26.11.2017 18:10:39
Okunma: 2008
0 Yorum

Defne Gönenç
Birleşmiş Milletlerin Uluslararası Çevre Politikalarındaki Rolü ( I )

 
Birleşmiş Milletler örgütünün amaçları doğrultusunda çevreyi korumak ve ona sahip çıkmak kaçınılmazdır. Tarihsel olarak incelediğimizde, uluslararası çevre politikalarının geliştirilmesinde, Birleşmiş Milletler aracılığıyla organize edilmiş birkaç konferans öne çıkmaktadır:
 
- Stockholm Konferansı: Uluslararası düzeyde gerçekleştiren geniş katılımlı ilk büyük çevre konferansıdır. 1972’de Stockholm’de gerçekleştirilmiştir. Türkiyede katılmıştır. Konferans sonunda yayınlanan bildirge, çevrenin korunmasını ve geliştirilmesini tüm insanların esenliği ve ekonomik gelişmenin de temel öğesi kabul etmiştir. Konferansın sonuç bildirgesinde sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına da vurgu yapılmıştır. Bu hakkın gelişmesinde rol oynayan en önemli tarihsel belgelerden biridir.
 
- Cocoyoc Konferansı: 1974 yılında, “Kaynak Kullanım Biçimleri, Çevre ve Kalkınma Stratejileri” başlığı altında düzenlenmiş bir konferanstır. Sonuç bildirgesinde özellikle çevre koruma ile küresel ekonomik ve toplumsal kaynakların paylaştırılması arasındaki ilişki ele alınmıştır: “Bugün karşı karşıya bulunduğumuz sorun mutlak bir yokluk sorunu değil.Ekonomik ve toplumsal kaynakların yanlış dağıtılmasından kaynaklanıyor. Geleneksel pazar, kaynakları onlara gereksinim duyanlara değil, yalnızca satın alabilenlerin buyruğuna veriyor. Yapay istemleri kamçılayarak üretim süreçlerine savurganlık sokuyor ve hatta kaynakların eksik kullanımına yol açıyor.”
 
- Bruntland Raporu: 1983 yılında Birleşmiş Milletler General Kurulu’nda Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu kurulmasına karar verilmiştir. 1987 yılında Komisyon çevresel ve ekonomik gündemi yönlendirmek amacıyla raporunu hazırlamıştır. Raporun ismi “Ortak Geleceğimiz”dir. Böylece “ortak gelecek” jargonu da uluslararası ilişkilere girmiştir. Bu rapor, hızlı sanayileşmenin çevre üstündeki bozucu etkilerinin git gide daha belirgin olarak hissedildiği bir dönemde güçleri birleştirmenin ve ortak amaçları belirlemenin yolunu açmıştır.  Raporun temel kaygısı, çevre ile ekonomik kalkınma arasındaki uyumsuzluktur. Rapora göre, insanlığın geleceğe güvenle bakabilmesi ve çevrenin korunarak ekonomik büyümenin sağlanması için bir anlayış değişikliği gereklidir. Önerilen formül “sürdürülebilir kalkınma”dır. Buna göre çevrenin ekonomik gelişmenin hem kaynağı hem de sınırı olduğu kabul edilmeli ve ekonomik ilişkiler çevre ile uyumlu biçimde sürdürülmelidir. Bu rapor “sürdürülebilir kalkınma” kavramının dünya çevre ve kalkınma tartışmalarında yer edinmesini ve de sürdürülebilir kalkınmanın hepimizin aklında yer ettiği biçimde (gelecek kuşakların kalkınma olanağından ödün vermeksizin günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek) bilinmesini sağlayan rapordur. 
 
Devamı haftaya.
 
Kaynakça
 
Keleş, Ruşen, Can Hamamcı ve Aykut Çoban (2015). Çevre Politikası. Ankara: İmge Kitapevi.
 

Defne GONENC
Araştırma Görevlisi / 
Uluslararası Çevre Araştırmaları Doktora Öğrenci Merkezi
Uluslararası ve Kalkınma Araştırmaları Enstitüsü 
Maison de la Paix 
1211 Genève 21 - İsviçre
 
 

Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları