13.02.2017 08:41:07
Okunma: 1183
0 Yorum

Defne Gönenç
Dünya Ticareti iklim Değişikliğini Nasıl Etkiliyor?

 

Dünya ticareti öyle bir hal aldı ki artık sadece dünyanın başka bir yerinde üretilen son ürünleri tüketmekle kalmıyoruz. Kullandığımız ürünlerin her bir parçasının başka yerde üretilmesi ve de son kurulumunun da yine başka bir ülkede yapılması gayet aşina olduğumuz bir durum. Bu parçalı üretim süreci ve bu ürünlerin ticareti iklim değişikliğini nasıl etkiliyor dersiniz?

 
Uluslararası organizasyonlar ve küresel elitler arasında ticaretin iklim değişikliğine nasıl çare olabileceğini kanıtlamak için adete bir yarış mevcut. Ticaretin iklim değişikliğini neden ve nasıl azaltabileceğini savlayan birçok argüman üretilmiş. Öncelikle, ticaretin üretilen toplam mal miktarını arttırdığı için gaz emisyonlarını da arttığı genel olarak kabul ediliyor ve buna “ölçek etkisi” deniliyor. 
 
Fakat bu etkinin birçok dolaylı yol ile telafi edileceği iddia ediliyor. Birinci olarak, üretimi artınca zenginleşen ülkelerin bu ek kazanımlarını yenilebilir enerjiye yatırmalarının mümkün olduğu belirtiliyor. Buna “teknik etkisi” deniliyor. Merak ediyorum, acaba yenilenebilir enerji gerçekten bir amaç haline olsa bu enerjiye yatırım yapılması için ticaretten kazanılacak ek gelirleri mi beklememiz gerekecek? 
 
Acaba şu anda gerçekten bu ek gelirler yenilenebilir enerjiye mi yatırılıyor? İkinci olarak, ticaret sonucunda yenilenebilir enerji sistemlerinin de daha çok üretileceği ve bu teknolojilerin ticaretinin de gelişeceği için bu teknolojilerinin fiyatının düşeceği iddia ediliyor.  Böylece kuzey ülkelerinden geri kalmış güney ülkelerine yenilenebilir enerji teknolojinin daha ucuz aktarılabileceği söyleniyor. 
 
Bu da çok dolaylı bir yol. Yenilebilir enerji teknolojilerinin şu anda pahalı olduğunu kabul ediyor. Bu da demek oluyor ki fakir ülkeler başka şeylerden daha çok üretsin ki bu teknolojileri satın alabilsinler, bunun için de ticaret yapsınlar. Fakir ülkeler tarafından daha çok üretilen “başka şeylerin” iklim değişikliğini ne kadar hızlandırdığı ise genellikle hesaba katılmıyor. Amaç gerçekten iklim değişikliğini durdurmaksa bu amacın çok daha direkt yollardan izlenmesi gerek.
 
En önemlisi de ticaret, yani karşılaştırmalı üstünlükler teorisi, uzmanlaşmayı temel alan bir yaklaşımdır. Ve çok önemli bir noktayı kaçırır. En etkili biçimde ürettikleri malları ve teknolojiyi en çok üreten ülkeler, özellikle de ucuz ve emek yoğun mal üretmekte uzmanlaşıyorlarsa, o malları ve teknolojiyi üretmede tutsak hale gelirler. Yani bir anlamda karşılaştırmalı üstünlükler teorisi “işçisin sen işçi kal” şarkısını söylettirir fakire hep.
 
Fakir ülkeler, hiçbir zaman kendileri yenilebilir enerji teknolojisi üretebilecekleri sermayeyi biriktiremezler. Yıllar boyunca ticaret yoluyla diğer ülkelerde üretilen yenilebilir enerji teknolojilerinin fiyatlarının kendi düşük gelirleriyle o teknolojileri alabilecekleri düzeyde düşmesini bekler dururlar. Piyasaya gerçekten güveniniz varsa o teknolojilerin fiyatlarının illa ki de bir gün ticaret sayesinde o ölçüde düşebileceğini iddia edebilirsiniz. Ama üzgünüm, dünyanın iklim değişikliği ile savaşmak için o kadar beklemeye vakti yok.
 
Ticaretin iklim değişikliği ile savaşta önemli bir araç olduğunu düşünenler iki noktayı es geçerler. Birincisi, üretim sürecinin küreselleşmesi ile birlikte sermaye çok hareketli hale geldi. Bu hareketini de genellikle çevre standartlarını düşük tutan ülkelere doğru gerçekleştiriyor. Çevre standartları düşük olan ülkelerde, üretim maliyetleri azaldığı için sermayenin serbest hareket etmesi demek üreticinin o ülkeleri – aynen düşük iş gücü fiyatlarında olduğu gibi – tercih etmesi demek oluyor. Daha da önemlisi ve neredeyse her zaman es geçileni, ticaretin uluslararası taşımacılık yoluyla arttırdığı gaz emisyonları! Her gün gemilere, uçaklara, trenlere ve kamyonlara yüklenen mal miktarını düşünün! Bu taşımacılık sonucunda ortaya çıkan emisyon miktarını düşünün! Uluslararası ticaret, iklim değişikliğinin en önemli sorumlularının başında gelir. İklim değişikliğinin asıl sorumlusu küresel üretim biçimi ve ilişkileridir.
 
İklim değişikliğinin hızının azaltılması için acilen küresel üretim ağlarında değişikliğe gidilmesi gerekmektedir. Yerel üretim canlandırılmalıdır. Uluslararası ticaret olabildiğince azaltılmalı, gereksiz taşımacılık engellenmelidir. Taşımacılık sektöründe çalışan insanlar, gerçekten verimli olabilecekleri başka alanlara dağılmalıdırlar.
 
Üretimin yerel olarak organize edildiği bir dünya insanlara birçok farklı iş kolunda çalışma imkânı da verecektir. Bir ülkenin toprakları tarım yapılmasına elverişli diye o ülkenin insanlarının birçoğunu tarıma yönlendirirsek o bölgede sanayi ve teknoloji gelişmez, böylece ülke insanları daha iyi yaşam koşulları için ülkeden göçtükleri günün hayalini kurarlar haklı olarak. Mutlaka ülke bazında olmasa da yereli ve bölgeyi öne çıkaran yepyeni küresel bir üretim şemasına ihtiyaç duyuyoruz.

Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland
 
 
 
 
 
 
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları