03.09.2016 19:56:35
Okunma: 1863
0 Yorum

Defne Gönenç
Dünya “ekonomik kücülme”yi tartışıyor

 
Bu yazıyı sizlere bu yıl beşincisi düzenlenen “ekonomik küçülme” konferansından, Budapeşte’den yazıyorum. Biz üçüncü köprüyü yaptık, kocaman havaalanları inşa ettik, dünya krizlerinin bile teğet geçtiği bir ekonomimiz var diye övüneduralım, dünya “ekonomik küçülme”yi tartışıyor.
 
Ekonomik küçülme deyince resesyon gelmesin aklınıza. Son yıllarda önü alınmaz bir hızla artan tüketim ve üretimin adil, eşitlikçi ve doğayla barışık bir biçimde azaltılmasından bahsediyorum. İyi de günde 1 doların altında yaşayanlar ne olacak dediğinizi duyar gibiyim. 
 
Halbuki soruyu şöyle de sorabiliriz: Yıllardır ivedilikle ekonomik olarak büyüyen bir dünyada yaşıyoruz, acaba bu “büyüme” neden bazılarımıza yaramıyor? Yoksa ekonomik büyümeden herkesin er ya da geç fayda sağlayacağı bir hayal mi? 
 
İşte ekonomik küçülme kavramı bunu yapıyor, bize içinde yaşadığımız ekonomik düzeni sorgulatıyor. Gerçek olup olmadığını hiç sorgulamadan inandığımız kalıplaşmış fikirlerimizi tekrar düşündürtüyor. İnsanca yaşamak için ne gerekir, nasıl bir dünya özlemi içindesiniz, insanlar yeterince mutlu mu, herkes sadece insan olduğu için asgari bir geliri hak eder mi, azami zenginlik sınırı getirilmeli midir, çalışma saatleri kısaltılmalı mıdır gibi sadece rüyamızda görebileceğimiz konuları tartışıyor, bu rüyanın aslında birçok kişi tarafından görüldüğünü hatırlatıyor. 
 
Ekonomik küçülme kavramı insanca bir yaşam için gerekenin ekonomik büyüme olmadığını, tamamen farklı dinamikleri olan bir ekonomi hayal etmemizi ön görüyor. 
 
Örneğin işçilerin çalıştıkları iş yerlerine ortaklaşa sahip olmaları gibi.  Ekonomik büyüme ile insani kalkınmanın aynı şey olmadığını çoktan unuttuk. Diyorsanız ki ekonomik büyüme olmadan nasıl daha fazla iş yaratacağız? 
 
Peki ekonomik büyümenin gerçekten daha fazla iş yarattığına emin misiniz? Yoksa sadece büyümüş olmak için mi büyüyoruz? Pastadan fazla pay alanlar daha da fazla pay alıyor, bu sırada ortaya çıkan bir iki niteliksiz “iş”i de işgücü büyüdü diye bizlere “pazarlıyorlar” mı? Önemli olanın, herhangi bir işte çalışmak değil, insanca bir işte çalışmak olduğunu, hayattan tatmin alarak mutlu yaşamak olduğunu kaç kere düşündük?
 
Tabi tartışmanın bir de ekolojik boyutu var. Türkiye şu anda saniyede 20 cep telefonu ithal ediyor. Acaba bunun doğaya ne kadar etkisi oluyor? Numaraları sürekli artan Iphone’larımız numaralarıyla birlikte çevreye verdikleri zararı da arttırıyor olmasınlar? Ekonomik küçülme en kısa zamanda alternatif enerji dönüşümünün sağlanmasını, çevreci enerji kaynaklarının adil bir biçimde kullanılmasını öngörüyor. 
 
Kömür, petrol, gaz kullanımını ve çıkarılmasını ivedilikle azaltmayı amaçlıyor. Biyolojik çeşitliliğin korumamız gereken bir zenginlik olduğunun farkında, hayvanları seviyor ve koruyor. Kısacası hayatımızın yol haritasını, onu ciddi toplantılarda kravat ve takım elbise ile belirleyen teknokratların elinden çekip alıyor.
 
Neden mi yapıyor tüm bunları? Çünkü yapmak zorunda. Artık kendi hayatımızın iplerini elimize almanın zamanı geldi. Hatta çoktan geçiyor. Geri dönüşü olmayan bir felakete sürüklenmek istemiyorsak alternatif bir dünya düzenini hayal etmek zorundayız. Bize hep “çok çalışırsan başarılı olursun, istediklerini elde edersin” dediler. Lütfen alternatif bir dünya düzeni oluşturmak için çalışın. Yoksa istediklerinizi hiçbir zaman elde edemeyeceksiniz. Hiçbir zaman “tam mutlu” olamayacağız.
 
 
Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland
 

 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları