21.11.2016 10:08:51
Okunma: 1420
0 Yorum

Defne Gönenç
İsviçre Nükleer Enerjiyi Oyluyor

  

Türkiye Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşaatının yapımına başlanacak tarihi bekleye dursun, İsviçre nükleer santrallerini nasıl kapatacağının hesabını yapıyor. 27 Kasım Pazar günü, İsviçreliler, ülkedeki nükleer santrallerin çalışma ömrünü 45 yılla sınırlayacak bir oylama için sandığa gidiyor. Referandumun amacı, İsviçre’deki 5 nükleer enerji santralinden 3’nün gelecek sene kapatılması. 
 
Kalan ikisi ise 2024 ve 2029 yıllarında kapanacak. Belirtilmesi gereken çok önemli bir nokta, İsviçre’nin enerji tüketiminin %33-35 gibi büyük bir kısmını nükleer enerjiden karşıladığı. Oluşacak enerji açığı ise yurtdışından alternatif enerji ithali ile kapanacak. Yani İsviçreliler “ulusal enerji güvenliğimiz” tezinden ziyade “temiz ve sürdürülebilir enerji” tezini öncelikle ele almayı tercih ediyorlar. Dünyada şu anda çalışan en yaşlı nükleer santral İsviçre’de. Ayrıca 2015 yılında dünyada kapatılan 151 nükleer santralin ortalama yaşının 26 olduğu da dikkate alındığında İsviçrelilerin nükleer santrallerini kapatma arzularındaki aciliyet pek de azımsanamaz. 
 
İsviçre’nin böyle bir referanduma gitmesinin en önemli sebebi tabi ki nükleer enerjinin taşıdığı riskler. Enerji sektöründeki bazı aktörlerin iddia ettiğinin tersine nükleer enerji kesinlikle güvenilir ve temiz bir enerji değil. Kaza miktarı ve olasılığı düşük dahi de olsa, olası bir kazanın yol açtığı felaketin büyüklüğünü göz önüne aldığımızda neden nükleer enerjinin güvenli olmadığını kavrayabiliriz. Ayrıca şimdiye kadar dünyanın gelişmiş birçok bölgesinde de kaza meydana geldi. 
 
1957’de İngiltere’de, 1979’da ABD’de, 1986’da Ukrayna’da ve 2011 yılında Japonya’da meydana gelen kazalar bunlardan sadece birkaçı. Özellikle 2011 yılında Japonya gibi teknik açıdan çok iyi bir ülkede meydana gelen kaza, akıntı sebebiyle tüm dünyayı nükleer bir facianın eşiğine getirmişti. Felaket yaşandığında Japonya Başbakanı olan Naota Kan’ın Türkiye için geçtiğimiz Nisan ayında dedikleri ise bir itiraf niteliğinde: “Erdoğan’a Japon nükleer teknolojisini tavsiye ettiğime pişman oldum. Türkiye gibi sismik ve terör riski olan bir ülke nükleer santralden vazgeçmeli.”
 
Peki Nükleer Enerji’ye karşı olanlar sadece taşıdığı kaza riskleri yüzünden mi bu enerjiyi istemiyorlar? Hayır. Nükleer enerjinin zararları maalesef nükleer kaza riski ile sınırlı değil. Öncelikle günümüzde hala uzun vadeli bir radyo aktif madde saklama sistemi yok. Yani nihai atık saklama çözümü şu anda yok. Endüstrinin geliştirdiği çözümler ise genellikle atıkları yer altına gömerek veya Sibirya gibi uzak bölgelere götürerek onları gözden uzak tutmak. 
 
Almanya Gorbelen’deki atık sahası ise çevrede yaşayanlar tarafından ciddi bir tepkiyle karşılanıyor. Çünkü çok ciddi sağlık riskleri taşıyor. İnsan sağlığına zarar veren nükleer santrallerin sadece atıkları da değil. Nükleer santrallerin kendisi de çevrede yaşayan insanların sağlığına zarar veriyor. Almanya’da yapılan bazı çalışmalara göre nükleer santrallerin 5 km çevresinde oturan çocukların lösemiye yakalanma riski daha fazla. Bu sonucu reddeden başka bazı bilimsel çalışmalar da olsa Nükleer Santrallerin lösemi riskini 10 kat kadar fazla bir miktarda arttırdığını iddia eden çalışmaları göz önüne almamak resmen rant için insan hayatından vazgeçmek demektir. 
 
Tüm bu koşulları göz önüne aldığımda Türkiye’de Nükleer Santral kurmak için tek bir sebep bulamıyorum. Özellikle de Türkiye’nin sürekli güneş ışığı alan bir coğrafyada konumlandığını düşündüğümde…

Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları