30.10.2016 14:58:09
Okunma: 1514
2 Yorum

Defne Gönenç
Çevreyi korumak için neler yapabiliriz (I)

 
Bu haftaki yazımın başlığını görünce aklınıza ilkokul ve ortaokulda gördüğümüz “çevremizi koruyalım çocuklar” öğretileri gelmiş olabilir. “Yine mi aynı maddeler, biz bunları zaten biliyoruz, kaç kere gördük, konuştuk, öğrendik” diye düşünmüş de olabilirsiniz. Haksız da değilsiniz. Çevrenin nasıl korunabileceği ilkokulun birinci sınıfından beri bize sürekli anlatılır. Fakat koruma önlemlerinin sürekli anlatılmasına, altının önemle çizilmesine rağmen yine de çevre kirlenir. Madde madde yazılan o kuralların çoğuna uyulmaz. Caddelerimiz hep pistir. 
 
Cadde kenarları plastik şişe ve ambalaj kağıdı doludur. Güzelim Ilıca plajı her yıl daha da pislenir. Bir de gelin İsviçre’deki caddeleri görün! “Ama orası zengin ülke” deyip geçmemek lazım. Tabi ki İsviçre’nin gelir düzeyinin yüksek olması sebebiyle toplumsal çevre temizliğine ayırdığı kaynağın ve zamanın görece fazla olduğu doğrudur. 
 
Fakat bir toplum, bireylerden yani bizlerden oluşur. Toplumdan ayrı bir devlet kavramı da mevcut değildir. Yani aslında devlet de biziz toplum da. Böyle bir yaklaşım, bireye çok daha fazla toplumsal sorumluluk yükler. Hem çevreyi kirletmeye devam edip, çevrenin kirlenmesine ses çıkarmayıp hem de “devletin” daha bu konuda daha dikkatli ve sorumlu olmasını bekleyemeyiz. Devlet, çevreye karşı tutumunda herhangi bir değişiklik yapacaksa bu bizlerin sayesinde olacak. Bu yazılanları “her şeyi devletten beklememek lazım” gibi sınırlı bir liberal anlayış olarak değerlendirmeyin. Demokrasi, sadece arada sırada sandığa gidip oy vermek değildir. 
 
Gündelik yaşama aktif olarak katılmak, toplumsal sorunlar hakkında fikir sahibi olmak ve çözüm üretip bunları diğerleriyle paylaşmak demektir. Siz yapmazsanız, diğerleri de yapmayabilir. Düzen ve çarpıklıklar böylece sürer gider. Demokrasi de çevre gibidir. Eğer siz çevreyi korumak için her yerde her zaman çaba sarf etmezseniz, o da aynı çevre gibi kirlenir. Tabi ki bu demek değildir ki bizim tek başıma gösterdiğimiz kişisel çabayla bütün çevre temizlenecek. 
 
Daha makro düzeyde yapılması gereken çevre yatırımları da mevcut. Ama bu yatırımların toplumsal düzeyde şu anda maalesef yapılmıyor olması bizleri kişisel anlamda bir boş vermişliğe sürüklememeli. İşte bu sebeple gelin çevreyi koruyabilmek için sen, ben, o neler yapabiliriz bir göz atalım. Bu önlemleri yeterince insan uygularsa, çevreye verilen zararların en azından bir kısmını dengeleyebiliriz.
 
1.     Trenle gidebileceğiniz yere otobüsle, otobüsle gidebileceğiniz yere uçakla gitmeyin. Uçak, ulaşım zamanımızı kısalıp bize büyük kolaylıklar sağlamakta. Fakat uçak yakıtları yenilenebilir enerjiden sağlanmadığı sürece uçak kullanımı fosil yakıt kullanımı sebebiyle çevreye büyük zarar veriyor. O sebeple tren yollarının mevcut olduğu durumda treni kullanmaya gayret gösterin, yoksa en azından otobüs kullanın. Örneğin, İstanbul-Bodrum, Ankara-İzmir seferlerini mümkünse uçakla yapmayın. Trene talebin artması devleti bu ulaşım biçimine daha çok yatırım yapmaya da zorlayacaktır.
2.     Arabanızı satın. Yürüyerek, bisiklet ile veya toplu taşıma araçlarıyla seyahat edin. Arabanızı satamıyorsanız, tek aileye tek araba yeter. İkincisini almayın. Bunu da yapamıyorsanız, lütfen arabanızı sürekli değiştirmeyin. Birçoğumuz araçların yarattığı en büyük sorunun egzoz dumanı olduğunu düşünürüz. Ayrıca modern arabaların daha az yakıt tükettiği ve daha verimli olduğu söylenir. Halbuki araçların yarattığı en büyük çevresel zarar bu araçların üretimi ve imhası sırasında ortaya çıkmaktadır. O sebeple aracınızı yenileyeceğinize, aracınızın parçalarını değiştirin. Bu, aynı zamanda tasarruf etmenizi de sağlayacaktır. Çevrenize bir göz atın. Ne kadar çok BMW, Mercedes, Audi vb. var, değil mi? Çoğunun içinde de tek kişinin seyahat ettiğini fark edecekseniz. Halbuki tek kapılı Mercedes’inizin olması sizi daha “cool” , toplumda daha kabul edilen ve özenilen bir insan yapmaz. Bu prensibi siz bugün benimser ve kabul ederseniz, yarın bu fikrin yayılmasına da katkı sağlayabilirsiniz. 
3.     Gereksiz şeyleri satın almayın, tüketimi azaltın. Bunun çok zor olduğunu çünkü alışkanlıklarımızdan vazgeçmenin hiç de kolay olmadığının farkındayım. Fakat sürekli tüketmek çevreye en büyük zararı veriyor. O sebeple özellikle elektronik aletlerinizi örneğin, cep telefonunuzu, çamaşır ve bulaşık makinenizi iki senede bir değiştirmeyin. 
4.     Çevredeki kedilerin boynuna çan takın. Kedi severler, kedilerin sevimli ve zararsız hayvanlar olduğunu düşünürler. Halbuki kediler çok sevimli olsalar da ufak doğa hayvanlarını yedikleri için doğal hayata zarar verirler. Kedilerin boyunlarına takacağımız ufak çanlar diğer hayvanları kedilerin varlığı hakkında uyarıp hayatlarını kurtarma şansını arttıracaktır.
 Bu konuyu yazmaya haftaya devam edeceğim. O zamana kadar ben, sen, onun biz, siz, onlar olmaya devam etmesi dileğiyle…
 
 
Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland
 

 

Etiketler:

Misafir - 30.10.2016 17:26:14

  • İçinizden Biri
  • Kutluyorum Defne Hanım, Bütün yazılarınız gibi bu yazı da hepimiz için bilgilendirici, çok yararlı. Güzel İzmir’imizin güzel kalabilmesi için bu yazınızda yazdıklarınızın peşinden koşan, olabildiğince çok sayıda sivil toplum kuruluşu olmalı ki bu yöndeki etkilemeler, örnek oluşturmalar, hatta zorlamalar da giderek artsın, giderek toplumun duyarlılığı, yol göstericiliği siyasileri de etkilesin, yasal önlemler de eklensin
  • Misafir - 08.11.2016 13:39:59

  • Tesekkurler
  • Sevgili icimizden biri, Yorumunuz icin cok tesekkurler. Yazilarimi okumaniza ve takip etmenize cok sevindim. Selam ve sevgiler Defne
  • Yazarın Diğer Yazıları