02.10.2016 18:45:45
Okunma: 1918
0 Yorum

Defne Gönenç
Greenpeace ile Tanışalım

 
Hepimiz öyle ya da böyle Greenpeace’in adını duymuşuzdur. Çevreci eylemleri ve yeşil – beyaz logosuyla aklımızda yer eden Greenpeace kimdir, nedir, yöntemleri, finansmanı ve tabi ki aldığı eleştiriler nelerdir? Gelin daha yakından tanıyalım.
 
Greenpeace, çevreyi korumak ve barışı desteklemek için faaliyet gösteren ve dünyanın kırk ülkesinde şubesi olan küresel bir sivil toplum örgütüdür. Merkezi Hollanda’nın Amsterdam kentinde olan Greenpeace hem ulusal hem uluslararası düzeyde etkinliklerini sürdürür. Küresel çapta 3 milyona yakın destekçisi olan örgüt, amaçlarına ulaşmak için öncelikle şiddet içermeyen eylem ve lobicilik faaliyetlerinden yararlanmaktadır. Çalışmalarını bilimsel verilere dayalı olarak yürüten Greenpeace’in üstünde durduğu başlıca konular ise şunlardır: Küresel ısınma, ticari balina avcılığı, zehirli atıkların yasal olmayan yollarla çevreye boşaltılması, ormansızlaşma, önemli yaşam alanlarının korunması ve nükleer enerji. Devletlerden, şirketlerden ve siyasi partilerden finansman kabul etmeyen Greenpeace kişi ve vakıfların destekleriyle çalışmalarını sürdürmektedir. Maddi gelirlerini tüm politik ve ticari faaliyetlerden uzak tutmayı amaçlar.
 
Greenpeace 1971 yılında Amerika’nın Kanada’da yapmayı amaçladığı nükleer faaliyetlere karşı eylem yaparak kurulmuştur. 1971 yılından bu yana dünyanın birçok yerinde yaptığı renkli eylemlerle adından söz ettirmektedir. Balina avcılığı yapan gemilerin üstüne yazı yazmak, gezinti balonlarından pankart açmak, Rio’daki İsa heykeline pankart asmak, helikopterden pankartlı paraşütlerle atlamak, termik santrallerinin bacalarına tırmanmak, motosikletli eylemlerden bunlardan sadece birkaçı. Greenpeace Akdeniz’in Türkiye ölçeğinde yürüttüğü kampanyalardan başlıcaları ise şunlar: Nükleer Santral karşıtlığı, Akdeniz’deki deniz hayatının korunması ve iyileştirilmesi, kömür, petrol ve hidroelektrik santral karşıtlığı ve GDO’lu ürün karşıtlığı.
 
Fakat Greenpeace yine çevreciler tarafından çeşitli sebeplerle eleştirilen de bir örgüt. Örneğin Greenpeace’in 2000 yılında Amsterdam borsasında 250 bin Euro’luk Shell hisselerini satın alması çok tepki çekmişti. Greenpeace ise bu hareketin amacının tamamen şirketin hissedarlar toplantısına katılabilmek ve de şirketi Hollanda’da güneş enerjisi alanında yatırım yapması için zorlamak olduğunu savlamıştı. Daha sonra satın alınan hisseler herhangi bir kar veya zarar edilmeden satıldı. Daha yeni bir olay ise geçen yıl meydana geldi. Örgüt çalışanı Jon Burgwald fok ticaretini ve fok tüyünün tekstil sektöründe kullanılmasını destekleyen açıklamalarıyla gündeme bomba gibi oturdu. 
 
Fok tüyü kullanılmasının çevre dostu ve sürdürülebilir olduğunu savlayan Burgwald aldığı eleştiriler karşısında ise fok tüyü kullanımının Kuzey ülkelerinde kültürel bir gelenek olduğunu söyledi. Peki bir eylemin gelenek olması onu eleştirmememizi mi gerektirir? Kültürel eylemler çevre dostu olmasa da bölge insanının gelenek ve göreneklerini yansıttığı için meşru sayılabilir mi? 
 
Bence kesinlikle hayır! 
 
Greenpeace’in başka bir eksikliği de altın madenciliği ile mücadelede sessiz kalması. Ülkemizde altın madenciliğine karşı bir çok eylem mevcut. Fakat hangisinde Greenpeace’in desteğini görüyoruz? Uşak-Eşme, Artvin ve Bergama’da Greenpeace’in ciddi bir desteği söz konusu değil maalesef. Greenpeace taraftarları bu eleştiri karşısında bazı konuları öncelikli konular olarak belirlemek zorunda kaldıklarını söylüyor. Ben ise Greenpeace’in karar mekanizmalarının daha yerel hale getirilmesi gerektiği görüşündeyim. 
 
 
Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland
 

 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları