23.04.2017 11:19:57
Okunma: 1622
0 Yorum

Defne Gönenç
Çevre Politikasının Araçları I

 
Geçen haftaki yazımda çevrenin korunmasında devletin rolünü tartışmıştık. Uluslararası sistemin hala devletler ölçeğinde düzenlendiği günümüzde çevrenin korunması da temel olarak devletin görevidir. Tabi bunu ileri sürerken aslında devletin yaratılmış bir kavram olduğunu ve devlet dediğimiz şeyin de aslında biz insanlar olduğumuzu unutmamak gerek. Yani devletin sürekli olarak çevreyi korumak için çabaladığı ama vatandaşların bu konuda herhangi bir kaygıya kapılmadığı bir örnek mevcut ve mümkün değil. Bu noktada çevre politikasının araçları hem devlet tarafından hem de o ülkede yaşayan vatandaşlar tarafından benimsenip uygulandığı ölçüde çevre koruma amacını gerçekleştirecektir.
 
Çevre politikasının amaçları ve araçları bir bütünü oluşturur. Araç ve amaç arasında bir bütünlük ve uyumluluk olması şarttır. Bu olmadığında başarıya ulaşmak mümkün değildir. Örneğin, iklim değişikliği konusunda herhangi bir hedef belirlemeden teknolojik gelişmelere güvenmek veya belirli bir amaç belirleyip – örneğin hava kirliliğinin azaltılması – bu amaca ne şekilde ulaşılacağını saptamamak çok yaygındır. Özellikle piyasa ekonomisinin hükmettiği toplumlarda bu amaç ve araçları saptamak piyasaya kalmıştır ve bu sebeple de ciddi bir hedefsizlik hakimdir.
 
Geçen haftaki yazımın sonunda belirttiğim gibi çevre politikasının araçlarını kapitalist sistemle uyumlu olan ve olmayanlar olarak ikiye ayırabiliriz. Bu hafta kapitalizm içinde çevre korunması için kullanılabilecek üç aracı tartışacağız: Düzenleyici araçlar, piyasa araçları ve hak bazlı araçlar.
 
I. Düzenleyici araçlar:
 
1970’li yıllardan itibaren çevresel duyarlılığın artmasıyla beraber çevre koruma amacıyla ilk olarak daha çok düzenleyici araçlar kullanılmaya başlanmıştır. Bu araçlar üretim ve tüketimin çevreye verdiği zararı azaltmak için yönetsel müdahale gerektiğinden yola çıkan politika araçlarıdır. Örneğin hava ve su kirliliği ölçümlerinin yapılması ve kirlilik için bir üst sınır belirlenmesi en çok bilinen düzenleyici araçlardandır. Ayrıca yasaklamalar ve cezalar da sık olarak başvurulan çevre politikası araçlarıdır. Örneğin, ozon tabakasını incelten kloroflorokarbon kullanımının yasaklanması, bazı kimyasalların yasaklanması, balina avcılığının yasaklanması ve bazı ülkelerde bedava plastik poşet verilmesinin yasaklanması gibi. Bu yasak ve cezaları çevre yasası düzenler. Bunların dışında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çevre yasasında belirtilen düzenlemelere uyulup uyulmadığını denetleme yetkisine sahiptir. Çevreye zarar verecek maddeleri kullanacak olan işletmeler, örneğin inşaatlar, önceden izin almak zorundadır. Ayrıca çevre yasasının 12. maddesine göre işletmeler çevre kirliliğine sebep olacak faaliyetleri hakkında kullandıkları maddeler ve üretim şemalarıyla ilgili olarak yetkili kurumlara bilgi vermek durumundadır. Bazı durumlarda, örneğin madencilik, proje için çevresel etki değerlendirme (ÇED) raporunun hazırlanması ve ilgili yetkililere sunulması da gerekmektedir. Maalesef, maden, petrol ve jeotermal kaynak arama çalışmaları ÇED’den muaftır.
 
II. Piyasa araçları:
 
Piyasa araçları ile çevreyi korumada amaç, tüketici ve üreticilerin çevreyi kirleten davranışlarını ekonomik güdü oluşturarak değiştirmelerini sağlamaktır. Genel olarak “çevreyi kirleten öder” ilkesinden hareket edilmektedir. Amaç, çevreyi kirletenlerin bunun maliyetine katlanmasını sağlanmaktır. Bu yolla çevrenin daha az kirleneceği ya da çevreyi daha az kirleten teknolojilere yatırım yapılması için dolaylı yoldan teşvik yaratılmış olacağı düşünülür. Vergi, harç, katılma payı, teşvik, emisyon ticareti ve özelleştirme politikaları piyasa araçlarının başlıcalarıdır. Örneğin, çevre vergileri fiyatlara müdahale ederek piyasa kusuru olarak görülen çevre kirliliğini azaltmayı amaçlar. Bazı süpermarketler plastik poşet kullanımını azalmak için plastik poşetlerden ufak bir ücret alır. Ya da karbon piyasaları oluşturulur ve de şirketler kendi aralarında “kirletme hakkını” alıp satarlar. Bu yolla toplam karbon miktarının önceden belirlenen sınırı aşmayacağı düşünülür. Ayrıca çevre değerleri üzerinde piyasa değeri yaratılır ve bu alanlar özelleştirilir. Böylece bu alanların daha iyi korunacağı düşünülür. Mülk sahibinin çevreyi koruyacak en iyi yöntemi kendisinin belirleyeceğine inanılır. Örneğin suda ve otobanlarda özelleştirme gibi.
 
III. Hak bazlı araçlar:
 
Son zamanlarda yaygınlaşan ÇED uygulamaları çerçevesinde yapılan halkı bilgilendirme toplantıları dışında maalesef çevre politikasının amaç ve araçları belirlenirken yurttaşlara ve özellikle de çevresel projelerden etkilenenlere çok da danışılmaz. Bu sebeple de özellikle de çevre hareketleri son çare olarak bu projeleri yargıya taşır. Anayasamızın 56. Maddesine göre herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Yine Anayasa’nın 30. Maddesinde “çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan herkes ilgili mercilere başvurarak faaliyetle ilgili gerekli önlemlerin alınmasını veya faaliyetin durdurulmasını isteyebilir” denmektedir. Fakat tabi ki yargıdan çevreyi koruma yönünde karar çıkıp çıkmayacağı kesin değildir. Çevre projeleri bir üst mahkeme olan Danıştay’a da birçok kez taşınmıştır. Son çare ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’dir. Fakat Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde çevre hakkı bulunmadığından, genellikle bu davalar, iç hukuka uygunluk açısından ve de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesinden- özel hayatın ve aile hayatının korunması gerekliliği-  faydalanılarak bu mahkemeye taşınmaktadır.

Ne düzenleyici araçlar ne piyasa araçları ne de hak bazlı araçlar aslen kapitalizme aykırı araçlardır. Ayrıca hepsi bir miktar devlet düzenlemesi içerir. Hepsinin uluslararası düzeyde de uygulaması mevcuttur. Örneğin Birleşmiş Milletler çatısı altında birçok uluslararası çevre antlaşması imzalanmıştır, Avrupa Birliği’nin karbon piyasası mevcuttur ve de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi insan haklarını uluslararası düzeyde korumayı amaçlar. İçinde bulunduğumuz sistemde her üç araçtan da faydalanılmaktadır. Fakat her üç araç da kendine özgü işlevsizlik ve problemler barındırmaktadır. Bu üç aracın eleştirisini haftaya, kapitalizm dışında kalan çevre politikası araçlarının değerlendirmesini de öteki hafta ele alacağız.

 
Referanslar:
 
 
 
 
Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları