25.07.2018 08:23:45
Okunma: 1287
1 Yorum

Defne Gönenç
Akkuyu Nükleer Santrali`nin İnşası Devam Ederken

 

Türkiye’nin ilk nükleer santralinin inşasına devam ediliyor. Santralin temeli Nisan ayındaErdoğan ve Putin`in konuşmayaptığı bir tören ile atılmıştı. Nükleer enerji yandaşlarınagöre bu santral Türkiye’deki enerji ihtiyacının %10``nunu karşılayacak, ülkenin enerji güvenliğine katkı sağlayacak ve de iklim değişikliği ile mücadelede rol oynayacak. Peki ya nükleer atıklara ne olacak? Bu konuya tam bir açıklık getirilmedi. Atıkların Rusya`ya gönderileceğini yazan kaynaklar mevcut olduğu gibi bu durumun kesin olmadığını, atıkların Toroslarda gömülmesinin de muhtemel olduğunu belirten kaynaklar mevcut. Türkiye’nin 2025 yılına kadar Akkuyu Nükleer Santrali`nden başka santraller de açmaya hevesli olduğu da düşünülüncenükleer enerji konusu iyice önemli hale geliyor.
 
Enerji teknik değil siyasi bir konudur. Nükleer enerjiye karşıdirenişlerin ‘bilgi eksikliğinden’kaynaklandığını iddia eden nükleeryandaşlarıtoplumlarınçevre projelerinin karar verme süreçlerindedemokratik olarak yer alma hakkınıgözardı etmektedirler. Ayrıca Avrupa`da Almanya ve İspanya gibi birçokülkenükleer santrallerini kapatma, ömrü dolan santraller yerine yenisi yapmama kararınıalmaktadır. Nükleer enerji söylendiği kadar ekonomik ve güvenli ise bu kararların sebebi nedir ?
 
Akkuyu`da inşası devam eden santral sadece çevrede oturan Türkvatandaşlarınıdeğil, Kıbrıslıların da can güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Olayın bu yönüyleuluslararası bir boyutu da söz konusudur. Çernobilfaciasınınüstünden sadece 32 yılgeçmişken, Türkiye hem rüzgâr hem güneş enerjisinden faydalanmak açısındançokkazançlı bir coğrafyadakonumlanmışkennükleer enerjideki bu ısrar neden?
 
Ayrıca santralden çıkacakatıklar Rusya`ya gönderilse bile dünyada hala nihai bir nükleer atik depolama tesisinin bulunmadığınınaltınıçizmek gerekir. 1993 yılındayasaklanıncaya kadar 13 ülkenükleeratıklarını okyanuslara atıyordu. Okyanuslarınaltınınnükleeratıklarla dolu olduğu biliniyor. Günümüzde ise nükleeratıklar ya çelikkonteynerlere konup ustu betonlarla kaplanarak yerin yüzlerce metre altınagömülüyor, ya da cama dönüştürülereksaklanıyor. Fakat hiçbirikalıcı bir çözümdeğil.
 
Nükleer karşıtı direniş ise tüm dünyaya yayılmış durumda. Örneğin Avrupa`da nükleer atik depolamada İngiltere’den sonra ikinci sırada gelen Fransa`da hükûmetnükleerkarşıtı demokratik söylemlerekulaklarınıtıkıyor. Örneğin ülkenin doğusunda bulunan Bure kentinde yapılan nükleer atik depolama tesisine karşıçıkan grup jandarma tarafındandağıtılmış ve bir kısmı da gözaltına alınmıştı. Kanıtbulamamış olsam da Fransa’nınnükleeratıklarının bir kısmını eski sömürge ülkelerin topraklarına gömdüğü de söylentiler arasında. 
 
Kanser vakaları tümdünyada bu kadar artmışken, Akdeniz coğrafyasıgüneş, dalga ve rüzgâr enerjisi elde etmeye son derece elverişliyken, nükleer enerjinin hem üretimi hem de atik depolama esnasında risk yüksekken, nükleer enerji maliyetleri de bir o kadar fazlayken, enerji üretimininolabildiğincemerkezîleştirilmemiş bicimde üretilmesi (enerji dağıtımınınkontrolün daha geniş katılımlı bicimde sağlanmasıaçısından) adil ve demokratikken, nükleer enerjide bu ısrar neden?
 

 

 

 Defne GONENC

Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland

Etiketler:

Misafir - 29.7.2018 22:17:24

  • Ertan Özbatur
  • Nükleer atıkların artışıyla kanser vakaları ve alerjilerin artışı nedense paralellik gösteriyor. Kendimizden geçtik çocuklarımız ve torunlarımız için bu gidişe bir dur demeliyiz. Cennet Türkiye tehlikeli atık çöplüğüne dönüşmeden halkımızın bilinçlendirilerek eğitilerek alternatif temiz enerjiyi tanıması ve tercih etmesi sağlanmalıdır. Bu konuda yazdıklarına katılıyor ve tebrik ediyorum. Teşekkürler Defne.
  • Yazarın Diğer Yazıları