08.01.2017 21:50:39
Okunma: 1573
1 Yorum

Defne Gönenç
Aslında Fazlasıyla Görünen Düşman: Hava Kirliliği

  

Dünya Sağlık Örgütü hava kirliliği için görünmez katil tanımını kullanıyor. Hâlbuki bence gayet görünen ve koklanabilen bir katil. Her yıl 7 milyon insanın hava kirliliği sebebiyle hayatını kaybettiği iddia ediliyor. Yani hava kirliliği, 21. Yüzyılda sağlığımızı tehdit eden çevre sorunlarının en önemlilerinden biri olmaya devam ediyor.
 
Sadece Türkiye değil, dünyanın hem gelişmiş hem de gelişmekte olan daha birçok ülkesi hava kirliliği ile mücadele etmek için çeşitli önlemler üretiyor. Asya’da Pekin, Yeni Delhi, Bombay, Dakka, Avrupa’da Paris, Madrid, Lyon, Marsilya ve Almanya’nın birçok kenti, Afrika’da Akra ve Kahire hava kirliliği ile mücadele eden şehirlerin başında geliyor. Avrupa’da Paris ve Madrid gibi şehirler bu sene daha önce Yeni Delhi’de denenen dönüşümlü tek-çift plakalı araba trafiğini uyguladı. Kısa dönemde sonuç veren bu uygulamalar uzun dönemde hava kirliliği ile mücadelede kalıcı çözüm sunmaktan tabi ki uzak.
 
Peki nedir hava kirliliği? Hangi gazlar hava kirliliğine yol açar? Hava kirliliği nasıl ölçülür? Hava kirliliği atmosferde farklı türde gazların bulunmasını ifade etmektedir. Hava kirliliğine yol açan başlıca gazlar metan, kükürt oksitler, karbon monoksit ve dioksit, çeşitli azot oksitler ve belli başlı uçucu organik bileşiklerdir. Ayrıca duman ve tozdan oluşan çok sayıda parçacık da havayı kirletir. Örneğin klor, flor ve kloroflorokarbon (CFC grubu gazlar) da son derece kirletici ve tehlikelidir. Kurşun, demir, kadmiyum ve bakır gibi bazı ağır metaller de havada bulunan toksinlerin temel kaynağı olabilir.
 
Hava kirliliğinin temel kaynağı çöp yanmaları, kömürlü termik santraller, egzoz gazları ve sayıları gittikçe artan inşaatların sebep olduğu tozlardır. Hava kalitesi ise hava kitlesi indeksine göre ölçülür. İndekste, iyi dereceden son derece zararlı dereceye kadar 6 farklı seviye bulunmaktadır. Örneğin Paris’te bu aralık ayında değer metreküpte 146 mikrogram partiküle, yani hassas kişilere zararlı olarak ifade edilen 3. dereceye çıkınca şehirde alarm verildi. Bazı günler tek sayılı plakalı araçların diğer günlerde de çift sayılı plakalı araçların kullanımına izin verildi ve de toplu taşıma araçları bedava hale getirildi. Avrupa Birliği’ndeki kentlerde kirlilik endeksi metreküpte 80 mikrograma çıkınca alarm veriliyor. Yine bu yıl aralık ayında sis ile kaplanan Yeni Delhi’de bu rakam Dünya Sağlık Örgütü’nün kabul ettiği üst sınırın 90 katına çıkınca okullar 3 gün tatil edilmişti.
 
Peki durum Türkiye’de nasıl? Türkiye’de illerimizden sadece Çankırı’nın hava kirliliği seviyesi Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı kabul ettiği 25 sınırının altında.  Türkiye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın standardına göre ise temiz il sayısı 41’e yükseliyor. Şehrinizin hava kirliliği indeksini merak ederseniz havaizleme.gov.tr adresindeki interaktif haritaya göz atmanızı öneririm. Fakat maalesef Türkiye’de sadece PM10 (partikül maddeler) ve SO2 (kükürt dioksit) isimli iki temel kirleticinin ölçümü yapılıyor. Geriye kalan üç temel kirletici yurt çapında yaygın olarak ölçülemiyor.
 
En çok korkutan ise hava kirliliği değerlerinin sürekli artış göstermesi. Dünyanın farklı şehirlerinde uygulanan kısa dönemli çözümler maalesef soruna kalıcı bir çözüm üretmekten uzak. Hava kirliliği kanser, kalp krizi, solunum yetmezliği, kalp ritim bozukluğu, bronşit, Alzheimer ve gebelik diyabetine yol açıyor. Sperm üretimini bozuyor. Çocuklarda otizme zemin hazırlıyor. Bana soracak olursanız hava kirliliğinin tek başına ele alınması bu soruna çözüm getiremeyecek. Bu sorunu çözebilmek için şehirlerin ciddi ve kapsamlı biçimde dönüştürülmesi gerekiyor. Şehirden köye göçün desteklenmesi, yatırımların yurt geneline dengeli dağıtılması gerekli. Bacalarımıza filtre takmak ve pahalı araba kullanmak ile hava kirliliğine kesin çözüm aramanın nafile olduğu elbet anlaşılacaktır.
 
 
Defne GONENC
Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 G

Etiketler:

Misafir - 10.01.2017 12:42:52

  • Cesamin Özkan
  • Yaşadığımız tüm kirliliklere neden olan siyasal tabloyu yok etmek köklü temizliğin ilk koşuludur. Her alanda kirlilik yaratanları engellemediğim, etkisiz duruma getirmediğimiz sürece her alanda kirlenmeye devam edeceğiz.
  • Yazarın Diğer Yazıları