şaşmamak gerek. Peki ya Türkiye? Glifosat-genetiği değiştirilmiş gıdalar-küresel şirketler kar üçgenini kim çözecek?
 
 
Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları