07.05.2017 08:44:28
Okunma: 1241
0 Yorum

Defne Gönenç
Çevresel Adalet: Yeni bir İktisat Politikası Değerlendirme Düzlemi

 

Ekonomiye giriş dersi aldıysanız, hatırlayacaksınız. Vergi, sübvansiyon gibi iktisat politikası araçlarını değerlendirirken bir grafik çizilir. Devletin kasasına giden (veya buradan çıkan), vatandaşın cebinden çıkan (veya buraya giren) ve de toplumsal kayıp üçgeni karşılaştırılır. Ayrıca muhasebe dersinden hatırlarsınız, herhangi bir projenin gelir gider tablosu çizilir, projenin yapılıp yapılmayacağına öyle karar verilir. Bunların hepsini çöpe atın. Artık elimizde yeni bir karar alma mekanizması mevcut. Çevresel adalet. Şimdiye karar ekonomik kararlar alınırken bu kararların sosyal ve ekolojik boyutu hep düzlem dışına atıldı. Bu boyutları karar alma düzlemine sokan bir değerlendirme biçimi çevresel adalet.


İlk adım: Yapılacak projenin ekonomik ve çevresel faydaları ve yükleri insanlara ne şekilde dağıtacağına bakılır. Örneğin bir park mı yapılacak, bir maden mi açılacak, bir baraj mı yapılacak, tüm bu projelerin kimlere yarar sağlayacağının ve zarar vereceğinin değerlendirilmesi gerek. Dikkat edin, park, bahçe, bisiklet yolları ve yeşil alan gibi çevresel faydaların hep daha iyi gelirli insanların oturduğu yere yapılırken, atık tesisleri, fabrikalar, otobanlar, demiryolları projeleri, enerji santralleri hep dar gelirli veya farklı etnik kökene sahip insanların oturduğu semtlere yakın yapılır. Bu projelerin yapılması, bölgedeki konutların fiyatını ya daha da arttırır ya da azaltır. Ya da bir altın madeni ele alalım. Projenin madenden sağlanacak ekonomik gelir ile değerlendirilmemesi gerekmektedir. Bölgede hali hazırda yaşayan insanların yaşamlarının, gelir kaynaklarının, balıkçılık, tarım, eko-turizm gibi faaliyetlerin ne şekilde etkileneceğinin düşülmesi gerekir. Ayrıca bölgenin uzun vadede alternatif yollarlar da – örneğin ekoturizm – hem de daha eşitlikçi biçimde kalkındırılıp kalkındırılamayacağının değerlendirilmesi unutulmamalıdır.
 
İkinci adım: Yapılacak projenin doğa üstündeki getiri ve götürülerine bakılır. Projenin doğaya vereceği zararın da değerlendirilmesi gereklidir. Örneğin, proje bölgede yaşayan hayvanları, ormanları, bitki örtüsünü, kıyıları, denizleri, gölleri, toprağı, toprağın verimliliğini, havayı ve biyolojik çeşitliliği nasıl etkileyecek. Bunların hepsinin dikkatle ele alınması gerekmektedir. Bu değerlendirme yapılırken ileride doğayı gelecek nesillere miras bırakacağımızı değil doğayı şimdilik onlardan ödünç aldığımızı farz etmemiz gerekmektedir.
 
Son adım: Yukarıdaki iki basamaklı değerlendirmeyi kimin yaptığıdır. Değerlendirme ve karar alma aşamasına sadece benim gibi akademisyenler, bakanlık yetkilileri, belediye yetkilileri, proje sahipleri ve uzmanlar değil, isteyen herkes dahil olabilmelidir. Bu nokta çok önemlidir çünkü dar gelirli vatandaşlar ve farklı etnik ve dini kimliğe sahip olanlar birçok açıdan adaletsizliğe maruz kalmaktadırlar. Hem çevresel yükler onların omuzlarına daha çok biner hem de bu durumu değiştirecek siyasi güce sahip değildirler.
 
Çevresel adalet düzleminin ekonomi, işletme ve muhasebe kitaplarında yer almasının vakti bence geldi. Ya sizce?

Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland
 
 
 
 
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları