24.12.2016 00:05:42
Okunma: 1913
2 Yorum

Defne Gönenç
Dünya’nın En Hızlı Büyüyen Büyük Ekonomisinden Merhaba

 

Ekonomik büyüme siyasetçilerin ve ekonomi uzmanlarının baş tacı yaptıkları bir kavram. Yıllarca ekonomik büyümenin her türlü sorunumuzu çözeceğine inandırıldık. Televizyonda her gün ekonomik büyüme rakamlarıyla ilgili veriler dinliyor, uzmanlardan görüş alıyoruz. Ben bu yazıyı sizlere dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomisi Hindistan’dan yazıyorum. 1991 yılında neoliberal iktisadi dönüşüm reformlarını uygulayan Hindistan yaklaşık yirmi yıldır yılda ortalama %7 oranında büyüyor. Dünya Ekonomik Forum'undan aldığım verilere göre Hindistan, Myanmar, Fildişi Sahili ve Bhutan'dan sonra dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi. Yani dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomisi.

 
Bugün Mumbai’deyim. Eski adıyla Bombay, 13 milyon civarındaki nüfusu ile Hindistan’ın en büyük kenti. Bizim İstanbul’umuz gibi Hindistan’ın ticaret, finans, kültür ve sanat merkezi. Yani şu anda dünyanın en hızlı büyüyen büyük ülkesinin finans ve ticaret merkezinde ekonomik büyümenin ne demek olduğunu gözlerimle görüyorum. Gerçekten de büyümüş bir kaosun içindeyim. Yerler çok pis. Sokaklar dilenci dolu. Öyle ki kimin dilenci kimin sokakta oturan vatandaş olduğunu ayırt edemiyorsunuz. Köşe başındaki çöpün yanında 2 yaşındaki bir kız altında iç çamaşırı bile olmadan yerlerde yuvarlanıyor. Annesi yakınında ama oralı olmuyor. Ben ve diğerleri yakınından geçiyoruz. Ama evsizlerin durumu o kadar normalleştirilmiş ki hiçbirimiz aldırmıyor, yolumuza devam ediyoruz.
 
Geceleri sokaklar battaniyesini üstüne çeken evsizlerle dolu. Bazı köşelerde o kadar fazlalar ki sıra sıra dizilmiş cesetlere benziyorlar. Yaşayan cesetler. Bir iki sokak ötesinde Hindistan’ın en zengin adamı Mukesh Ambani’nin 27 katlı evi yükseliyor. Bir milyar dolar değerinde olduğuna inanılan binanın içinde konser salonu ve kar odası bile var. Ambani’yi çok eleştirmek yersiz çünkü onun kulesine benzeyen birçok kule mevcut bu gecekondu şehrinde. Belki şaşırmadınız. Bakın bunları da normalleştirdik.
 
Hava kirliliğinden bahsetmeyeyim bile. Dünya Sağlık Örgütü’nün kirlilik sınırının 6 kat üstünde Mumbai’deki hava kirliliği. Gökdelenleri gri sis bulutundan ayırmak zor. Havayı gökdelenlerin temsil ettiği modern kapitalizm mi kirletiyor yoksa hava kirliliği mi gökdelen manzarasını grileştiriyor belli değil.   
 
Mumbai’de ciddi bir çarpık kentleşme sorunu var diye özetlemek isterdim durumu. Çarpık bir şeylerin olduğu kesin ama buradaki durumun hızla büyüyen bir gecekondulaşma kavramıyla daha iyi anlatılabileceğini düşünüyorum. Teknolojinin neden sosyal kalkınmayı sağlamayacağının en güzel örneği aynı zamanda. Teknolojiye umut bağlayanlara duyurulur. Herkesin son model telefonu var aslında. Telefoncuda uzunca da bir kuyruk da var. Ama gündelik yaşama dair bir refahtan ve rahatlıktan söz etmek mümkün değil. Hindistan teknolojik açıdan çok ileri bir ülke, aynı zamanda son derece hızlı büyüyen bir ekonomisi de var. Peki ters giden şey nedir sizce?
 
Ters giden maalesef tek bir şey değil birçok şey. Hindistan’da yok yok. Kast sistemi, yıllarca İngiliz sömürgesi olmanın izi, azla yetinen iş gücü, verimli topraklar, kazancını dışarı kaçıran yabancı yatırımcı, yozlaşma ve tabi ki dünya kapitalizminin en vahşi ve saf hali. Hindistan küresel kapitalizmin arka bahçesi. Sokaklardaki evsizler de dünya kapitalizminin ucuz işgücü kullanarak üretim yapmasını devam ettirebilmek için ihtiyaç duyduğu enerji projelerinin yerlerinden ettiği, topraklarından sürdüğü insancıklar. Daha fazla New York ve Kaliforniya istiyorsak daha fazla Hindistan yaratmanın kaçınılmaz olduğunu unutmayın. Büyük barajlar, kocaman madenler, 1.2 milyarlık nüfus, büyük kaos, büyük çarpıklık, büyük eşitsizlik. Hindistan’da her şey büyük. Korkun Hindistan’dan. Ya bir gün uyanırsa?
 

Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland
 

Etiketler:

Misafir - 30.12.2016 14:19:16

  • Cesamin Özkan
  • Okuyanın,araştıranın hali başka. Halkımızda birazı olsaydı dört katına dış borç ve özelleştirmeden elde edilen kaynakların hesabı yapılırdı. Bana göre 500 Milyar dış borç yapılmışsa kabaca bunun 200 Milyarı kamuya aktarılmış, kalan 300 Milyar doları cebe atılmıştır. Ve söylüyorum çaldıklarını versinler yaptıkları yol köprü tünel her neyse onların en az beş katını yapacağım, geçişlerde bedava olacak. Varsalar yiyorsa çıksınlar anlatalım onlara. Beyin dolu çalışmalarınız araştırmalarınız ve yazının için teşekkürler. Tabiki böyle babanında böyle kızı olur.
  • Misafir - 24.12.2016 10:04:52

  • Sosyal Devlet
  • Sosyal Devlet anlayışı olmayışını halkın kaderi ve de kederi olarak kabul edildiği, sosyal devlet ve adaletli gelir paylaşımının talep edilmediği dev bir ülke.
  • Yazarın Diğer Yazıları