03.07.2017 00:29:02
Okunma: 1074
0 Yorum

Defne Gönenç
Hayvan Dostlarımızı Koruyalım

 

Cumartesi günü Türkiye’nin dört bir yanında hayvan severler gösteri amaçlı yürüyüş yaptı. Sebebi ise 5199 sayılı Hayvan Hakları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılmasının istenmesi. Yeni yasa tasarısı Orman Su İşleri Bakanlığınca hazırlanmış. Fakat hazırlıklar yapılırken sivil toplum örgütlerinin fikrine yeteri kadar danışılmamış. Bu durum ilk olarak yasa tasarısı hazırlanma süreçlerinin çok daha çoğulcu hale getirilmesi gerektiğini gösteriyor.
 
Demokrasi sadece seçim demek değil. Sürekli olarak her birimizin yasa yapım ve oylama sürecinde sesini “manalı” biçimde duyurabilmesi demek. “Manalı” diyorum çünkü sadece “ses duyurmak” yeterli gelmiyor demokrasinin işlerliği için. Öne sürdüğünüz fikrin ciddiye de alınması gerekiyor bir toplumun demokratik sayılabilmesi için.
 
Kısaca yeni yasa tasarısının ne getirmek istediğine bakarsak şunları görüyoruz. Yeni yasa ile beraber nüfusu 100.000’nin altında olan belediyelerin bakımevi/kısırlaştırma sorumluluğu kaldırılıyor. Bu durumda kısırlaştırılmadan şehir çevrelerine ve çöplüklere atılan hayvancıklar susuzluk ve açlıktan sürünerek ölecek. Aynı zamanda kuduz hastalığının da yayılması hızlanacağı için bizler için de tehlike oluşturacaklar.  
 
İkinci olarak tasarıya göre bakım evlerindeki sahiplendirilemeyen hayvanlar okul, hastane, ibadethane ve çocuk parkı gibi toplumun yoğun olarak kullandığı yerler hariç mekanlara bırakılabilecek. Bu gibi alanlar neredeyse her mahallede bulunduğuna göre, bu hayvanlar şehir dışlarına atılacak ve kısırlaştırılmada da azaltma olduğu için toplu katliamlar yaşanacak.
 
Diğer bir önemli değişiklik ise yeni yasa tasarı ile barınaktaki sahipsiz hayvanların satış adı altında sahipli koruma getirilmesi ve onlara deney yapılmasının önünün açılmış olması. Bu noktaya özellikle dikkat etmek gerekiyor, çünkü endüstriyel kliniklerde hayvanlar gerçekten çok zor koşullarda tutuluyor ve işkence gibi deneylerden geçiriliyor. Bu tabi ki insan sağlığını korumak için deney yapmak zorundayız, başka ne şekilde yapabiliriz sorusunu aklımıza getirse de maalesef bu deneylerin bir kısmının aslında sağlığımızı korumak için değil kozmetik ürün geliştirmek vb. amaçlı yapıldığını da unutmamak lazım. Bir de üstlerinde deney de yapılsa zavallı hayvancıklar daha iyi koşullarda bakılabilirler.
 
Aynı zamanda yasa tasarısında hayvanlara kötü muamele eden belediyelere hiçbir yaptırım getirilmemiş, aynı zamanda kısırlaştırma sorunu içinse mobil kısırlaştırma üniteleri çözüm olarak sonulmuş. Mobil kısırlaştırma üniteleri tamamen yasaklanmaları gerekirken çözüm olarak sunulmaları maalesef yapılan başka bir hata.
 
Hayvanlarla iç içe yaşıyoruz. Onlar gerçekten de bizim en iyi dostlarımız. Bize sevgiyi öğretiyorlar ve çoğu zaman insan kalmamızı da onlara borçluyuz. Onları korumak bizim elimizde, çünkü insanların yarattığı sanayileşmiş ve “gelişmiş” dünyaya uyum sağlamakta güçlük çekiyorlar. Biz insanları mı koruyoruz ki hayvanları koruyalım demeyin. Bu yasa tasarısı zaten çok da iyi olmayan bir durumu daha da vahimleştirecek. En azından kötüyü daha kötü haline getirmemeyi başarabiliriz diye düşünüyorum.
 
 
 
Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland
 
 
 
 
 
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları