17.06.2017 20:04:16
Okunma: 1516
1 Yorum

Defne Gönenç
Artvin’de Yine Neler Oluyor?

 

Artvin halkının Cerattepe’yi altın ve bakır madenciliğinden kurtarmak için yürüttüğü şanlı mücadeleyi hepimiz biliyoruz. Maalesef 2016 Ekim ayında, Rize İdare Mahkemesi 751 kişinin bölgedeki madencilik çalışmalarının raporunun iptal edilmesi için açılan davayı reddetmişti. Şu anda dava halen Danıştay’da. Maalesef şirket, Rize İdare Mahkemesi’nin kararından kuvvet alarak bölgede ormanları kesmeye ve bölgeyi kirletmeye başladı bile. Bölgede tekrar tekrar gerginlik çıkıyor.

 
O sebeple, Danıştay’ın vereceği karardan da daha önemli olarak şu iki noktayı toplumsal olarak tartışmamız gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta Danıştay da hepimizin mahkemesi, maden de hepimizin madeni.
 
1. Bir bölgenin altın – bakır – gümüş – elmas vb. madeni çıkarılmasıyla zenginleşeceği iddiası küresel maden şirketlerinin en sık başvurduğu ikna yöntemi. Halbuki altın madenciliği ile bizlerin kazanacağı, maden şirketinin sermayesinin yerli sermaye olması durumunda Türkiye’nin kazanacağı DOĞRU DEĞİL. Maalesef dünyada altın madenciliği sayesinde zenginleşmiş örnekleri göremiyoruz. Çünkü kazanılan para ülke içinde kalmıyor. Bölgeden elde edilen gelir İsviçre, Londra gibi merkezlere uçuyor. Zaten dünyadaki 6 adet büyük rafineriden 4’ü İsviçre’de
 
Gelin görün ki İsviçre’de 1967’den beri tek maden işletilmiyor. Ama altın mevcut. Emin olun herhangi bir bölgenin altın ile zenginleşeceği doğru olsa İsviçre bu fırsatı kaçırmazdı. İsviçre’dekiler Alplerde altın çıkarmak yerine, 12 ay işleyen şahane lüks eko-turizm merkezleri yapmış durumdalar. Aşağıda resimlerini de koyuyorum. Ben Artvin'in aşağıdaki resimlerdeki gibi olmasını öneriyorum. Biz kuvvetli ülkeysek böyle eko-turizm merkezleri işletmemiz, buralarda beraber keyif yapmamız gerekmez mi? Niçin maden yaptık yapmadık diye kavga ediyoruz? Şu anda zavallı Cerattepe’de sadece bir tane eski püskü bir kayak merkezi var. Ama elimizde bir cevher var. Tüm zevkli ve yaratıcı mimar arkadaşları bölge için proje geliştirmeye çağırıyorum. Yaz-kış işleyen bir turizm cenneti yaratılabilir ve emin olun ALTINDAN ÇOK DAHA FAZLA PARA KAZANDIRIR. Bence böyle güzel kurumlar yapalım, beraber keyif çatalım.
 
 Çünkü altın çıkarılan ülkeler geri kalmış ülkelerdir:
 
a. Altın çıkarılan bölgenin suyu, toprağı, insanı siyanürden ve utaritten zehirlenir;
b. Bölgenin tarım, turizm ve hayvancılık geliri düşer;
c. Alternatif kalkınma potansiyeli yok olur;
ç. Etrafı toz bulutları kaplar;
d. Bölgenin ormanları, yeşil alanları kesilir;
e. Bölge genel olarak çirkinleşir;
f. İki-üç yüz kişi madende geçici olarak, son derece güvencesiz koşullarda iş bulur, madenler her an çökebilir, güvenli oldukları da yalandır. Kim çocuğunu ileride maden işçisi olsun ümidiyle yetiştiriyor? Kimin hayali maden işçisi olmak?
g. Bölge insanları genel olarak mutsuz olur, ayrıca da zengin olacakları, iş bulacakları ümidiyle de kandırılırlar.
 
2. Şu anda Cerattepe’de maden işletmecisi Etibakır şirketi Cengiz Holding’in parçası. Ama bu madeninin arkasında da aslında küresel sermayenin olduğu bölgede – çok konuşulmasa da – herkes tarafından biliniyor. Çünkü zaten küresel altın piyasası birkaç tane büyük şirket tarafından yönlendiriliyor. Daha önce Cominco bölgedeki altını çıkarmaya gayret göstermişti. Ama bölge insanının şanlı mücadelesi sonucunda, 2009 yılında Danıştay şirketin iznini iptal edince şirket bölgeden çekilmek zorunda kalmıştı. Karşımızda maalesef küresel sermaye var anlayacağınız. Öyle kolayına vazgeçmiyorlar. Bir şekilde bölgeden çıkarılsalar başka biçimde tekrar bölgeye girmek istiyorlar. Halbuki onlar da anlamalıdır ki uzun süreli zenginlik ve refaha ancak eko-turizm, tarım ve hayvancılık gibi sürdürülebilir, uzun süreli faaliyetlerle ulaşabileceğiz. Kendilerinin İsviçre’nin Alp Dağlarında – dünyanın başka yerlerinden elde edilen gelirlerle sürdürdükleri keyifli yaşamı – dünyadaki herkes için isteyeceklerini ümit ediyorum. Yoksa bu kavga sürer gider. Ne kazanan ne kaybeden olur.
 
Son olarak Türkiye’yi yönetenlere sesleniyorum. Kuvvetli bir toplum kendi kalkınma kararlarını verebilen toplumdur. Türkiye’nin kuvveti, kendi insanlarının kendi ekonomik kararlarını verebilmesi ile ölçülür. Cerattepe’de maden işletilirse, bölge geri dönülemez biçimde tahrip edilecek. Bir daha orada ne eko-turizm ne tarım ne hayvancılık yapılabilecek. Dolaylı yoldan da olsa birkaç uluslararası firmaya bağımlı bir ülke istemiyoruz. Zengin, refah içinde yaşayan, mutlu ve huzurlu bir Türkiye istiyoruz.  
 
ps. Aşağıdaki resimleri çeşitli turizm sitelerinden aldım. Hiçbirini kendim çekmedim. Fakat bölgeyi iyi temsil ettiklerini düşünüyorum. Resimleri aldığım siteler:
 
 
 
 
 
 

Defne GONENC

Research and Teaching Assistant / PhD Student
Center for International Environmental Studies
Graduate Institute of International and Development Studies
Maison de la Paix
1211 Genève 21 - Switzerland

Etiketler:

Misafir - 19.06.2017 01:18:14

  • Cesamin Özkan
  • Doğal olan yaşanıyor. Doğal olan ormanları akarsuları denizleri kısacası çevreyi asla umursamayan, bu ülkede kendilerini misafir konumunda gören unsurlar bu talan konusunda hız asla kesmezler. Ve o hızlarıdır ki toplumsal uyanışı hızlandırmakta ve millet olarak değerlerimize sahip çıkma potansiyelini artırmaktadır. Artvin bunu şimdiden yapıyor, sanıyorum ki Artvin'deki bilinç yurdun tamamına hızla yayılacaktır. Türkiye Cumhuriyetinin gerçek sahiplerine düşen ise şimdilerde yapılmakta olan tahribatları hızla gidermek ve bu tahribatlardan nemalananların elde ettikleri haksız kazançları ülkemize geri dönüştürerek bu yapılmış olan tahribatların onarımında, kalkınmamızda kullanmaktır. Yargı süreci ve işlevi zaten diğer önemli bir alan olacaktır.
  • Yazarın Diğer Yazıları