08.10.2017 23:40:11
Okunma: 1359
0 Yorum

Defne Gönenç
İklim Güvenliği Söylemi

 

Harvey ve Irma Kasırgaları ABD’de hem can hem de yüksek miktarda mal kaybına sebep oldu. Maalesef bu gibi hava felaketleri aslında sıkça yaşanır hale geldi. 2015 yılında Hindistan’ın güneyindeki aşırı sıcaklar da 1000’den fazla kişinin ölümüne yol açmıştı. 2013 yılında da Filipinler’de “süper tayfun” diye adlandırılan Haiyan Tayfunu ve Çin’deki Usagi Tayfunu etkili olduğu yerlerde felakete yol açmıştı. İklim değişikliğinin bu tarz şiddetli hava olaylarının sıklığını arttırdığı ve tahmin edilebilirliğini azalttığını biliyoruz. Fakat kamuoyunu iklim değişikliğine karşı harekete ikna etmek pek de kolay olmayabiliyor. İşte “iklim güvenliği” söylemi özellikle kamuoyunun iklim değişikliğini çok da önemsemediği ülkelerde işe yarayabilecek bir söylem.

 
Ne demek iklim güvenliği? Aslen iklim değişikliğinin güvenlik açısından tehdit oluşturması anlamına geliyor. Yani kuraklık, sıcak dalgalar, sel ve yangınlara sebep olan iklim değişikliğinin güvenliğimizi tehdit etmesi anlamına geliyor. Tabi ki bu tartışmanın birkaç boyutu var. İklim değişikliğini insan güvenliğine veya ulusal güvenliğe bir tehdit olarak algılayabilirsiniz.
 
İklim değişikliğinin insani güvenliğe olan etkisinin altına çizmek istiyorsanız iklim değişikliğinin kuraklık, sıcak dalgalar, sel ve yangınlarla gıda fiyatlarına, gıda çeşitliliğine ve salgın hastalıklara olan etkisine ve bazı adaların sular altında kalma ihtimaline vurgu yapabilirsiniz. Eğer konuyu ulusal güvenliğe bir tehdit olarak görüyorsanız dikkati iklim değişikliği sonucu eriyen buzulların Arktik’teki ekolojik dengeye olan etkisine, eriyen buzullar sonrasında petrol kaynaklarının çatışma yaratma olasılığına, artan gıda fiyatları ve çölleşme sonucu göç etmek zorunda kalan insanların uluslararası göçü tetikleyeceğine ve tatlı su kaynaklarının kıtlaşması ile ülkeler arası çatışma riskinin artabileceğine çekebilirsiniz.
 
ABD gibi kamuoyunun iklim değişikliği ile mücadelede çok da istekli olmadığı ülkelerde veya uluslararası göçü bir “risk” gibi algılayan toplumlarda iklim değişikliğinin ulusal güvenliği tehdit ediyor oluşu söylemini kullanmak, bu toplulukları iklim değişikliği ile mücadelede ikna etmek için stratejik olarak kullanılabilir. Fakat unutulmaması gereken nokta şudur: iklim değişikliği doğası gereği uluslararası iş birliğini gerektiren bir sorundur. Uluslararası göçü bir sorun gibi göstermek bazı ülke vatandaşlarının uluslararası ilişkilerde sistematik olarak küçümsenmesine yol açmaktadır. Aynı zamanda iklim değişikliğinin ekonomik kalkınma ile ciddi bir bağı vardır. İklim değişikliği fakiri daha kötü etkiler. Bir konunun ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınması o konu hakkında uluslararası iş birliği yaratmayı güçleştirebilir. O sebeple iklim değişikliğini ulusal güvenliğe bir tehditmiş gibi göstermeden önce iki kere düşünmek gerekir.
 
Türkiye’nin iklim değişikliği belgeleri incelendiğinde ise Türkiye’nin güvenlik kavramını iklim değişikliğinin gıda güvenliğine olan etkisiyle ilişkilendirdiğini görüyoruz. Türkiye bu konuda doğru yolda.

Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları